22/8/2007

Yaz seyir defterim 6 .İst.-Erdek a.inaler

h1

Önden kız... arkadan ben taşıma aracıyla  4 nolu aralığın ucunda tek kalan kolileri görünce derin bir nefes aldık..hemen kolileri kontrol edip değiştirdik.
Kız arabanın başından ayrılmıyor artık, kazasız belasız dışarı çıkıp, kolileri arabamıza yerleştirince rahatladık...
Artık çayı hak etmiştik..tekrar içeri girdik..İkea'nın bol porsiyonlu köftelerinle uzun süren bakışmalarım, sonuç vermedi..sadece çay ısmarladılar bana.
Akşam terasta çay ve bira sefası yapmayı düşünen ben..tüm gece  dolap montajı ile uğraştım.artık işin ehli olmuş hangi vidanın, hangi menteşenin nereye takıldığını ezbere biliyordum, adeta yap- boz gibiydi, heyecan ve zevk veriyordu insana..
11 ağustos.. Evin tüm eksikleri hemen hemen tamamdı..tek sorun aynanın, dolapların yanına fayans delmeden nasıl takılacağıydı, onu da fayans boşluğuna bir dübel ve biraz derby kullanarak hallettim..
Bir güzel giyinip doğru bahçelievler nikah salonuna, tabii ki, bizim oğlanın usta şöferliğive bölgeyi iyi bilmesi nedeniyle biraz bahçelievler turu attıktan sonra, artık arabamız çalışıyor kornasıda ötüyor..
Şöferimiz bizim oğlan epey ağzımızı yüreğimize getirdi, çok karışıyorsun diyorlar ama .. nasıl karışmazsın..sonra bana kızıp al sen kullan diyorlar birde..
15 dakikada bir kıyılan nikahlarda sıra 16.30 da bizimkine geldi..ortalık gelin damat dolu..neyse iki alkışta nikah bitti, bizim oğlan ipleri şimdiden kaptırmışa benziyor salonda klimalıydı içimiz ferahlamıştı..bizim damat ve gelin çok şıktı.. takılar, resimler vedalaşmalar...bu arada bizim hanımda epey davetiye dağıttı.

12 ağustos... saat 12.30  yarım saat rotorla bye dedik istanbul'a...


Bandırma boğaz köprüsü...  artık bizimde bir boğaz köprümüz var..ama bizde, üzerinde yürümek..ve denize atlayarak intihar etmek serbest...!





  1. Erdek


Ve akşamın 22.30...bugün bizim evlilik yıldönümümüz, kaçıncımı... tam 30 yıl.. dile kolay değil..iki insanın birbirine 30 yıl sabredip dayanması..hele erkeğin bu kadar  dayanabilmesi..! 
Erdek'te sahilde küçük bir bar önü...müzik.. bira.. ve ızgarada dumanları tüten çöp şiş...yan masada istemeden dinlediğimiz her yanına oturana hayat hikayesini anlatan orta yaşlı bir kadın..
Sahilde insanlar günün yorgunluğu ve akşam yemeğinin rehavetiyle salına salına yürüyor, çocuklar bisikletle geziyor, deniz sessiz.. sakin, gökyüzü pırıl pırıl parlak yıldız dolu..müzik mi..!  Hello darkness.. my old friend..(Sound of silence.)

Anlatmadan oturuyoruz bir müddet, ne anlatalım ki, nereden başlıyalım ki dile kolay 30 yıl..üniversite nedeniyle yıllar önce yuvadan uçan kuşlar..

Önümüzden geçen bir ailede yoğunlaşıyor ikimizin bakışlarıda Büyük anne ve baba bebek arabasını itmeğe çalışıyor, bebek ağlıyor..anne baba arkada.. hemen arabanın yanında yaklaşıyor, anne bebeği şevkatle kucağına alıyor...bebek ağlıyor...

 

Gözyaşları olmasın

 

Bebek niye ağlar anlamalıyız

Karnı aç mı yoksa bir derdi mi var

Belkide oynamak istiyordur o

Belkide sevilmek istiyordur o

 

Ağlama sen bebeğim

Ağlama sen bebeğim

O güzel gözlerinde

Gözyaşları olmasın

 

Bebek mutlu olmak seninde hakkın

Açlıktan çok uzakta, özğürcesine

Mutlu yarınları vermemiz gerek

Seni bu dünyaya getiren bizler.

 

Ağlama sen bebeğim.....

 

Yukarıda yıllar önce kızımın doğduğu günlerde yazdığım ve müziğini de yaptığım bu dizeler geldi
 aklıma...ve şimdi o bebek  haftaya evlenecek...
Nasıl geçti habersiz...o güzelim yıllarım...demek geliyor içimden..

Hanım Band. evde bu sıcaklarda konu komşuyu toplayıp gülüş cümbüş düğün hazırlıkları yemek, pasta gibi şeyler yaparlarken, sakın akşama kadar eve gelme dediği için bende zorunlu olarak Erdeğin bu sahillerinde güneşlenerek ve denize girerek  vakit geçiriyorum.

Düzler sahilinde günbatımını akşam eve dönüşte bu sahillerde yakalayabildim, güneşin kara ile bulştuğu nokta, yukarıda denize girdiğim kamp..burası da evimize araba ile10 dk.uzaklıkta..ama hava o kadar farkediyor ki,burada bol oksijenli, rutubetsiz nefis bir hava..bandırmada ise rutubetli, ağır yapış yapış bir hava..

bendeniz, güneşin batışını kapatmışım ama, otomatik çekim  o kadar hata olacak.

