8/9/2006

DOLİ..ALAÇATI.a.inaler

h1

 

Çok çok yanılmıyorsa hafızam, adı Doliy'di, Alaçatı'nın begonvillerle dolu sokaklarında gezerken bir gece vakti, bir sanat galerisinde tanıştı objektifim onunla , trafik ve insani duygular özürlüsü bir insan  getirmişti onu bu hale, arabasıyla çarpmış ve yolda bırakıp gitmişti.

Ve şanslıymıs Doli..bir çok insanın ulaşamadığı, yollarda ölüp gittiği bir ortamda çok şanslıymış..görmüş onu kurtarıcı meleği gece karanlığında, almış arabasına sarıp sarmalamış sıcacık sevgisiyle.ve kurtarmış onu..

ama bir bacağı gitmiş Doli'nin, kurtaramamış doktorlar onu.

 

 

Foto: a.inaler

 

 

  Ve şimdi Doli, alaçatıda bir  sanat galerisinin içinde kendisi için yapılan çok güzel bir kulübe evde yaşıyor, önünde bir de küçük bir yardım kutusu var, şu anda yaşama ne kadar buruk ve hüzünlü bakıyor gözüksede, sanat galerisini gezinen sanat sever ziyaretçilerin ona uzattığı sıcacık sevgi dolu bakışlar ve onların tatlı okşayışları ona büyük bir mutluluk ve yaşama gücü veriyor.

 

 

Foto: a.inaler. Alaçatı da  bir sokak ve begonviller

4/9/2006

İST.KAZAN, BİZ KEPÇE. 3.a.inaler

h1

Meteorolaji  yağış geliyor diyor, hava hala sıcak ve bunaltıcı, bugün pazar erkenden pazarcıların pazar tezgahlarını kurma gürültüsü uyandırdı bizi, genelde her pazar ayni sorun oluyor, hava sıcak kapı pencere kapanmıyor, mayoları falan toparlayıp atladık arabaya sakin bir trafik akışı vardı boğaz köprüsünde , öğle ya İstanbul bu ne olacağı belli olmaz, demek ki daha yazlıklardan fazla dönen yok.

Arabayı ben kullanmayınca pek rahat oluyor, hiç olmazsa yol şaşırma, kavşak kaçırma korkusu yok,  iki laf etmeden bostancıya geldik vapurda bizi bekliyormuş, haydi... tam yol adalar, Adaları şimdiye dek hep uzaktan seyretmiştim, kartal yakacıkta ki. 3.bacanağın evindeki balkonunudan nefis yayılımı vardı marmaranın mavi sularına, sonra Bandırma feribotundan bakışlarımızla uzaktan süzerdik onları.

 

Foto.a..inaler       Burgaz adası

 

Kınalıyı yemyeşil  endamıyla uzaktan seyrettik, iskelenin sağında ki plaj ana baba günüydü iğne atsan yere düşmez misali, pazar misafirleri adayı erkenden işgala başlamışlardı, buraya  çocuklar daha önce geldikleri için onların gitmediği, Burgaz adasına demir aldık.

Pek denize girme havasıyla gelmemiştik adalara, sadece gezip görecek balık yiyecektik,adaların havası bir başka oluyor, insana değişik duyğular yüklüyor, iskelenin sağ tarafında ki yat kulübünün oralarda gezindik, ilerde insanlar taşlar, kayalar beton üstünde güneşleniyor ve denize giriyorlardı. pazar piknikçileri kaptıkları bir avuç gölgenin altına kilimlerini yaymışlardı.akşam vay buraların haline  inşallah çöplük olmaz buralarıdedim içimden, adalalılarsa herhalde bugün evlerinde otururlar.

Tekrar geri dönüp adanın sol tarafını gezelim dedik, ilerde köşeyi dönünce taşlık ama daha sakin ve temiz bir deniz bulduk..ve bir kıpırtı başladı içimizde ve biz oğlanla attık kendimizi denize, yaklaşık 20 gündür ilk defa giriyordum denize ve o kadar da sıcaktı ki deniz.

yüzdük yüzdük   doyasıya, daldık çıktık mavi sulara epey stres attım. denize giremeyişimin

gerilimi vardı günlerce içimde.

Hanımla, kız biraz bizi seyredip iskeleye çay içmeğe gittiler.

 

 

 

Foto. a.inaler     Marmaranın mavi sularında seyreden bir yat

 

Denizden çıkıp bizden katıldık iskelenin solunda ki kafeteryada ki çay keyfine, Heybeliadasına karşıda çay içmek pek keyifliymiş meğer, oğlan da kıpır kıpır şu gezi bitsede atsam kendimi rock konserine diyordur içinden, ama bugün ailecek gezeceğiz kural böyle.

Adanın sokaklarını dolaştık biraz vapuru beklerken, eskievleri , tarihi yapıların resmini çektim biraz ve sonra ver elini  Heybelida..

Burada da inmemeğe karar verdik, akşama fazla geç kalmıyacakmışız heybeliyide uzaktan

seyrettik tüm heybetiyle, uzaktan resimledim sahilleri.

