Aziz bizim mavi tur ekibine hayran kaldı, aramızda ki diyoloğlar, espri dolu muhabbetler karşılıklı höşgörü..güven. masamızdan ayrılamıyor laf lafı açıyordu, artık günün yorgunluğunuda epey atmıştık..
Saat 03. doğru..bizim yüzen gemi diskocuları Cem ve serkan hariç hepsi yüzünde menununiyetsiz ve pişmanlık dolu yorgun bir ifade ile döndüler.
Kaleni sol tarafında barlar sokağının girişindeki bir bardan, yüzen diskoya motorla gitmişler, güvenlik kontrolundan sonra ayakta dikilecek kadar bir yer bulduktan sonra, ellerine içinde ne olduğu belli olmayan bir kokteyl..yanan sönen ışıklar, yüksek volümlü müzik, yerlerinde tepinen her hizipten, punkçu, metalci, rockçu..yerli yabancı gençler...fotoğraf çekmek yasak, ikinci içecekler ateş pahası, herkes kendi grubu içinde(bilet keserken veya gemiye gelirken body guardlarca müşteri seçme, kıro tipli ve tek erkekleri almama özğürlüğü) ve Cem'in sonradan anlatımıyla karanlıkta kimi görüpte elektrik alacaksın, kime kesik atacaksınn....
kısacası bizim ekibi sarmamış, rezalet para tuzağı diyorlar, doğru herkes bir kere gelse yeter... ve 2. motorla bizimkiler tornistan etmişler karaya..

Yüzen disko..Bodrum ( kameradan alıntı)
Ve günlerce kafalarını kemiren yüzen disko hayalleride fiyaskolu bir sonla noktalanmıştı..
Bugün bodrum gezimizin son gecesi yarın erkenden Marmarise hareket edeceğimiz için sabaha karşı biraz erken çekildik odalara bizim 2 delikanlıysa bodrum gecelerine ve de kızlarına emanet..
Sabahın 4 den sabahın 9 una kadar ne kadar uyunacaksa o kadar uyuduk. ben kalkıp bahçeye çıktığımda, bizim serkan bahçedeki hamakta yatıyordu..
- kalk dedim git benim yatağa yat...
saat 11 'e kadar uyanan oturdu masaya, gecenin kritiği, marmariste yer durumu..kahvaltı yapılıp çaylar içildi.ve aziz bey de dahil oldu kahvaltıya, bugün oğlu gelecekti,
- sizinle tanışmayı çok istiyor, ben garaja gideyim karşılamağa dedi ve ayrıldı..
saat 12 ye doğru eşyaları toparlayıp, hesabı kestik, aziz gelmemişti..
Arabanın bağajını kapatana kadar gelen giden yoktu..oğlunun bizimle tanışmasını çok istemiştim.
ve ekibimiz marmarise doğru yol almağa başladı.
Tam bodrumda çıkarken keşke yetişebilselerdi , hoşçakal diyemedik dedim..
- biz tam köşeyi dönerken onlar oğlunla beraber görünmüştü dedi gülsün hanım..geç kaldık diye ses çıkarmadım..
- tüh be dedim...sitem dolu..ayıp oldu kaçar gibi olduk..
Marmaris
Hedefimiz sağa sola uğramadan marmaristi ama tepeden Gökova körfezine doğru inmeğe başlayınca muhteşem bir görüntü büyülemişti hepimizi, sağ tarafımızda masmavi Gökova körfezi, sol tarafımızda Fethiye- Antalya'ya doğru yemyeşil bir ova, bizim müdüre hanım artık usta bir şöfer
olmuştu, bir sürü zorlu virajlar sorunsuzca geçiyor, hiç zorlanmıyordu, bu ara direksiyona bizim serkan geçti..aşağı inmeden Akyakaya girme kararı aldık,, önceleri buradan da Sedir adasına motorlar kalkıyordu, bir bakalım dedik, Akyakanın kendine özgü evleri çok güzel ve ilginçti ve ilerdede deniz içinden kaynayan soğuk bir kaynak vardı.ama oraya gitmedik.