14/8/2007

Yaz seyir defterim.5 İstanbul. a.inaler

h1

7 ağustos...
Bandırmanın rutubetli sıcak ağır havasından kaçıp bir günlük Erdek  gezisinden sonra tekrar İstanbul yollarındayız, şans.. haftanın tek 15.30 da giden  Deniz otobüsüyle 3 saatlik bir sıkıcı bir yolculuk...
yarın kızın koltukları gelecek.. onlara göre perdeler alınacak..ayın  11.de bahçeli evlerde  nikah..falan fişman  neler neler..
8.ağustos..
Evde nöbetçiyim..oturma odası takımlarını bekliyorum...


terasda da bol bol çay ve bira keyfi yapıyorum..Onlarsa ana kız eksik tamamlıyorlar. daha kaynanaya elbise bulamadılar (Hanıma).. Beşiktaş'ta yok..
Neyse tepe mobilya elemanları gününde ve saatinde geldiler.. 7.kat canları çıktı çocukların...
bereket 2 saatte kurdular tüm getirdiklerini..
kız berbere gidince hanım beni aradı.. e..yanlız kaldı ya, başka türlü aradığı yok..
- yarım saate şişli camii önündeyim  dedim.elbise.. ayakkabı bakacak.
neymiş efendim.. abiye kıyafetmiş..sürükledi beni nişantaşı sokakları arasına, oraya gir, buraya gir ..boy post olmayınca tabi ki işi zor..baldız uyanık şubat ayında aldı..
Bak dedim şurada rumeli cad. girişinde.. abiye yazıyor.
Girdik  aman allahım ne elbiseler.. hepsi de sahne sanatçıları.. şantözler.. dansözler için.. 1.5  dan başlıyor .. hemen kaçtık..
bir başka mağaza...  hanım tezgahtarın şişirmesiyle beğendi..nerdeyse alacak.. kaynanam bile giymez..kıza da soralım dedim zor çıkardım içerden...
diğer mağaza ... burda biraz daha uygun ve güzel modeller var..2 tane beğendik..
berberde işi bitince kız da geldi... siyah olmayacak.. aşırı renkli olmayacak..arkası açık olmayacak...
Velhasıl kahverengi..askılı bir model oybirliğiyle beğenildi..
Şimdide altına ayakkabı..aman allahım...
neyse o işte damat tarafından Beta da halloldu...
Şimdi bir eksik   banyo dolabı...piyasadakileri beğenmiyor...İkea da görmüş onu bekliyeceğim diyor gelecekmiş..
Zavallı ben valize her ihtimale rahmen mayomuda koymuştum..bana göre iş olmaz bol bol maslaktaki havuza giderim diye..
Doğru maslağa gittim ama..kızın güneşte fazla durunca çalışmayan arabasını yaptırmak için, güya yeni yaptırmıştı..tekrar geldiler.. onlar gelince çalıştı..gittiler..tekrar çalışmadı..yoldan döndüler..tekrar çalıştı..ama arızayı gördüler.. marş motoru tekrar sökülecek..
- arabayı  stop ettirmeden maslağa getir dediler..tamam dedik
- profilo E-5 çıkış  tam bir önümdeki araca E- 5 den gelen bir araba çarpmaz mı..araç önümüzde savruldu..yolun yarısı tıkandı.. bereket arabayı stop ettirmedim. ortalık karıştı.. neyse aradan sıyrıldım..hava sıcak..bunalmışım..girmem mi yanlışlıkla levent sanayi mahallesine...öff..
maslağa   Atatürk sanayi bölgesi 2.girişine ulaştım ama.. gelde bana sorun..
Yarım saate arızayı..yaptılar.. kornayıda çaldırdılar.. çalmıyordu..
10 ağustos..
Zeytinburnu  perdeler beğenildi.yarın teslim..yedikule de dünürde  nefis bir içli köfte..hemde öğle sonrası tüm sıcak havaya rahmen..
akşam üstü... profilodayım garantisi dolmadığı için bozulan  fot mak.teknosaya bıraktım mudodayım kendime bir şeyler bakıyorum, bir ceket giydim ,tezgahtarda  çok yakıştı tam size göre diyor, nerdeyse ikna edecek yalnızım, teslim olmak üzereyim.. ...tam o an telefon çaldı..
- baba İkea'ya mutfak dolabı gelmıiş dedi...siz yorgunsunuz ben gidip alacağım...
- kızım olurmu... beraber gideriz ..hem gece vakti sonra araba yolda molda bırakır...
- profilo yolundan alın beni...ceketi tutuışturdum tezgahtarın eline...
.....yorgun olan hanımda kızının yanındaydı..gezmek oldumu canlandı..
Artık araba her marşa basışta çalışıyor ve kornasıda ötüyor...kızım çok mutlu..

- 2 tane dolap var dedi İkea da ki görevli... reyondan kaldırdık.
- ehh.. işi öğrendik ya.. hemen aşağıda ki depoya indik..
verilen adreste ki rafta duruyordu dolap kolileri, hemen taşıma arabasına attık, damatla ikisi çok beğenmişti bu dolabı..eh.. dolap işide tamam dedik..arabayı kenara bırakıp ve başladık depodaki rafları gezmeğe..belki uygun bir şeyler görürürüz..
inşallah bu koliler arabaya sığar dedik ve bir şey bulamayınca çıkalım .. arabaya yerleştirelim dedik.
koli arabasının yanına gelip, kasalara giderken ,kolideki yırtık dikkatimi çekti..birde eğilip baktım ki bizim iki koli darbe görmüş, dolap suntaları hasarlanmış...
Muhtemelen bir araba çarpmış..veya vinç..
- ey vah dedi kız bir tane kalmıştı..o da satıldıysa...oturup ağlarım..
tekrar geriye koşa koşa aldığımız rafa...nerdeydi o raf..4. sıramıydı..
- ya satıldıysa..


6/8/2007

Yaz seyir defterim. 4 Ayvalık a.inaler

h1

5 tem...

Yoğun koşturmacalarla ve bayanların büyük zevk aldığı, alışverişle geçen sıcak istanbul günleri  benim için azap haline gelmeğe başlamıştı, İkea'dan beğenilip alınan eşyaların kurması, montajı yine bana düştü, tutulan ev 7.kat ve maslak gökdelen manzaralı teras akşamları püfür püfür esiyor ama yine de sıcak., son olarak zeytinburnu perdeciler çarşısında öğle güneşi altında perdelik seçimleri için saatlerce gezmeler.. neyse ki çabuk beğenildi ve   dikimi de çabuk sürdü, ayni gün akşam üstü alınıp yerlerine takıldı..