 

Foto: a.inaler    Burgaz adasında yaşam mücadelesi veren tek ayaklı bir martı

 

Heybeliden sonra  Büyükadaya getirdi vapurumuz bizi, sessiz sakin denizin üstünde uçuşan martıların eşliğinde, vapur boşaldı burada ve bir akın başladı ada sokakları arasına, inerken ada hakkında bilgi almağa çalışan bir grup gençin arasında ki genç kızın bayılması biraz karıştırdı iskeleyi, sarası varmış..

Bizde karıştık meraklı bakışların çoğunlukta olduğu kalabalık arasına, neyse bizim kız biliyormuş

adayı, balıkçıların olduğu yerdeki çeşmeden bir ada suyu içtikten sonra seri şekilde çalışan paytonlarda birine atlayıp dıgıdık dıgıdık yarım bir ada turu yaptık, pekte zevkli oluyormuş.

Biraz sokak gezmelerinden sonra formula formula var diye bağıran bir balık restoranda bir masaya attık kendimizi, dışarı tv koymuşlar formula yarışlarını seyrettiriyorlar.

Balık, bira derken zaman akıpı geçiyordu, sokaklar iyice dolmuştu..birazda iskelenin sağ tarafına doğru yürüdük, ama güneş daha etkiliydi, oğlanın konser gerilimi ni daha fazla uzatmamak için

kıyıdaki özel motora binerek ver elini bostancı sahilleri.

 

Foto. a.inaler   adalara veda

 

Bu İst.daki son gezip proğramıydı, cuma günü okullar açılacağı için salı günü değirmendere

de ki hanımın 30 yıldır görmediği teyze oğlunu ziyaret, sonra yalovada ki teyze oğlu ve sonra

termal, çınarcık gezintisi ve Bandırma. ve eylülde, sardalya zamanı Erdek...

Şu ara epeydir havadan, sudan doğadan bahsettim ama kafamı dağıtmak zorundaydım, blog arkadaşlarımızla paylaşacak güncel  siyasal o kadar çok konular var ki..onların o güzel yazılarını zevkle okuyorum,yorum yapmak bile geriyor şu ara..biraz daha zamana ihtiyacım var.. 

17/8/2006

İST.KAZAN, BİZ KEPÇE. 1.a.inaler

h1

İstanbul'a gelişimizin 2.haftası olacak neredeyse, sıcaktı rutubetti falan derken günler gelip geçti, hanımın maşallahı var valla boyuna gezelim diyor, fındıkzade, Beşiktaş, fatih, sarıyer, mecidiyeköy pazarları derken son olarakta kadıköy salı pazarına gittik, sıcak kalabalık, itiş kakış, zavallı ben emir kulu, bu sene hanımın sözünü dinleme kararı aldığım için itiraz etmedim, neyse moda iskelesinde ısmarladığı o nefis çayla yorgunluğum biraz olsun azaldı.

Kadıköy'ü biz ailecek severiz, orasının  havası bir başka, caddeleri, insanları daha enerji veriyor, insan daha rahat geziyor, kendini daha rahat hissediyor, bizim oğlanın arkadaş çevresi de burda,

ne bileyim daha bizden bir yer.

Aşağıda ki resmi Kadıköy-Beşiktaş vapurunda çektim, Sultanahmet ve Ayasofyada gün batımı

 

 

Foto: a.inaler  Sultanahmet'te gün batımı

 

Şu aralar İst.proğram trafiği hızlı olduğu için , arkadaşların bloğlarına arasıra uğruyorum, yoruma ise konsantre olamıyorum, şimdiye kadar ısınmıyor dediğimiz havalardan şikayet etsem ayıp oluyor, ama her tarafımdan ateş fışkırıyor adeta, neyse gündüzleri bol bol duşa giriyorum, Bazende profilo ve cevayir turu atuyorum, hanımda çocukların yıkanacak neleri varsa atıyor makineye, 15 gündür evde yıkanmadık perde, ıvır zıvır kalmadı, neyse bizim kızda gazeteden bulduğu davetiyelerle geceleri bizi harbiye açık hava konserlerine götürüyor. özellikle broadway klasikleri çok iyiydi, yarın  akşamda serdar ortaç var, ana kız gidecekler..beni açmaz..Tarkan fena değildi.

Ha.. geçen hafta bizim yeğenin Ayşen'in doğum günü vardı, kısmet, beraber kutlamak varmış, (İst.Hukukta ki kardeşi ali'nin doğum gününü de ören'de kutlamıştık,vallahi bu sene anaları babalarıyla doğum günü yapamadılar,kısmet dayılarıylamış )Bizim 29. evlilik yıldönümü de ayni güne geldiği için İTÜ. Boğaz baltalimanı tesislerinde bize güzel bir gece düzenlemişler pek hoşumuza gitti. levrek ve rakı..nefis.  bronşit olmama rağmen çok güzel gitti.

Geçen pazar da rahmetli Erol taşın kahvesinde sabah kavaltısı ve sonra topkapı sarayı gezisi ..sonra biraz okey.. sultan ahmet'te yürüyüş..

 

Foto: a.inaler  Topkapı'dan boğaza bakış.