Deniz içinde ki buz gibi kaynak..Akyaka.1989
Akyakada kısa bir gezi yaptıktan sonra. sahilde motorları bulup konuştuk, buradaki motorlar özel gidiyor ve yol buradan daha da uzunmuş, vazgeçip tekrar yola çıktık..
Hatırladığım kadarıyla marmarise gelmeden 10-15 km. önce sağda adaya yolcu taşıyan motorların iskelesi vardı, oradan sedir adasına motorlar götürüyordu, oradan gidelim dedik.ve az sonra bizim ekip,arabaları iskele yanında ki park yerine park edip, motorla sedir adasına doğru yola çıkmıştı bile..
Sedir adası Gökova körfezinde ufak bir ada Kleopatra plajı ile ünlü, motorlardan inen insanlar kafile halinde paralarını ödeyip, çok değişik bir kumu olan paja giriyorlar yüzüyorlar, üzerinde hiç kum tanesi kalmıyacak şekilde duş alıp tekrar dönüyorlar, buradan kum almak yasak, çok sıkı bir güvenlik kontrolu var..

Kleopatra plajı yıl 1989
Yıllar sonra insan kendisince kıyaslamalar yapıyor, a.. önceden şöyleydi, böyle olmuş, iyi yapmışlar, eskiden dağa doğaldı, paralı olmuş..ama hizmet gelmiş..falan filan,
şezlonglar, güneşlikler konmuş, piknik masaları yapılmış..wc duş var..servis, yiyecek var..
Bol bol pırıl pırıl mavi sulara dalıp çıktık, yattık kalktık güneşin altında akşamdan kalanlar kestirdi, hele cem oturduğu, uzandığı yerde uyuyordu, onu ancak Adanadan gelen telefon sesi uyandırabilirdi... yani biraz dinlendik, çünkü akşam marmaris geceleri bekliyordu bizi, akşam üzere kalabalık azalınca deniz daha da berraklaştı, kleopatranın yüzdüğü bu nefis sulara defalarca dalıp çıktık,o çok özel minik yuvarlak kumların içnde yuvarlandık durduk,.adanın patika yollarından giderek yeşillikler arasında bir kaç tarihi kalıntıyı gezdik ve sonra ,duşumuzu alıp son motorlardan biriyle adaya veda ettik
Marmarise girdiğimizde hava kararmak üzereydi, şehir içindeki, anayolda ilerleyerek yıllar önce kaldığım pnsiyonlara bir bakalalım dedik, Grand azur otele yakındı, sahile yakın park yeri bulup, hem sahili dolaşalı hem yer bakalım dedik, Marmaris adeta avrupalılar, ve dürümüstan ve döneristanlılar tarafında işgal edilmişti, beyaz türkler yok gibiydi, sahilde çalışan şezlonlara bakan ,dürümcüsü, bayisi, sucusu,dondurmacısı hep doğuluydu..
Hangi kapıyı çaldıysak maalesef yer yok diyorlardı 8 kişiye en aşağı 3 oda gerekiyordu, ve bir iki gecelik deyince, zaten zoraki bakılan yüzümüze hiç bakmıyorlardu..buraya geldiğimde kaldığımız Demir pansiyon yerinde duruyordu ama , ufak restorandı büyümüş, sahili sezlonglar kaplamış ve boş yerde yoktu..
Biz denize nazır değilde, dağlara nazır olsun deyip içerlerden otel bakalım dedik.
3-5 otelden sonra sinirler gerildi. bir otele daha girdik.. sahibi imiş, genelde bize rezervasyonlu ingilizler gelir yer yok dedi, bu ara bizim müdüre hanımın sinirleri iyice gerildi ve iyice sinirlendi .
- nasıl olur ya dedi bana marmariste, ülkemde yer vermezler dedi.dur dedi Marmaris ticaret odası bşk. arayacağım, olacak işmi bu ya..!
olacak iş ya...! oda başkanıyla, Bursa tic. odası vasıtasıyla bir toplantıda tanışmışlar ,devamlı işleri olduğu için, bizim esen hanıma işleri düşermiş, telefonu da yanında..Çevirdi numarayı..o anda otelin sahibi.sessizce
- Eyvah dedi şimdi beni arar..benim kayıncu olur dedi
Telefondaki oda başkanıyla kısa bir konuşma sonucunda..,esen hanım
- tamam dedi şu isimli otele gidecekmişiz, bir gece yer buluruz demiiş
Ve bizim o anda içinde bulunduğumuz otel, tesadüf bu ya,. o şu isimli oteldi.
Hemen otel sahibinin telefonu çaldı...
-vallahi aradı dedi...bol pekili,olurlu kısa bir konuşma, surat asıkta olsa..
-Bu gece misafirimizsiniz dedi.. yerleri hemen ayarlıyacağız..
Hemen bir telaş, odalar değiştirildi, yataklar ayarlandı ve biz 1 sat sonra valizlerimizle odalarımızdaydık.
Ve hanımla ben günlerden sonra bize tahsis edilen bu güzel odada ve iki kişilik yatakta yatacaktık..
Devamı var..