İyi ki dedim içimden ilk geldiğimiz gün Beyoğlunda biraz gezmişik, neyse ağustosa kadar pek yapılacak iş kalmamıştı,, artık kaçma zamanı gelmişti İstanbul'dan..

Oğlan bizimle gelmedi, fethiyede 1 haftalık yat turu ayarlamışlar..damat adayı çalışıyor izin yok..kız düğüne kadar izinli..salon takımı ağustos'da gelecek..o zaman burada bize iş yok..

Cuma günü öğleye doğru..aylardır özlemle beklenen yağmur bulutlarının sağanağa dönüştüğü saatlerde çıktık yola, aniden bastırdı ve uzun sürmedi ama.. yetti trafiğin canına.

Birkaç günlük bandırma molasından sonra hanım kız ve ben  rotamızı ayvalık körfezine doğru çevirdik.

Artık Altınovada ki yeni evimizde klasik bir yazlıkçı havasına girip monoton geçen günler içine bırakmıştık kendimizi..deniz, güneş..kum..ve  sazlı bahçede midilli adası manzaralı soğuk bira içmeler..birde yeni eve yeni eşya seçimi....burada da sıkıntı bastı bana..ne kadar itiraz ettiysem..2 ye karşı bir oyla kaybettim..yine bir sürü masraf..


 


Ortunç tatil köyü...ve doğal piknik yeri, arkada pınar  adası... yol kenarında, araç park yer var ufak taşlı bir plajı var. mavi bayraklı bir koy.

 

!4.tem.
Hafta sonu İst.dan misafirlerimiz  vardı, kızın nişanlısı ve dayısını oğlu ve nişanlısı ve birde Band.dan hanımın öğrt. arkadaşı ve ekibi, onlar daha önceki kaldığımız eve yerleştiler..bizimkilerde bizim eve..
tatil kalabalıkla güzel oluyor..
- biz c.tesi akşamı  adaya gidiyoruz dedi gençler.. okeyledik..biz sonra size katılırız.
geç saatlerde vardık adaya, hala çok kalabalıktı masalarında zor yer bulabildik..
rakı balık ayvalık  tüm masalar neşesini bulmuştu..az sonra bir şamburtu...deniz tarafındaki masadan bir baba.. gençlerin babası sanırım.. sandalyesiyle birlikte denize.. cumburt.
-  eyvah babam düştü diyordu bir genç kız..düşene gülünürde denize düşene nasıl güleceğimizi bilemedik..ama yinede bir çeşit güldük...
adam sırılsıklam denizde.. karizmatik biri belli, karizma gitti.. bozuntuya vermiyor..
ellerinde havlu bulunan birkaç garson ve masa eşrafı ile sessizce terketti restoranttı
- Biraz öncede bir garson düştü dedi bizimkiler..
e..olanlar, olmuşlar dökülüyor

Balıkçı lokantaları. cunda adası

Bu güzel gece gençlerin sarımsaklı luna parkta ki moto kros yarışmasıyla noktalandı..sabah karşı ekip, eksiksiz ve sağlam olarak döndü evlere.
Pazar akşamı  kızıda gönderdik ist.a

Cunda adasının 5 km batısında ortunç  tatil köyünün yanında ki koyda hamak sefası..


 

21 tem..

Geleceğe, yarınlara, umutlara ve de Baykala (istemeye istemeye) oy atmak için kat ettiğimiz 250 km.

yol ve pazar  günü kullandığımız oylar, ve akşamı şok oy sonuçları..e..halk böyle istedi.. ak partiye 5 sene daha devam hadi hayırlısı..

23 tem.. emekli adayı hanım bugün okulla ilişkisini kesti.sigorta prim birleşmesinde bazı sorunlar çıktı..iş uzayabilir dediler. Ank. dan cevap beklenecek.


Cunda adasının mercanlarla ve balıklarla dolu akvaryum gibi mavi sularında gezi teknelerinin molası.

 

Piknik yerimizin tam karşısı, gün boyu gözlükle bol bol seyrettim deniz altı güzelliklerini, deniz altı kamerasıyla birazda resim çektim..kamera biraz buhulandı ama bakalım, kefal ve mercan görüntüleri  nasıl çıkacak


 

 

22 tem.

Dün gece Bandırma da bir arkadaşın kızının düğününü de yaptıktan sonra ver elini Altınova.

Ayvalık körfezinde gün aşırı çeşitli koy ve kumsallarda geçen nefis günler günler, yeni evimizde ki komşularla tanışmalar, onların gelen giden misafirleri, asma koruklarında yaptığım koruk suyu, mayıs ayında topladığım yapraklardan yapılan nefis dolmalar...

hele birde denizden  çıkan taze çupra..ve mangal...

Sarımsaklı sahilinde ki genç-türkcell   kenan doğulu ve hepsi konseri...

1 ağustos...

Doğum günüm evdeyiz, eşim ve ben.. asmanın altında mangal ve üzerinde 2 çubra..kendimize kadar ufak bir masa..pasta yok.hiç aklımızada gelmedi.. sessiz ve suskunuz..rakı zor gidiyor..hava sıcak mı sıcak, etrafımda uçuşan sivrisineklere karşı her tarafıma kov sürdüm.. hanımı etkilemiyor..

Asmanı üzerinde sararmağa başlamış üzüm salkımlarıyla bakışıyorum uzun müddet, asma yaprakları arasına giren bir cırcır böceğinden yarim saatir her makamda şarkılar  dinliyoruz.

Gecenin orta bir yeri suskun bakışlarımız bir yerlere götürüyor her birimizi..

- e..daha daha diyorum..hanıma.

- ben anlattım şimdi sen anlat diyor..gülüşüyoruz.

yan komşu balkonunda bir telaş bir koşturmaca göze çarpıyor, yemek masaları hareketli,,4 aylık yeni bebekleri nisan..dedesinin kucağında bakınıp duruyor.

ve ışıklar saçarak bir pasta geliyor masaya.

-- iyi ki doğdun....ve alkışlar..

bizde uzaktan eşlik ediyoruz alkışlara.

- iyi ki doğdun...

damatlarının doğum günüymüş

biraz sonra benim doğum günü masama çeyrekte olsa nefis bir pasta geliyor..