Hafta sonları çocuklarla, hafta içi de hanımla gezip duruyoruz, dünde akşam üzeri miniatürk gezdik, çok hoşumuza gitti, oradanda sütlüceden eyüp, teleferik ve piyer loti, ilk gidişimiz di eyüp sırtlarına, eyüp mezarlığına ve eyüp sultana..ilkler daima iyi ve heyecanlı olur, insanın ilgisini çeker. gezdik tozduk ve yorgun bir şekilde döndük..eve.

Foto: a.inaler   Piyer loti'den   haliç.

Bundan sonraki proğram adalar ama sıcaklarda biraz zor görünüyor, bana şu ara deniz yasağı varda..yoksa çoktan erdeğe kaçmıştım..ama biraz dinlemem uyğun olacak..

Bu akşam pc. başında yalnız kaldığım için ancak bir şeyler yazabildim.hanımla kız konserde..oğlan aldı başını çıktı arkadaşlarınla buluşacakmış..eh haklılar her şey zamanında oluyor hey gidi günler..ben böyle evde oturacak adammıydım..

Bugün de fındıkzadeye eski mahalleye gittik, burasının da hali bir başka daha değişik bir havası var, gitmişken pazara uğramamak olmaz, hanım pazara bir daldı ki çıkarabilene aşk olsun..valla başım döndü, güneş çarptı hala başım ağrıyor.

Bizimkini Erdeğe dönmeğe niyeti yok halinden memnun ama eylülde okullar açılınca zorunlu döneceğiz. o zamana kadar benim keyfimde yerine gelir bende denizme kavuşurum, eylül güzel olur erdek'te..

Yarın akşam samatyaya davetliyiz...

                                                                                                          devamı var..

 

11/8/2006

YAZ TATİLİ (kısa bir özet).a.inaler.İst.

h1

Bu yaz tatiline öyle girdik, öyle bir başladık ki tutabilene aşk olsun, hani leyleği havada gördük misali, bütün kış oturup proğram yapmağa kalsan, bir aksilik çıkar, bir terslik çıkar uyğulayamazsın.

Dört senedir temmuz ayını altınova ve ayvalıkta geçiriyorduk, bu senet atil  ilk aksiliklerle Erdek'te başladı, Bizim 30 cm.lik balkon fazlalığına kafayı takan, alt komşuya  biz ve bütün apt. sakinleri laf anlatamadık,(oysa kendisi apt ortak bahçesini kapatmış ve kendisine özel bir alan yaratmıştı ve bu sene bahçeye kimsenin giremiyeceğini falan gibi tutarsız şeyler şöyleyince olayı uzatmadık, kanımızca bunalımdaydı. Ertesi gün de bahçede ki bütün ağaçları ve sarmaşıkları  kesti)

Baktık laf anlamıyor ve burasının tadı yok bastık gittik Altınova'ya..

Birkaç gün sonra da Akçay, Zeytinliye... ve burada beklediğimiz kötü haber bize ulaştı,

 

Fota: a.inaler  Altnova'da  günbatımı

 

 

Foto: a.inaler    Zeytinli deresi ve deniz

 

Bursa da tedavi gören hala oğlum, 2 gün önce Gebzeye kaldırılmış ve orada da vefat etmişti, hastalığının ilk tanısı, tedavi falan derken, herşey 2 ayın içinde gelişmişti, kurtarılamadı

haydi apar topar Bursa..Ellerimle toprağa verdim..Allah nur içinde yatırsın.

Kardeşlerimle tekrar Akçay'a döndük. Birkaç gün burada kaldıktan sonra, sıkıntı dağıtmak için düştük yollara..Arabamızda da öyle bir arıza vardı ki yollarda tadirgin gidiyorduk, şöyle açıklıyayım,1-2 saatlik çalışmadan sonra, arabayı durdurup ilk yarım saat içinde çalıştırıyorsun

zaman uzarsa, araba ateşleme yapmıyor ve tahmini 3 veya 4 saat sonra,  yani motor soğuyunca

çalışıyor. servis, izah etmemize rağmen arızayı yakalayamadı. Neyse bizde arabayı hep gölgelerde bırakıyor durumu idare ediyorduk.

 

foto: a.inaler  Otel odasından Çeşme yat limanı

Foto: a.inaler   Sheriton oteli sahili ve sahilde günbatımı    Ilıca -çeşme

 

 

Foto: a.inaler   Alaçatı sokakları ve begonviller

 

Öyle böyle derken, sıcak denizlere ulaşmak için çeşmeye kadar geldik. ama deniz buralarda da buz gibi ve bol bol rüzğar, çeşme ve Alaçatı, ılıca,dalyan çevre gezileri ile burada 5 güzel günümüz geçti. tekrar altınova, zeytinli ve son durağımız cunda adasındaki teyze kızının taş evi..tarih ve eskiler içinde bir ev, gençler yok, evde en gençlerimiz hanım ve ben, teyze kızları, bacanaklar keyifsiz, onları araba ile gezdirdik, dolaştırdık çok memnun oldular.

 

Foto: a.inaler  Cunda adasında  ortunç koyu

 

Dönüşte Edremite servise uğradık,  neyse ki uzun çalışma sonunda arızayı buldular ve içimiz rahat etti ve ondan sonra arıza yapmadı.

