Nisan ayından bu yana bağ, bahçe, deniz derken elime gitarı alıp bir şeyler mırıldanamadım, sevgili gitarımla ilk tanışmam 1972 yılında Ankarada olmuştu, yani 35 yıllık, eşimden daha eski, o günden bu güne hiç benden ayrılmadı, birlikte sevdiklerimize Ankaranın Necatibey caddesindeki evimizde darbe günlerinin sokağa çıkma yasğı olduğu günlerde ne besteler yapmıştık. İlk bestemin ismi İhanet'ti !971 yıkında Konyada Yapmıştım, ne kadar karamsar değilmi. öyle ya 21 yaşın duyguları kendimi ihanete uğramış hissetmişim.. ilk aşkım, ilk sevgilim beni terketmişti...
Sonraki yıllar.. Bandırma Diyarbakır, Balıkesir, Kayseri..hep devam etti...
Aşağıdaki notalar ise sıcak bir ağustos ayında tırmaladı parmaklarımla gitarımın tellerini.. ve sonra sözler... hani şu son yıllarda gençlerin ağzında sakız alan bir kelime.. Aşşkım.. aşkım naber, aşkım nerdesin.. Ama aşkım... Aşkımmmm.. Öff aşkım.. Bu kadar güzel ve anlamlı bir kelimenin dudaklarda sakız gibi çiğnenmesi bir müddet epey sinir etti beni.. Bakalım bol aşkımlı sözler sizi rahatsız edecekmi.. hiç beceremem ama bol aşkımlı sözler bu kadar dizildi sayfalara...
Aşkım
Askım Neydi o bakışlar o gün Aşkım Neydi o içten gülüşler Kaçış yok dedim bu aşktan
Aşkım Neydi o duruşun o gün Aşkım Neydi o yürek yakışın Kaçış yok dedim bu aşktan
Bakışmalar günlerce Koşturmalar aylarca Bu tatlı gülüş uğruna Oh aşkım
Yıl 1969 aylardan eylül.. benim için bir bilinmezlik olarak içimi kemiren bu şehire istemiyerek gelmiştim, bütün planlarım Eskişehir üzerineydi, ama kendi hatalarım ve bazı gençlik tutkularımın
etkisinde yolum, orta Anadolu bozkırlarını ortasında ki bu şehre düştü..
Otogarda yere ayak bastığımda kupkuru bir hava ve sabah serinliği karşıladı beni, otobüsün bağajından muavinin çıkarıp elime tutuşdurduğu küçük bir valiz ve yeşil bir kılıf içindeki gitarla peronda yürümeğe başladığımda hala uyku mağmurluğum geçmemişti.
Gençliğimin en hızlı ve ateşli yıllarımı geçirdiğim konyaya ilk ayak basışım böyle olmuştu, liseli yıllarda ki müzik tutkum, bir enstruman çalma şarkı söyleme hayallerim lise son son sınıftaki solistlik denemeleri ve acemice gitar çalmam, yanlış akor basma ,detone olma gibi kavramlarıda öğrenerek biraz daha gelişmişti,.
İlk konserimiz balıkesir 52 evlerde ki ilkokulun salonunda vermişti, öten mikrafonlar, ses vermeyen patlak anfiler.. ama sahnede kendimizi Rolling Stones zannediyorduk ve karşımızda bizi dinlemek için gelen kız hayranlarımızın öflemeli , püflemeli sıkıntılı bakışlarına hedef oluyorduk
o gün ki çalmağa çalıştığımız şarkılar, yanlış hatırlamıyorsam..Rolling stones ..Let's spend together tonight, Monkees, I'm not your steppin stone, Animals, The house of rising sun, Marc Aryan... Georgina, Herve Villard..capri, chritopher..Aline. Jean François Michalle.. adiue jolie candy, sevemez kimse seni, beyaz kelebeklerin, mavi ışıkların şarkılarıydı...O günlerde altın mikrafon yarışmaları çok gündemdeydi, Barış manço.. Kol düğmeleri, cem karaca.. emrah, o yıllar derece almıştı, Vasfi Uçaroğlu, Kamuran akkor, Erkin koray.. sana bir şeyler olmuş. Berkant..samanyolu, serpil örümcer, ve hala dinlediğimiz Şevket Uğurluel...ve şarkısı Not respansibille..