 

6 ağustos..

Dün akşam sitenin yıllık genel kurulu yapıldı, ayni yönetici devam..bizde bu sabah toparlanıp erkenden veda ettik Altınovaya, yarın Bandırma..salı İstanbul...

2/6/2007

Ayvalık'tan selamlar. a.inaler

h1



Yaza merhaba diyen tekneler


Yine epey ara oldu sanırım bu satırlardan uzak kalalı, eh.. ancak fırsat bulabildim, çadır bir internet kafeden çok sıcak bir ortamdan yazıyorum, dışarısı felaket sıcak denizden yeni, çıktım,denizse nefis... 15 gündür buralardayım, evin bakımı badanası, bahçe işleri derken bir türlü fırsat bulamadım.biraz kaldıktan sonra  İstanbula kıza ev işlerine yardımcı olmağa gideceğim, ev fiyatlarıda çok yüksek diyorlar moralleri bozuk, neyse en kötü oturduğumuz evi biraz derleyip toparlarız diyorlar..

Şimdilik bu kadar çadırnette nefes alamıyorum .kaçtım.. selam ve sevgiler..


Ayvalıkta günbatımı yakaladığım bir görüntü..


Altınova. evin balkonunudan bir akşam kızıllığı..





23/2/2007

Olimpos.a.inaler

h1


Antalyalara gidipte uğrayamadığım içimde uhde kalan bir yer,Olimpos, bir ara bizim oğlan gitmişti
 okul arkadaşlarıyla, sonra her yaz fırsat bulupta kaçıp gittkleri huzur buldukları bir yer oldu, genellikle gençliğin takıldığı bir yermiş. o zamanlar kadirin yerinde bir yer bulmuşlar kendilerine, tahta barakalar arasında taşlar üzerine kurmuşlar çadırlarını.

img523/9290/phto0084mu0.jpg
Tahta barakalar
Geçen hafta gazetelerde Olimpos'ta '' Kadirin yer '' i, yandı haberi dikkatimi çekmişti,
Açık bırakılan bir elekritrikli battaniye neden olmuş yangına, epey baraka yanmış,
internette girip Olimpostaki konaklama yerlerini şöyle bir gezince, elimdeki oğlumun çektiği eski resimlerle kıyaslayınca epey değişim olduğunu farkettim.epey eller uzanmış buraya, neyse sit alanı, fazla tahrip edemiyorlar.


img88/7596/phto0086bx5.jpg
Genellikle öğrenci gençliğin çadırlarını alıp kaldıkları bir yer, çevredki doğal ortam bozulmamış,
biraz rahatına düşkün olanların rahat edemiyeceği bir yer konumunda, sabaha kadar gençlerin bitmeyen çadır muhabbetleri, sazlı sözlü eğlenceler, entel gitar takılmalar yani bitmeyen bir gün yaşanıyor burada.


img88/1147/phto0081vl7.jpg
Barakaların arasında dolaşan, kazlar, ördekler,tavuklar ayrı bir renk katıyor ortama, az ilerde atlar eşekler, doğal bir ortam.
Olimpos dağına tırmanıp, burada kayaların arasından çıkan yanıcı gazın alevlerinde pişireceğiniz, hele birde iyice açıktıysanız, sucuk ekmeğin tadına doyum olmuyormuş.





img88/6720/phto0056yd5.jpg
Olimpos dağı kıyısında bir koy.

Birazda aşağılarda ne var deyip meraklanırsanız, sakın mayosuz yola çıkmayın. yoksa mayosuz atarsınız o mavi sulara kendinizi, çam ormanları arasında mis gibi çam kokularıyla doldurmak isterseniz ciğerlerinizi yukarıdaki görüntüler kucaklayacaktır sizi, akdenizin masmavi koylarındaki mavi pırıl pırıl bir deniz merhaba diyecektir size, sanki kendim gitmiş gibi anlatıyorum ama, ne bileyim içimden öyle geliyor.. bırak dokunmayın hayallerime.. belki birgün bende...

aşağıdaki müzikle okuyup bakarsız sizde havaya girersiniz.








13/2/2007

Kazanan kim...a.inaler

h1


Hani  hatırlarsınız geçen kış bu aylarda hepimiz evlerde kapalı kalmıştık, bizimde 15 günlüğüne geldiğimiz İst. tatili bir aya yakın bir zaman sürmüştü, okullarda tatil uzadığı için, hanım ve ben evde kapalı kalınca çocukların evde ne kadar yapılacak işi varsa hepsini yapmış, bitirmiştik, her taraf 20-30 cm kar olduğu için çıkıp gezme olanağı  fazla olmamıştı, ama yine de kapı önlerinde, sokak aralarında gezinmiş, profilo ve  cevayir alışveriş merkezlerine gidebilmiştik.

img164/6809/cimg3119zc5.jpg




img164/6268/cimg3120gd8.jpg
Kar ve dalların oluşturduğu  görüntüler.


img253/8000/cimg3130mu3.jpg

Gündüz utanma duygularıyla sınırlandırdığımız içimizdeki çocuğun kar üstünde kayma arzuları, çocuklarımız ve kuzenlerimizin teşvikleriyle,  sokak aralarında  onlarında pek  fazla vakit bulup tadamadığı bu güzel duyguları, onlarla birlikte paylaşmıştık.
Bu sömestre tatilinin bir kısmını hanımla Altınovada geçirdik, bir kısmınıda hanım benden ayrı olarak, kız kardeşi ve çocuklarıyla(karne ödülü) birlikte,İst.da geçirdi.bu güzel havada bol bol gezip alışveriş yaptılar.
Sonbaharın bitmediği adeta baharla kucaklaşıp bütünleştiği bu günlerde, bir iki saat havada uçuşan kar tanecikleriyle, havadan yere düşmeden buharlaşan yağmur tanecikleri bize ne sert, ayaz dolu kar soğuğunu, ne de yağmur tanecikleriyle kucaklaşan toprak kokusunu hisettirdi.