Sonra Bandırma, Erdek bir günde 2 düğün kızın  arkadaşı ist.gelin gittiler, biri Amerika'da Newyork manhattan'da tanışmışlar, diğeri İst'da.

Geçen pazar akşamı da ver elini İstanbul..Tabii bu arada gezerken (Kanımca arabanın klımasından) bronşit olmuşum, 4 gündür tadım tuzum yok, ama herşeye rahmen harbiyede ki Tarkan konserine gittim, çok güzeldi.

Buraya kadar yaz tatilimizin kısa bir özetini  anlattım..belki uzun kış günlerinde ilginç anı ve çektiğim fotğrafları sizlerle paylaşma zamanım olur.

  Sevgiyle sağlıkla kalın

 

7/8/2006

HASAN BOĞULDU EFSANESİ VE HASAN...a.inaler.İst.

h1

Foto: a.inaler.. Hasan'ın doğal olarak kayalarda oluşan resmi

 

Yukarıda ki kayalarda doğal olarak oluştuğunu sandığım bu insan başı resmi,

ilk defa benim tarafımdan bulunup, benim gibi amatör bir fotoğrafçı tarafından

ilk defa resimlendiğini sanıyorum, oysa bu resmin bulunduğu milli park'ta her yaz

binlerce insan gezip piknik yapıp, yiyip içip serinliyor.bol bol resim ve film çekiyor.

 Bu yaz  tatilimizin on gün kadarını da Akçay Zeytinli de ki kızkardeşimin evinde

 geçirdim, yeğenler falan derken kalabalık neşeli ve güzel günler geçti, deniz buz

gibi pek giremedim, ama nefis bir havası var,

3 gün boyunca yapılan rock festivali çok neşeli ve güzel geçti.ve sonra bir sürü

 etkinlik ve konserler.

Bu yöreye çok gittim, fakat Hasan boğuldu efsanesinin olduğu milli parka hiç

gitmemiştim, hanım daha önce turla gitmişti ve bu kez onun ısrarıyla son pazar günü

 akşam üstü ani bir kararla gidelim dedik.

Zeytinliye çok yakın, 20 dak.sonra milli parktaydık, bugün pazar olduğu için yoğun

 bir kalabalık, dere boyları insan dolu, herkes yan gelip yatıyor, mangallar yanıyor,

velhasıl herkesin keyfi yerinde, bizse bomboş elle gelmiştik  hanımla, ben.

Arabayı park ettikten sonra dere yatağından başladık yukarı doğru tırmanmaya, serin

bir hava yemyeşil bir doğa, buz gibi suda yüzen mi ararsın, rakıları yudumlayan mı..

belki bilen vardır hasan boğuldunun hikayesini.

Kaz dağı eteklerindeki bir köyde yaşayan hasan, yukarı Türkmen köylerinde çok

güzel bir kıza aşık olur, ama köylüler kızı başka köyden olan hasan'a vermek istemezler,

ama kız da hasana aşık olunca fazla direnemezler ama şu koşulu öne süreler

Kaz dağları eteklerindeki köyünden bir çuval tuzu, sırtı çıplak olarak tepede ki  Türkmen

köyüne götürebilirse sevdiği Türkmen kızına kavuşabileceği ve o şartla kızla evleneceği  vaadedilir.

Hasan da sevdiği kıza kavuşmak için bu şartları kabul eder ve sırtında tuz çuvalıyla dağa

tırmanıp köye ulaşmağa çalışır, tırmandıkça terler, terledikçe tuz çuvalı erir ve sırtı tuzdan

yanan hasan daha fazla dayanamaz ve bir vadide tükenip kalır..

Yukarıda ki köyde hasanı bekliyen sevgilisi hasan'ın gelmediğini görünce, onu aramak için

yollara düşer ve sabaha karşı onu bu vadide sırtında tuz çuvalı olduğu halde ölüsünü bulur

ve gözyaşları günlerce akar ve ve oda hasan'ın yanında sevgilisine sarılı vaziyette ölür.

Günlerce gözyaşları ile sulanan bu vadide, kendiliğinden bir kaynak çıkar ve şimdi ki dere

 ve gölet oluşur.

 

 

Foto: a.inaler     Oluşan dere ve gölet

 

Bu rivayeti daha değişik yorumlayıp anlatanlarda var ama benim duyduğum bu.

Ve dere yataklarında kaz dağların arasından  akan buz gibi suların kenarında, yemyeşil

doğanın içinde dolaşırken göz göze geldik Hasanla..

 Hasan bu dedim içimden öyle mert ve yiğit bir bakışı vardı ki..içim titredi, dere kenarında

 ki kayalıklardan öyle bir bakıyordu ki yukarıda ki Türkmen köyüne..

Ya sevdiği nerdeydi ..

 

 

 

Foto: a.inaler    Hasan ve sevdiği Türkmen kızının yattığı yer

 

 o da yanı başında uzakta değildir dedim içimden..

ve ikisini yan yana yatarken buldum..