Konyada misafirhanede yer bulmak kolay oldu, akşam yemeğe gazinoya indiğimde salonda ki sahnede , bir davul ve bir iki gitar görmem biraz neşemi yerine getirdi, elektro gitarı şöyle bir kucağıma alıp akordu bozulmuş tellerinde gezindirdim parmaklarımı..
Artık konyanın serin akşamlarında gazinoda yemek sonu gitar tınkırtatmalar artmış, kendi çapımızda bir ekip oluşmuş müzikli saatler gece boyu devam eder olmuştu,birgün gazino müdürünün bir orkestra kuralım önerisi geldi bana, ben hemen.
- hangi cıhazlarla ve kiminle dedim.
-Komutanı ikna ederiz, yeni anfi ve cıhazlar alınır, birde müzisyen erlerden bulup buraya tayin çıkartırız dedi, acemi birliğinin dağıtımı var...
- tamam dedim.. ben hazırım.
Ve bir ay içinde İstanbullu 2 gitarist ve İzmirli bir davulcu ile birlikte orkestranın ilk adımlarını attık,
yeni mikrafon alınıp anfiler gitarlar gözden geçirildi, depodaki havalı org çıkarıldı, makaralı, bantlı eko onarıldı ve çalışmalar başladı. ve komutandan da bana kıyak haftanın 3 günü mesaiye gitmeyip gazinoda çalışmaları yapacağız ve haftada 2 gece cuma ,c.tesi çalacağız.
yeni çıkan 45 lik plakları alıyor dinleyip akorlarını çıkarıyor, İng, italyanca ve fransızca sözlerini ezberleyip söylüyorduk o günlerde söylediğim şarkılar..Hugues aufray..Celine, Jean- François michalle...Adiue jolie candy, Marc Aryan ...Geogina, Adamo...Tomba la neige (her yerde kar var,Tony cucciara..se vai andare voi (Köylü kızı)..Artık sevmeyeceğim, Damarımda kanımsın, Sevemedim kara gözlüm, kol düğmeleri, Severek ayrılalım gibi güncel yabancı müzik ve aranjmanlar..
Bizim orkestra çok sıkı bir çalışma sonunda Konyanın çok tutulan bir grubu oldu, amatörce çalıyorduk ve de çok seviliyordu,zamanla çevre ilçelere de çıkmağa başladık, konya alaaddin tepesinde ki orduevi her hafta bizi istiyordu.Meramda ki tavus kuşu gazinosunun açılışını o yıllar bizim orkestra ile yapmıştık 1971 eylülüne kadar bu böyle devam etti, tabii ki bu
arada benim bu durumumu çekemeyenlerin uzun çalışmaları semeresini vermiş olacak ki, yazlık izin dönüşü , Ankara Etimesgut'a 8 aylık bir kursa gönderileceğim emri elime tutuşturuldu.
Bu da bir şans ve değişiklik mi olacaktı yaşamımda, Pervaneli deniz uçakları alınmıştı, Amerikalı dostlarımızdan ! onların eğitimini alacak ve onlarda uçma şansımız olacaktı, birde maaş + % 50 kurs parası.....
Konyada ki müzikli günlerim bir anda sona ermiş ve Ankara'nın Necatibey cadddesi .Demirtepe köprüsü yanında ki her gün ve gece müzik sesine doyacağım, arka balkonu güney park gazinosuna bakan bir apartmanın üst katında bulmuştum kendimi...
.
Not. Ekte ki müzikli günler klibi o günlerin siyah beyaz anıları,
fon müziği bana ait son çalışmam.ve ikili resimdeki ev arkadaşım
, osmanlı dili Ed.çevirmeni İsmet nadir atasoy '' Berfin yayınları.''
Mayısın son günleri benim için sıkıntılı geçen günler, soğuktu sıcaktı derken birden sıcaklar başladı ve bizler hemen çark edip öff aman, ne sıcak demeğe başladık.