Suların çekilmesi, şu anda gördüğünüz yeşillikler bu yaz bir metre suyun altındaydı

  Bir şeyler değişiyormuydu yaşadığımız kürede, doğanın dengesimi bozulmuş, şakulümü kaymıştı, gerçi bizden de eskiler  yıllar öncede olmuştu böyle kuraklık, dereler kurumuş balıklar ortaya çıkmış, bırak canlı kalanları yemeği, ölenlerle birlikte kokmasın diye toprağa gömmüştük diyor..doğrudur olmuştur en aşağı 50-60 yıl öncesini söylüyor
, o zaman ülke nufüsü 20.25 milyon ve çevre kirlenmesi yok.ve de tarih kitapları yazardı kuraklık nedeniyle büyük göçleri
Ama şu anda tüm insanlık elbirliğiyle dünyanın altını üstünü oyuyoruz, her yıl binlerce otomobil yollara
çıkıyor, ormanlar yanıyor, ağaçlar kağıt olup yanıyor, sular kirleniyor ve insanoğlu dengesiz bir şekilde çoğalıyor.velhasıl sonumuzu hazırlıyoruz neyse iinsanoğlu kıyamete bile gerek kalmadan  bu işin sonunu getireceğe benziyor.
Bu gelişmelerden sonra kendimi ve bizim nesili çok şanslı hissediyorum, elektriğin kasabamızın dağlarından gelen pırıl pırıl berrak ve gürül gürül akan suyunun çevirdiği  dinomasından alındığı ve çevreninin tertemiz, içinde  yüzdüğümüz derelerimiz olduğu günlerde yaşadık ve çocukluğumuz böyle ortamda geçti..çok değil 35-40 yıl öncesiydi bu günler, şimdi  o yerlere bir gözattığımızda, bunların çoğunu kaybetmişik..ne öyle akan gürül gürül sular var nede temiz çevre, ama bunları kaybederken neler neler kazanmışık, buzdolapları, arabalar, uçaklar,tv. pc. havada uçuşan resimler, sesler, mesajlar ve neler neler..
Biz insanoğlu çok şeyler kazandık son yüzyılda..dünya kaybetsede birşeyler..
Ne güzel olurdu hep beraber kazanabilsek..



                                        Sevgisiz kalmayın...
.                        Tüm sevenlerin sevgililer günü kutlu olsun



2/2/2007

Ah İstanbul.. Vah İstanbul...a.inaler

h1


Yıllardır İstanbul'a git-gel fındıkzade Haseki'de otur, Beyazıd, Sultanahmet Eminönü'nün altını üstüne getir ve sonra sen koca Mimar Sinan usta'nın muhteşem eserini görme, İst.üniversitesinin hemen arkası, tahtakalenin sırtları, galata köprüsünden bakınırken  her zaman göz göze gel...ve görme olacak iş.. maalesef olmuş.. ee..herşeyin bir vakti saati varmış.o da bizim kızın yeni çalıştığı şirketin çıkardığı İstanbul dergisi eşantiyon bir şekilde elime ulaşmasa, ve oradaki Süleymaniye camii yazısını okumasam, kimbilir bu ziyaretim hangi bahara kalacak..

img165/3567/hpim1929a700x532gu7.jpg
Eminönün'den Süleymaniye camisi.

İçimde bu utançla öfleye püfleye ulaştığım cami avlusunun yılların ağırlığını hisettmiş taş yollarında
yürürken, caminin sağ tarafındaki mezar taşları ve biraz ilersindeki taş türbe dikkatimi çekti, birkaç arkeoloji öğrencini bazı mezar kenarlarında kağıt kalem ellerinde not tutarken gördüm, ve de günümüzün insanlarının ettikleri dualar, geçmişin derinliklerinde yaşamış saray efradını mı yoksa kendilerini kurtarma çabası içinde kendilerinemiydi.
Dolaştım durdum mezarlar arasında, hani bir fatiha oku derler , bir an düşündüm hani bizim hükümetteki, meclisteki bakanlar milletvekilleri geldi aklıma, veya başbakanların çocukları, gelinleri yeğenleri, damatları vs..bunları yaşamları boyunca demediğini bırakma, sonra ölünce bunları meclise göm, bunlara makamına göre mezar, türbe yap.ve 200-300 sene sonra insanlar gelsin, bunların başında dua etsin, şifa ,dilek dilesin..olurmu..olmaz diyene şaşarım.
Yinede allah hepsinin günahlarını affetsin..
.
img117/2923/hpim1953700x532vd2.jpg
Galata köprüsünden süleymaniye.
Galata kulesini arkana alıp, haliçin içinde bir oarya bir buraya koşturan   motor ve teknelerin eşliğinde güneşin batışını süleymaniyenin bu güzel görünümü ile seyretmek insana büyük bir mutluluk veriyor.

img117/3817/hpim1936700x532xd3.jpg
Süleymaniye camisi

Demek ki insanoğlu kanında var, günümüze yansıyan bazı alışkanlıklar, ölünce bile saltanata yakın olma tutkusu devam ediyor..Muhteşem süleyman kapalı türbede yatıyor, hanımları, kızları,  çocukları yanında, sülalesi ve diğer yalakaları dışarıda..
Ha birde günümüzün çok tanıdık bir ismi dikkatimi çekti, türbenin sol arka tarafında bir yere sıkıştırmış birileri onu..Hafize Özal..bilmem Rahmetli Turgut Özalla bir ilgisi varmı.

img117/7601/hpim19280001cy4.jpg
Caminin içi..