 

 

 

Foto: a.inaler     Her iki resmin bulunduğu kayalar ve dere

 

 

Foto: a.inaler   Derenin Zeytinli sahillerinde denizle buluştuğu  doğal güzellik

 

 

3/8/2006

TATİLE ARA VERDİK. a.inaler

h1

Foto:a.inaler   Alaçatı  windsurf merkezi

Rüzgarlı çeşme, akçay ve altınova günlerinden sonra, eski gecelerini ve sıcak denizini özlettiren

ayvalık cunta adasında ki mis kokulu tavernada  son gecemiz, doğum günüm kutlamasıyla sona

erdi, sonra Bandırmanın bu sıkıcı  ve bol nemli yapış yapış havasında özlediğim pc başında ki

günlerime kavuşmak bu kez çok sıkıcı geldi.

 Oysa sizleri ne kadar özlemiştim, Bloglarınız da müzikleri dinlediğim her sahil kenarında, çay

bahçelerinde sizler geldiniz aklıma, evimi de özledim ,ama anladım ki bu hava boğuyor beni,

bu hafta düğün den sonra İstanbulda olacağız, belki boğaz püfür püfür eser.. Eylüle doğru da erdek.

Bu bir aya yakın bir süre olan gezimiz, eşimle benim başbaşa geçirdiğimiz en anlamlı tatillerden biri

oldu, çok güzel anılarımızı çok güzel fotoğraflarla süsledik, ve de çok zor günlerimiz oldu, kanımca

bu kış uzun uzun anlatacağız.

Şimdilik bu kadar sevgiyle sağlıkla kalın

 

foto: s.inaler  Altınova kumsallarından selamlar

26/6/2006

MAYMUN DERESİ.OCAKLAR BELDESİ. ERDEK

h1

img350/9652/hpim0055700x5327nz.jpg
Maymun deresi Erdeğin Ocaklar beldesini geçince   sol tarafta kalan ilk koy, çam ağaçları arasında akan küçük bir deresi, pırıl   pırıl bir denizi, incecik sarı kumlu bir plajı var, sırtını kapıdağın o gür   yemyeşil yamaçlarına dayamış, tertemiz  havasıyla tam bir kafa dinleme,   piknik yeri Bu hafta sonu ekibi toparlayıp, bizim hanımın çok sevdiği yer olan   piknik yeri maymun deresine gittik, tabii akşamdan bir sürü   telaşeli hazırlıklar, alışverişler

 yapıldı, hava ve deniz ise olağan üstü güzel,   bizim İstanbul ekibinden ses çıkmadı, sonra öğrendik ki kilyosa   gitmişler. Hanım daha okullar kapanmadığı için, seminerleri   devam ediyor Bandırmadan anlıyacağınız misafir geldi.ve pazar sabahı hepimiz   saat 9.30 da kapının önünde içtima olduk.15 dk.sonra piknik yerine geldiğimizde    kapıların açılmadığını gördük, neyse 15 dak.sonra görevliler gelip kapıları   açtı. İçerde yeterli masa olmadığı için denize sıfır çam ağaçları altında yerimizi   kaptık.kilimlerimizi yaydık, burası bir kaç sene önce   daha bakımlıydı ve güzel servis ve hizmet vardı, daha sonra ne olduysa, iki   sene kapalı kaldı ve bu sene tekrar açıldı ama, elk. su ve servis yok.  tahminimiz   bizim millet biraz çevre kirliliği yaratıp ilgil makamları kızdırmışlar. hamaklar   ağaçlara takıldı, çorum usulu kömürlü semaver ile çayımız demlendi .. ohh gel   keyfim gel..

 

          

Hamağıma uzandım. elimde 10 gündür bitiremediğim   nietzsche bir kitabı...okuyorum.. üstinsanı,   dağların zirvelerinde ki şimşeği bekliyen

          

çam ağacını okuyorum, anlıyorum, anlamıyorum,   tekrar ayni yeri okuyorum..

          

 

 ve bu sakin ortam iki saat bile sürmedi   ve bir çoluk çocuk furyası ağlayan, zırlayan, top oynayan denize   giren,

          

 kumda yatan, okuyorum okuyorum   anlamıyorum, zaten zor anlaşılan bir filazof, ne demiş beni   gelecek asrın kuşakları  

          

anlıyacak..anlaşılıyor ki o da   benim onu anlamamdan ümidi kesmiş.ve benden   onun maskeler konusunda dediği gibi entel

          

maskemi çıkarıp, yüzücü    yani mark spitz maskemi takarak denizegirmeğe   karar verdim, bu kararım denize ayaklarımı  

          

sokana kadar devam   etti. su buz gibi. ve birden aklıma yeni makinemi denemek   geldi ve birden Ara Gürel maskemi takarak aşağıda ki  fotoğrafları   çektim. Dağ tepelerinde fotoğraf çekicem diye beynimi fazla  

sulandırmadan gerekli bir iki   poz çekip sırılsıklam olarak sahile indim ve hemen   denize, tuzlu sulara attım kendimi..