Bende bu sıcakları Bursa, Bandırma, Erdek arasında yoğun koşuşturmalar nedeniyle daha fazla hissettim, tahminim bu yaz böyle gidecek, şu anda ki gelişmeler öyle gösteriyor hiç olmazsa Erdeğe ulaştığım da kendimi serin sulara atma şansım var.
Bu sene İst.baharını yaşıyamadım, boğazın kokusuna hasret kaldım, anadolu kavağı sırtlarında denizi seyretmeğe, ve sokaklarında ki balık kokusuna, sarıyer de oturup anadolu kavağını seyretmeğe, Beyoğlun da yürümeğe ve bilmem ne pasajının üstünde ki teras cafe de biramı yudumlarken kız kulesini seyretmeğe ve daha anlatamadığım nice güzel yerlere hep hasret kaldım.
ve bırak dedi içimin bir yarısı, birazda özlem kalsın için de.
Biz eski gençlerin gerilerde çok karıştıracakları çok şeyleri var, arkamız daha yüklü, eşeledikçe neler neler çıkıyor, hayallerimizse çocuklarımızla endeksli.onları bir sinema perdesinde izler gibi izliyoruz, bazen senarist olmak istiyoruz, alıyoruz kalemi elimize, değiştirmek istiyoruz sayfaları, bazen yönetmen, karışmak istiyoruz bazı sahnelere, ama gerçek oyuncu onlar, bırakalım oynasınlar oyunlarını..ama bırak der bir yanım..bırakma der sevdalı bir yanım.
Şu ara bir şeyler yazmak gelmiyordu içimden, İst.bir arkadaşım gelecek bugün savaştepe'ye gidecektik, sonra Bursa ya, iptal oldu. Bursa ya yarın hanımı ve ist.gelecek olan oğlanı alıp gideceğim.
Dün akşam albümleri karıştırırken, oğlumun, 2-3 yaşlarında olduğu bir yaz, Kuşadasın'a izmir gelişi sağda ki plaj'da, biz gün batımını seyrederken, o da bana yanımızda ki üstsüz türistleri gösterip baba bu ne, bu ne deyip, hanımın sert bakışları altında bir türlü cevabını veremediğim, sorular sorduğu o akşamı anımsatan bir fotoğraf takılı kaldı uzun bir müddet gözlerime...
Kız 3 yaş daha büyük önümüzde ki dalgalarla oynaşıyor, hanımsa kıza mı ,oğlana mı yoksa bana mı göz kula olacak..
Güneşin dalgalarla oynaştığı bu akşam vaktinde, denizin içinde oynaşan bir çift dikkatimi çekti,
o kadar güzel yüzüyorlar, kumlarda yatıyorlar, dalgalarla oynaşıyorlardı ki belki bir yaz aşkıydı., belki yeni evli bir çift, işte aşk, sevgi dedim, içimden. hani tarifsizdi.!
Bu mutluluk resminin karesini yıllardır içimde taşıdım, yıllar sonra aşağıda ki sözler özlem kokulu, ayrılık kokulu olarak sayfalara döküldü, bir şiir bir şarkı oldu, sözüyle, müziğiyle, montajıyla, kaydıyla, sesiyle herşeyiyle bana ait bir şarkı olup çıktı ortaya (kayıt 1993, montaj 1997)
Kirli çıkınımdan çıkarıp havalandırayım dedim, bilmem iyi mi olmuş..!
Aşağıda ki dergi 8 mart 1968 tarihli bir müzik dergisi, baskısı çok kötü, ama o yıllarda müziği seven, müzik aşığı gençlerin bir müzik yayın organı yok, müzik ile ilgili haberleri
genellikle gazetelerin, haftalık eklerinde bulunabiliniyor, şarkı sözlerini plakların tekrar
tekrar çalınıp dinlenmesiyle elde ediliyor. benim o yıllarda başlıyan bu tutkum, ingilizcemin oluşmasına, fransızca ve italyanca kelimelere yabancı kalmamı sağlamıştı
Moğollar grubu
0 yıllarda çok sevilen bu grub, anadolu'ya genellikle bahar ve kış aylarında gelir
kışlık sinemalaerda konser verirlerdi
Elvis Presley. o yılların dünya zirvesindeki ismi, eşi ve yeni doğan kızıyla.