Muhteşem bir sanat eseri yaratmış koca usta Mimar Sinan, sağolasun nur içinde yatasın
koca usta ve ona bu olanakları açan kanuni Sultan Süleyman, 1550 yılında yapımına başlanan bu külliye Ayasofyaya rakip olarak düşünülmüş ve mimar sinanın kalfalık dönemine rastlamıştır.
Akustiği muazzam, içeride 300 yakın mum yandığında öyle bir havalandırma varmış ki  içerde is oluşmazmış.bütün kandil isleri is odasında toplanırmış, bu külliyede cami, 4 medrese, bir tıp medresesi, darüşifa, kütüphane, hamam.ve dükkanlar mevcutmuş..

img117/9710/hpim19280002bj3.jpg
Muhteşem kubbesi..

img117/7472/hpim19260001pu2.jpg
Kanuni Sultan süleymanın türbesi, kanuni, eşi hürrem sultan ve aile efradının
mezarları..


img117/4376/hpim19260002ae2.jpg
Türbenin muhteşem iç mimarisi

img117/5844/hpim1937532x700vf2.jpg
Mimar Sinanın Türbesi.



img117/2001/hpim1942700x532vj2.jpg
Mimar Sinan'ın mezarı

Ölümümünde birkaç yıl önce  kendi türbesini ve  mezar yerini hazırlamış..Türbesi, muhteşem eseri süleymaniye külliyesi dışında kalmış, cami duvarlarını halıçe bakan kısmında, arada ara bir yol var, niye içeri alınmamış bilemiyorum, belki saray eşrafından olmadığı için veya vardır bir bildiği koca ustanın, belki oradan doyasıya seyretmek istiyordu süleymaniye camisini.

10/1/2007

Ah İstanbul.. Vah İstanbul...a.İnaler

h1

 Uçuk şehrin, kaçık insanları arasında, eski İstanbul'un yok edilme savaşına karşı mücadele eden o taş sokakları arasında dolaştı bir başına bu günün yorgun bedeni, gezdi yoruldu, gördükçe yoruldu.
Boş gezinen insanlar, tarayıcı bakışlarla herşeyi inceleyerek bakan insanlar, sevdiğine sarılıp dünyayı gözü görmeyen insanlar, çantasını kaptırmamak için sımsıkı sarılıp,
ürkek adımlarla yürüyen insanlar, her nefes alışta dünyayımı yoksa kendisinimi
bitiren insanlar. ve bu dünyayı ben yarattım diyen insanlar.
Biz mi yiyip bitiriyorduk bu yorgun kenti yoksa o mu bizi..zıtların mücadelesi, iyilerle kötülerin mücadelesi gibi bir şey bu, kimileri yok etmek, yıkmak için uğraşıyor, kimileri korumak, kimileriyse yıkıp yenisini yapmak için.
Ama gerçek şu ki, iyi, sağlıklı yetişemiyenler hızla çoğalıyor, bu hızlı çoğalma iyi, ekonomik gücümüz nedeniyle bilinçli ve kaliteli bir nesil yetiştiremiyor bu toplum, önceden kentlere ulaşamıyan bu sorun, edebiyat sayfalarından çıkıp küçük burjuvazi ve burjuvayı rahatsız etmeğe başladı, burjuvazi kendini ne kadar özel güvenlikli dağ ve orman ve deniz kenarındaki  sitelere  atsada, bir müddet sonra bu sorun yine yanıbaşında bitiyor, iletişim, ulaşım hızlı bir yerde, bir gün önce uzak bir dağ köyündeki insanlar, bir gün sonra her türlü töresi, adeti, gelenekleriyle,sorunlarıyla yanı başında,  eğer medeniyet, refah, huzur gidemezse oraya, onlar bunların arayışı içinde, koşup gelirler umutlarının hayallerinin, ekmeğinin  peşine, yanlışlar var, gelişme çabasındaki ülkemizde, ne kadar çabalasakta gelişen dünyanın hep arkasındayız
Beyoğlu İstiklal caddesinde yürüyor yalnız, sıkkın, endişeli bakışlar.. insanlar yürüyor, sanki arı kovanı taksim girişi, onlarca giriyor onlarca çıkıyor, genelde genç, birazda entel bir kesim.ve birazda karışık kesim.
Geçen kış beğenilmeyen kaldırım taşları değişmiş, estetik olmasa bile, ayağında kaymayan ayakkabı varsa, biraz daha rahat gibi geldi bana.

img135/3793/hpim2018jl4.jpg
Beyoğlunda tarihi taş binaya yaptığımız mimari katkımız


img442/4964/hpim1971rk9.jpg
Karaköy'deki tarihi yapılara bizim mimari katkımız.!


img300/6536/hpim1998ni4.jpg
Beyoğlu tarihi binalarımıza yaptığımız muhteşem estetik katkımız..!

img201/8546/hpim2008456x600342x450io0.jpg
  Beyoğlu'nun mimari şaheseri , bu kadarda olmaz dedirten biz
   uyanık türklerin bir eserinin görüntüsü..!


Taşlar, taşlar.. eskiden bize kalan mirasa sahiplenen, bize ulaşan doğanın yıpratamadığı taşlar, tarihin yıllar, asırlar önce yonttuğu şekil verdiği taşlar çok şey anlatıyor bizlere ama ..anlayana, keşke emanetimize aldığımız bu tarihi koruyabilseydik diyor insan ama, ne yazıkki ne tarihimizi ne de insanımızı koruyabiliyoruz.
Caddenin içlerine doğru yürüdükçe Beyoğlunun o nefis yemek çeşitleri görüntülü lokantaların vitrinlerine, içtah kapatan düşünceler içinde şöyle bir bakmadan geçemedim,  direndim, teslim etmedim kendimi elinde kepçeyle tabaklara yemek koyan aşçını önüne,  son günlerdeki aldığım kiloları İstanbul'da bırakmak niyetindeydim. hele 2 gün önce Galata kulesinin alt tarafındaki caminin yanına açılan Konak  pastane ve cafe'nin boğaz manzaralı terasında kızım ve damat adayı tarafından bize verilen o nefis ziyafette ne ben ne de hanım yine kendimizi tutamamıştık,kaybettik kendimizi o güzelim yemeklerin arasında sahibi bizimkilerinin arkadaşıymış, her şey çok güzeldi neyse rejime sonra başlarız dedik. ve kısacası bugün rejimdeyim.hiçbir şey yemek yok.


img441/4739/hpim1982iq7.jpg
  Konak pastane ve cafesi. terasa sol kapıdan asansörle çıkılıyor.