          

ve bu sefer de kaptan kusto maskem vardı yüzümde,   ve ben deniz altı aleminde sahilden 5000 cm açıkta,

          

balıklarla beraber yüzüyordum   ve aşağıda ki deniz yıldızı sürüsüyle o anda karşılaştım, hepsi

         

midyeleri üzerine çöreklenmiş nafaka peşindeydiler,   iricesini gözüme kestirdim, tahmini 3. metre   derinlikteydi, etrafında sessizce bir keşif yaptım, elimle   alayım dedim ama korkar diye vazgeçtim, sonra sahile gidip   bir poşet ve mangal maşasıyla döndüm ve tekrar   esrarlı deniz alemine dalıp maşayla   onu tutarak poşetin içine soktum.tabii bu ara tuzlu deniz suyundan   da epey nasibimi aldım.

 

         

Bundan sonra mangal faslına, acılı adana falan   deyip, sizin canınızı sıkmak istemediğim için   bu kısımları geçiyorum.

          

Akşam üstü deniz kenarındaki mangal   kömürü ile demlenen çayımızı, güneşin   ekinlik adası üzerinden bu günlük bize veda

          

ederek batışını  seyrederek   içtikten sonra, bu güzel doğa cenneti   maymun deresine hoşçakal diyerek günü noktalıyoruz..

         

 

         

Foto: a.inaler   Maymun deresi koyu ve ileri de ocaklar beldesi.

         

img185/7859/hpim0061696x5203gu.jpg

         

Foto. a.inaler Maymun deresi sahili ve ocaklar beldesi

         

img469/3683/hpim0057700x5321nf.jpg

         

Foto: a.inaler  Maymun deresinden sonra ki koy ve ileri de Narlı köyü.

         

         

Foto: a.inaler  Maymun deresi köprüsü ve çamlık.

         

         

Foto. a.inaler  50 metre açıkta ve 3 metre derinlikte midye tarlaları arasında bulduğum  biraz irice bir deniz yıldızı.

 

 

 

7/6/2006

BURSA DEYİNCE AKLIMA....a.inaler

h1

Çok sevdiğim bir yakınımı ziyaret için tekrar Bursa yollarındayız, Sağlı solu yeşillikler arasında ve birden bastıran sıcaklar nedeniyle sararan buğday başakları arasında yolumuza devam ediyoruz, yolculuk esnasında dinlediğim, genellikle kendi 70 li yılların arşivinden kaydettiğim özel kasettimde ''sandy possey'in, all hung up green eyes şarkısı''ruhumuzu okşuyor.

 

 

 

img160/1786/bursa3105060032oo.jpg

Foto:a.inaler   uluabat gölü

 

img145/2087/bursa3105060025uf.jpg

  Foto: a.inaler   Uludağ'ın karlı zirvesi

 

Sağda ki Uluabat gölünün içinde ufak bir yarım ada üzerine yerleşmiş olan gölyazı köyünü ve karşıdan tüm heybetiyle zirvesinde ki bembez karlarıyla bir gelin gibi kasılan uludağı seyrederek Bursaya adım adım yaklaşıyoruz.

 

 

img224/1181/bursa3105060078of.jpg

 

''Doğayı ve zamanı yırtıyor hızımız

Bir ışık gibi Bursa'ya giriyoruz

Ve başlıyoruz

Bu yemyeşil beldeyi, yeşili, çekirgeyi seyretmeğe

Bursa deyince belki usa

Yeşilliği, Şeftalisi, bıçakları, yatırları gelir ama..

Benim usum her nedense çok uzak bunlara,

Yeşil yeşil Bursa ipeklisi gelir

Kapalı ceza evi gelir
Nazım gelir usuma

Ve nazımın yitirdiği seneler gelir,

Çektiği seneler, işkenceler gelir

Yazdığı en güzel dizeler, şiirler gelir

Halkı için,vatanı için, tüm sevdikleri için..

    Ve masmavi gözleri gelir

     Her nedense bunlar gelir usuma....

 

 25.02.1975 yılında yazdığım,

Yolcu adlı uzun bir şiirimden birkaç satır sıralamak geldi aklıma

 

 

Direksiyon koltuğunda bizim oğlan, hanım yanında Bursa içinde ki carryfullsa  ziyaretinden sonra,

Mudanya kavşağında tüm romantizmim gitti, oğlan sağdan mı, soldanmı derken, zaten kavşağa gelmişiz, bende ki alışkanlık her zaman Mudanya(bademli) yoluna girdiğim için, ağzımdan sağdan lafı çıktı..

çıkmaz olaydı girdik mi biz Mudanya yoluna, ana yol onarımda, girdik ara

sokaklara levhalar hep

 Mudanya yazıyor, ben başlandım söylenmeğe,''ne biçim şöfersin sen, niye bana soruyorsun,levhaları görmüyonmu falan filan ama , ana oğul yine haklı çıktılar ve benim bunadığıma karar verdiler, amaan onları kıracağım, tamam  dedim, ne haliniz varsa görün..

!5 dak.yolu bir satte alma başarısını gösteren oğluma yine de yardımcı oldum

ve yeni İstanbul yolunda bir dönüş, bularak  beşevler önünden tekrar Bursa girişine, oradan gözümüzü dört açarak, şehir merkezine girdik, stadyum, altıparmak, çakırhamam, tophane  ve oradan  Uludağ yolu üzerindeki yeni açılan onkoloji hastanesi park ettik..ohh be.

img53/7273/bursa3105060229sf.jpg

Foto: a.inaler  Heykel önü

 

 

img138/6637/bursa3105060094xu.jpg

 

Foto: a.inaler  Bursa'nın  bir görünümü

 

Bursa onkolojideki yeğenimi kısa bir ziyaret ve dışarıda gelen giden eş, dost akrabalar ile yan taraftaki bahçede görüşmelerden bir ara vakit bulup,

sevgili arkadaşım Fikret şimşek'e memleket hasretinini gidermesi için en taze

bir iki resim göndereyim diye, bu resimleri çektim.

Yılar önceki  yeşil Bursa'yı kıyasladığımda, resimde görüldüğü gibi, insan oğlu bu güzelim yemyeşil ovayı nasıl  yok etmek için elinden geleni yaptığını gördüm, Uludağın dik etekleri yeşilliği ne kadar korumağa çalışsada kanser hücresi gibi ilerleyen plansız  yapılaşma adeta onun eteklerine tutunmuş, onu yok etmek için  korkunç bir çaba içersindeydi. 

Ne yazık ki plansız üreme, hele doğuda ki çok aşırı üreme, ve bunun getirdiği

 yokluk ve batıya göç, doğuyu çölleştiren, yoksullaştıran bu zihniyet, yanlış inanış,

ve töresel düşünceler, yavaş yavaş batıyı da kıskacı altına almağa başladı, cehalet kötü huylu kanser hücresi gibidir, her şeyi yok eder,şu bir gerçek ki kötü hücreler iyilerden daha çok,daha hızlı ürüyor. bunu en güzel örneği . İstanbul, ve bu kadar

aşırı göçü kaldıramayan  İstanbul'da yaşanmaz bir şehir haline geliyor. 

İşin gerçeği bu kafayla giderse bu insanoğlu kıyamete falan gerek kalmadan önce doğayı, sonrada kendini yok edecek. tanrı ne yapsın bu kullarına.

 

img53/7563/bursa3105060108is.jpg

 

Foto. a.inaler    Hala yeşil dokusunu korumağa çalışan Uludağ

eteklerinden, Bursanın bir görünümü..

 

Kısa bir Bursa şehir turu ve Özdilek'te bir çay molasıyla noktaladık bu ziyaret gününü.

Sevgiyle, sağlıkla kalın

 

 

 

 

 

 

2/6/2006

SİZ ÇALIŞMAĞA DEVAM EDİN. a.inaler

h1

 

 CAN  SIKINTISINDAN  PATLIYORUM,  NE  MUTLU  SİZE,

EV'DE  İŞ'TE  NE  GÜZEL VAKİT GEÇİRİYORSUNUZDUR...

 

 

 Biliyorum şimdi çoğu bayan arkadaşlarım evlerinde şu sıcak günlerin mutluluğunu,

nefis güzel yemekler pişirerek , köşe bucak temizlik yaparak veya çamaşır

 makinesinin çıkardığı  gizemli sese eşlik edip şarkılar söylüyerek ve genç annelerse

çocuklarının o tatlı seslerini dinleyerek geçirmekteler.

Beyler ise günün çalışma temposundaki, işlerinin takibinden, trafiğin insanı mutlu eden tıkanıklığından, alınlarından, enselerinden süzülen terlerinden, mutluluk payı almağa çalışmaktadırlar

img155/8541/m312pa.jpg

 

Oysa ben (kıskanmasınlar diye resimde dublerimi kullandım) şu kasvetli bulutları

seyrederken, halen masama niye servis yapılmadı diye içimi kemirmekle meşgulum.

 

 

 

 

 

img92/9181/m519gd.jpg

Böyle bir denizde yürümenin zorluğu ve sıkıntısına rağmen şöyle bir dolaşayım

 dedim, masaya servis gelmiş, ama hala yemekler yok

-allahım ne sıkıcı şey ! bunalıma gireceğim nerdeyse..

 

 

img162/8893/m212wp.jpg

 

Nihayet garson yemekleri getirdi,

-ayy.. limonları eliyle sıkıyor, valla iştahım kaçtı, hadi neyse kokteylden alayım

biraz, denizde sanki hamam suyu, nerde o bizim serin, bol deniz analı marmara'nın

denizini, gel de arama..

- Baksanıza karşımdaki hanımın suratından düşen bin parça..inanın zoraki gülüyoruz.

 

img155/6334/m114ca.jpg

 

Sırf ayıp olmasın diye yiyiyoruz, o kadar zahmet edip masamıza getirdiler,

hiç canınız çekmesin,

 

bizim tarhana ,ezo gelin çorbasının, kuru fasulyenin eline su bile dökemez

 bu yemekler, nerdeyse dürüm varmı diye soracaktım ama, sonradan anladım

ki bizim kebabçılar daha buraya ulaşamamış..

 

 

img161/3331/m416io.jpg

 

Ben hanıma bakıyorum o bana  sıkıntıdan patlıyoruz, hiç konu komşuda  yok ki

 DDK (Dedikodunun kısa  hali) yapalım.garson yine kayboldu ortadan.