img441/2756/hpim1947hm4.jpg
  Rastgele İstanbul...umudumuz oltanın ucunda

G
alata kulesinin ara sokaklarından aşağı doğru sallanınca, karaköyden  galata köprüsünün eminönü ve süleymaniye manzaralı muhteşem görüntüsü kucaklıyordu insanı, bugün pazar olduğu için köprü sağlı sollu balıkçıların umutlarına ortak olmuştu. güneşli nefis bir hava, tüm düşüncelerde uzak, oltanın ucundaki tüylü iğnelerde yoğunlaşmıştı bakışlar.
 Çok seneler önce benim içinde tutkuydu balık avı, ama o seneler daha boldu sanırım, bir keresinde Erdek hava kampında, 1974 temmuz kıbrıs çıkarma günleriydi, çapariye çıkmıştık, körfezde dolaş dolaş birşey yok, sonra bir sürüye denk geldik, çaparaları attığımızla, dolu olarak çıkardığımız bir oluyordu öyle bir saldırıyordu ki  istavrit. bir tenekeden fazla tuttuk o da yeter dediğimiz için, o akşam kampın akşam yemeğine extra istavrit çıkmıştı.

img412/7403/hpim1958ub8.jpg
 çıtır çıtır istavritler
Bugün yakalanan istavritler genelde çıtırdı, ama bunların kızartması nefis olur kılçık mılçık hak getire, tut kuyruğundan at ağzına..
Aman... yine boğaz dedine düştük bugün ben rejime başlamıştım sahi..acaba hayalde olsa böyle çıtır istavritlerle dolu, bol limonlu marullu bir masayı düşünmek kilo aldırırmı insana..
Eminönün'den Süleymaniye camisine doğru yürüşüne devam ettim, Bizim kızın ilk sayısını çıkardıkları İstanbul dergisinde görmüştüm resimlerini, özellikle mimar sinanı ve bu güzel eserini ziyaret etmek isteği uyandı içimden..
Tahtakaleden yukarı doğru çıkmağa başladım, pazar olduğu için işyerlerinin çoğu kapalıydı ama her sokak seyyar satıcı ile doluydu..insan manzaralarıda değişmeğe başlamıştı, ara sokakalara girmeden herkesin yürüdüğü kalabalık sokaktan yürümeyi tercih ettim, önce güvenlik dedim içimden.
 Koca usta Mimar Sinan'ın Süleymaniyesinin muhteşem minareleri  tahtakalenin virane sokakları arasından görünmeğe başlamıştı.

30/12/2006

İyi bayramlar ve yeni yılllar. a.inaler.. İst

h1

Yorucu ama keyif verici ve gönlümüze göre sonuçlanan bir körfez gezisi, bir kaç günlük Bandırma ki evde dinlenmeden ve yarı kalan işlerin bitirilmesinden sonra.dün gece ayağımızın tozuyla İst.da soluğu aldık.

Bu sene değişiklik olsun ve biz çocuklara gidelim dedik, yılbaşı ve bayram ayni gün olunca özel proğramların çoğu iptal oldu ve bayram daha ağırlık bastı.herkes İstanbul'dan kaçarken biz bu bayram İst.a misafiriz.

 

Foto: a.inaler    Güne veda

 

 

 

Foto: a.inaler     Ayvalık akşam üstü çay vakti..

 

 

 

 

 

Foto: a.inaler   Altınova'dan selamlar...

 

 

 

 

 

Foto: a.inaler      Balıkçılar

 

img142/6128/hpim1907ih0.jpg

 

Çektiğim bir kaç resim karelerinden  paylaşmak istediklerim..

 

Tüm blog arkadaşlarımın ve buraya uğrayan dostlarımın mübarek kurban bayramını ve yeni yılını

en içten dileklerimle kutlar, sevdiklerinle, sağlık ve huzur dolu nice mutlu yıllar ve bayramlar dileriz.

                                                                                                                  İnaler ailesi......

 

Bu yıl çok kısa zamanda çok şeyler değişti yaşamımda, 15 gün ayvalık sahillerinde ev aramalar, koşuşturmalar istediğimiz şekilde gelişince huzura erebildik..Ayvalık dönüşü çocukları bayrama beklerken, önce sercan ben yokum dedi.. Bulgaristana kayak yapmağa gideceğiz, kız'da İst'da yılbaşı için kalmak istediği için en iyisi biz gidelim dedik, Dünürlerde yılbaşı için davet edince  Yedikule'deki evde sazlı sözlü şiirli çok güzel bir yeni yıl geçirdik, ellerine sağlık çok nefis sivas yöresi yemekleri hazırlamışlar..gençler çok geç olmadan bizi eve bırakıp, kadıköydeki arkadaşlarınla buluşmak için ayrıldılar, sadece sercan yoktu gecede.. onunda bulgaristan vizeleri alınamayınca..onlarda arifeden ver elini antalya  demişlerdi.

 

                                                       Wİİ

İst.da evde yeni bir oyunla tanıştırdı oğlum sercan Wİİ  diye bir şey elinde bir adet kumanda  ekranda her türlü hareketi yapabiliyorsun, hele tenis çok zevkli ve iyice yoruyor insanı,iyi ter atıyor insan, iki kişi ayni anda yanyana oynayabiliyorsun..görüntüler biraz komik oluyor ama seyredin bakalım...yorum sizin..

11/12/2006

Körfez gezisi.a.İnaler

h1


 Şansımıza nefis bir hava yakaladık, bu gün çarşamba Altınoluk, Güre ve akçay sahillerinde harıl harıl ev bakıyoruz, bu sahillerin havası çok güzel gerçi ama deniz çok soğuk ve birde kum pek yok, Altınoluk'ta yolun sol kısmı yani sahil çok pahalı, dublexler 80..90..150 gidiyor, keza Güre taraflarıda buna yakın, akçay, zeytinli daha ucuz, kızkardeşimin evide burada olduğu için, burada kalma sorunumuz yok bizim kesemize görede buradan ancak daire alınabilinecek

img185/7254/gre638yw5.jpg
Güre sahilleri..

Emlakçıları şöyle bir nabız yokladık, moralimiz bozuldu.fiyatları uçurmuşlar, herkes kendi bölgesini methediyor, öbür kısımları kötülüyor, bizde saf saf dinleyip çayımızı içip dinleniyoruz.akçay, altınoluk sahilleri çok hareketli, çok  eğlenceli ama çocuklar geleceklerde 3-5 gün kalacaklar..onlarda haklı bizim bile gözümüz hala aşağılarda ama 5-10 günlüğüne..bizde yıllardır akdenizde gezdik..
İlk gece akçayda kaldık,ev buz gibi..bereket elk sobaları şimdi çok güçlü,10 dak kırdı salonun havasını.sıcak bir çay ısıttı içimizi.

img185/3243/zeytinlidalyan636cw7.jpg
Zeytinli  dalyan sahilleri..akçay

Esasında bizim gönlümüz ayvalık sahillerinde özellikle altınova.. sarımsaklıya 10, ayvalığa 15 dakika
Oradada fiyatlar  60 -130 arası..Örenin  merkez camisini yanında oturan  hanım teyze oğluna uğradık, yoklardı..oradan doğru karaağaç, pelitköy sahillerine, buralardaki sitelerdede  fiyatlar yaklaşık ayni,
biraz ucuz olanlar sorunlu, iyiler güzeller pahalı..hanım fazla sakin ıssız olan bu yerleri beğendi..ama çok sakin oturamam dedi
img185/1132/ayval305k003wq9.jpg
Pelitköy sahilleri..
Kuzey rüzgarlarına bazı koyların kapalı, bazılarını açık olduğu bu sahiller şimdi bomboş ama yazın cıvıl cıvıl,şu günlerde bile denize giren var  diyor bir site bekçisi,deniz kayalık ve taşlık kısmen kum olan yerleride var.resimde benim kazakla olduğuma bakmayın, deniz cidden girilecek gibi , güneşte iyice yakıyor karaağaça kadar sahilden zeytinlikler içinden gittik, oradanda anayola ve doğru Ayvalık.

img179/8697/ayvalk010cl0.jpg
 Ayvalık süt liman
Ayvalık limanı gibi bir sakinlik durgunluk çökmüştü üstümüze, yorulmuş, kafalar karışmış, karmaşık duygular içindeydik.. yazın gezi motorlarının kalktığı sahil gazinosunda,  bir akşam çayı dinlendirirdi bizi ve yanında birde ayvalık tostu. ve iyide oldu hani.Balıktan bahsetmiyeyim sonra canınız çeker..
Migrosun karşısındaki öğrt.evine uğradık, iyi... yatacak yer var.. olur ya bir terslik olur..



img185/8537/ayval305k019fn2.jpg
 Günbatımında akşam çayı..Ayvalık

Altınova'ya ancak perşembe gecesi gelebildik, bekçi yok, Bursada, oğlu evin anahtarını bulamaz, neyse bir tomar anahtar buldu getirdi..hanım tanıdı anahtarı..ev buz gibi..bereket akçaydaki evden elektrik sobasını almıştık..kilimanın ısıtıcısını çalıştıramadık.tv. uydu ayarını unutmuşuz ..bir iki kanal bulduk.. tabii günün yorgunluğu  kafa çalışmıyor. bereket iki tane elk sobamız var, akçaydakinide atmıştık arabaya..

img185/4248/alt305nova008ea2.jpg
Altınova sahilleri doğa ve deniz.. bizim görevli (Haçenun) laz yılmaz'ın ineği..

img185/7082/begonvil1656mh0.jpg
Geçen yaz çeşmeden alıp ektiğimiz begonvil

Geçen yaz çeşmeden alıp ektiğimiz begonvilin hoş geldiniz diye bakışları, epey neşemizi yerine getirdi, yanındaki melisada tutmuştu..bu kışı atlatırsa yazın doyum olmaz onu seyretmeğe..
 Geceler uzun, bu akşam kilimayı çalıştırdım, salon sıcacık, tv. kanallarını ayarladım diziler miziler derken sabahı yaptık
 Altınovada, sabah erkenden doğru ev aramağa, uzun lafın kısası bu bütçeye göre 2 ev gözümüze kestirdik, aşağıda görünen öncelikliydi, evsahibi yaşlı bir albay eşi, beyi ölmüş, eve pek bakamamış, ama içerde masraf yok.komple badana yapılmış.sadece diş pancurlar ve üst balkon gölgeliği yapılacak
İkincisi kale gibi bir sitenin içinde tüm pencereler değişmiş, yenilenmiş..60 diyor .. ama hapishane gibi geldi bana  tel örgülerle çevrili, kapıdada bir sivas kangal..şimdilik  B veya C  planı..


img221/9508/hpim1877vd3.jpg
Almağa karar verdiğimiz yazlık..Altınova..
Kaldığımız siteye bitişik bir sitede, denize 150 met.Plaja 500 m..ana yol arkada, midilli ve deniz manzaralı eşyaları full, oto parklı, ayva ağacı, asma siyah üzüm ve güller..son fiyat Eşyalı 55 'e anlaştık..
 Yandaki ki komşuda emekli öğretmen, bizimkide emekli adayı.. allah bana yardımcı olsun.

img329/6358/hpim1667tw2.jpg

Site içinde alt yapı çalışmaları yapılıyor, yöneticide emk. öğretmen.ben kalacaktım ama ani gelen telefon proğramı ve moralleri bozdu..annemi Balıkesir  devlet hast. yoğun bakıma yatırmışlar.
Pazar  gecesi hemen Balıkesir'e gittik, yoğun bakımdan çıkmış, bereket felç durumu falan yok..yaş 83
kızkardeşim başında..Gece bandırmaya döndüm..
 Doktoru( hanım )hiç ilgilenmiyormuş, P.tesi muayenehanesine gidin,bir şeyler verin, o zaman konuşur  bilgi verir dediler.Neyse bizim eniştenin (Bugün P.tesi) yardımcı hekim tanıdığı çıkmış, özel paralı odaya almışlar..şu anda sağlığıda iyi..
 Bende yarın önce hastaneye, sonra da hayırlısıyla Ayvalığa gideceğim..
Şu ara sevgili bloğ arkadaşlarıma uğrayamıyorum ama, daha sonra bol bol haberlerle dönerim..
Hayırlısıyla şu işleri bitirelim.....
                                                                              Selamlar sevgiler..