Ah benim memeleketimde olsa, ensemde ayrılmazdı, o lahmacun kokulu kara bıyıklarına hayran olduğum garsonlarımız 

Biz çarşamba gününe kadar bu sıkıcı yerde çile doldurmağa devam edeceğiz, yani buralardayız, sizlerde ne mutlu evlerinizde, işlerinizdesiniz, ve günlük

 işlerinizle mutluluğun tadını çıkarmağa devam edeceksiniz.

 

 

img148/5470/erddz2105060021ge.jpg

Beyaz renkli zarasız bir deniz anası,temas halinde hassas ciltlerde alerji yapabilir.

 

img149/6731/erddz2105060033ci.jpg

Deniz analarını ortasında bulunan dört noktanın gün ışığında ki parıltısı

 

 

 

img149/603/erddz2105060040jk.jpg

Foto: a.inaler  Marmara denizin sık rastlana deniz anaları 

 

img148/5441/sebeli2105060011iz.jpg

Hanımın yaptığı bir çanta modeli

 

Neyse bu yazı biraz karışık oldu ama  bu sıcaklarda denizi bırakıpta yazı yazmak..

.neyse....siz çalışmağa devam edin.

Selamlar, sevgiler..Sağlıcakla kalın.

 

22/5/2006

NASIL TATİLSE..a.inaler

h1

 

Neymiş efendim.haftaya düğün varmış, kızın arkadaşları gelecekmiş'te falan fişman

tam 3 gün ev temizliği olur mu, güya  3 gün ne güzel dinlenecektik, hava nefis, deniz pırıl

pırıl, şöyle bir bakmağa gelmiyor, vallahi belki aşağıda sahilde denize giriyorlardır bile.

- koltukları çek, yorganlar havalanacak, yastıklar kabartılacak..perdeler yıkanacak,

   pancurlar temizlenecek, nerden emekli oldum, bilmem ki.

aman allahım, ne yapsam,ne etsem kendimi alıp dağlara mı atsam.(belki dağcılığa ilk adım atmış olurum).

- ama yok ki şu anda yardımcı  benden başka..

Haklı hoca hanım   hem okul hem iş, beyim emekli olmuş, dinler mi, nerde erkek hakları.!..

neyse işi  yaratılıcığım sayesinde çözdüm, sabah erkende kalkıp usulcacık vıınn.doğru sahille

o uyanana  kadar, sabah yürüyüşümü yapar, bir iki kare foto çeker, gelirim ve aşırı güneşde de

 kalmam, o zaman mesele yok, kendi kendime bahane buldum.

 Henüz sitede yazlıkçılardan pek gelende yok, bahçenin dağınıklığı da batıyor, güller bitlenmiş, şeftalinin yaprakları kıvrılmış, bereket eriği, mahallenin çocukları el birliği ile halletmişlerde onda sorun yok.

tabii ağaç bomboş. 

 

 

img163/8977/erdeksezonal2105060378bj.jpg

Foto: a.inaler  Erdek plajlar

 

Bu çınarın altında yürüyüş sonu genelde mola veririz. c. tesi sabahı, henüz  sabahın erken  saatleri

 sahil boş, pardon bol bol çöp var. akşam ki lodos biz insan oğlu denize ne attıysak aynen iade etmiş, otellerde bu ani sıcakları beklemediği için hazırlıklı değil.

img233/7572/erdeksezonal2105061907gy.jpg

foto: a.inaler  Erdek

Erdeğin dilek tepesinde bir görünümü ilk koy kurbağalı dere denilen yer ve plajı, ortada ki yeşilllik ise

iskele ve gazinolar, ilerdeki koy ise çuğra mevkii ve plajları, solda ki ada ise zeytinli ada, ilerde ilk yamaçın ardı Ocaklar, ikinci yamacın ardı ise Narlı köyü.

img233/4743/erdeksezonal2105062106nw.jpg

Foto: a.inaler 21.05.06

Neyse pazar günü bacanaklar geldi de,denize girmeğe fırsat bulabildim, bizim hanım kız  enişte

beni denize götür dedi, (gerçi ben onu ayarttım) sahile inip sezonun açılışını yapabildik.

Hayret deniz hiçte soğuk değildi, üşümeden yüzdük biraz, sahilde de  3 günlük tatil için gelen

epey misafir denizin tadını çıkardı, çocukları arayıp şöylebir hava atayım dediysem de 

 dün İst' da ağva da imişler ve denize girmişler.bugün de adaları geziyoruz demezmi, şiştim kaldım.

Bir de bu pazar en güzel olayı 2-3 yıldır birbirimizle hafif kırgın olduğumuz bir arkadaşım ile

market'te burun buruna gelip günaydınlaşmamız ve başkaları için niye anlamsız bir şekilde birbirimizi

kırdığımız özeleştirini yaptıktan sonra, görüşmek üzere biribirimize iyi dileklerimizi sunarak

ayrılmamaz oldu.,ikimizde çok rahatlamıştık.

Pazar akşamı bütün işleri bitirmiş olarak yorgun argın evimize döndük.

 Erdek ile ilğili daha geniş fotoğrafları www.inaler.com'da bulabilirsiniz.