Jim hendrix, Eric Burdon ve Animals diğer gruplarla ilgili bir haber
Derginin arka kapak sayfasında da soul müziğin kraliçesi Aretha franklin
1968 yılların müzik ilahları Beatles grubu, Ringo Star, John lennon, Poul Mc Carney ve George Harrison
O yılların liste başı sanatçıları
!969 yılında aldığım philips marka pikap ve Erkin Koray'ın bir plağı.
ve eski plaklar.
İşte böyle bugün biraz eskilerde dolaştık, bakalım anımsayan eski gençler varmı...
Ben kendimi bildim bileli sokakta yürürken, araba kullanırken, işyerinde çalışırken, yatıp uyumağa çalışırken bir şeyler mırıldanırım ve on aklıma gelen
sözlerle bir ezgi oluşur dudaklarımda.
bilmiyorum, bütün bunlar normal miydi yoksa bendemi vardı, eksiklik veya fazlalık.
Eğer bunlardan birini, bulunduğum an koşullarında,
bu sözleri bir kağıda alabilir ve müziğini de eve gelene kadar unutmazsam, gitar veya org ile kayıt'a alır ve onu
kendi kendime öğrendiğim notalara geçerdim.
Ve yıllar sonra bilgisayarda ki nota yazılım proğramına
bu notaları yerleştirince çoğunu ölçülerinin tutmadığını gördüm.
Artık teknoloji öyle gelişti ki artık kendi kayıtlarımı ve de
kliplerimi bile yapabiliyorum.
1992 senesinde Roland E-40 almıştım, onunla daha da geliştirmiştim çalışmalarımı
Yukarıda ki şarkım da böyle eksik veya fazla yılların, bir ürünü..
Susurluk'ta.. Tahsin Bozoğlu'nun Güneş tesislerindeki
antik pazarına bağışlamak için, eskilerden bir şeyler ararken, 45 ve 33'lük plaklar arasında, Balıkesirde lise 1'e giderken aldığım ilk müzik dergisini buldum. Modern çağ
O günü hatırladım da, o gün müzik dükkanının önünde ne kadar çok düşünmüştüm, onu satın almak için. 100 krş çok paraydı ..müzik enstrümanlarının arasında duruyordu, bir kaç kere gittim geldim ve ben onu alacaktım..100 krşa bırakamazdım isteklerimi.... ve aldımda. ve hala bende. sene 2006 dile kolay değil, tam 40 yıl..Benle gezmiş ordan oraya..
not:
Eğer yolunuz geçerse bu muhteşem antik pazara mutlaka uğrayın, eski bld. başkanı deyince bulursunuz, Susurluğa İnsan hakları parkını kavuşturan başkan, parkın yerinde şimdi yerinde tozlu, topraklı yeller esiyor..Bursa'dan Balıkesir'e giderken susurluk garaj ışıklarına gelmeden önce sola girmeniz gerekir, Balıkesir gelişi sağ tarafta, nefis çiğ börek ve ayranıyla da kendinize ziyafet çekmeyi unutmayın.
Barış Manço, o zamanlar grubuyla Belçıkada yaşıyordu.
Sanat enst.bir grup kurulmuştu, bende, deneme solist olarak
Animals'ın ''don't let me be understood ve monkees'in
I'm not your stepping stones'unu, Rolling stones'u paint it black'ini, Tony cucciare'nin Se voi andare vai'nı ve de adamo' dan söylemeğe çalışıyordum.
Ve ilk solo konserimizi Balıkesir 52 evlerdeki ilkokulun tiyatro salonunda vermiştik
68 li yıllarda Balıkesir kervansaray otelde Roberta adında bir şarkıcı söylüyordu
Ayın plak listeleri
O günlerde yazlık bahçelerde,adamo'nun tomba la neige(her yerde kar var) Beatles'in She loves you, ye ye si ,christope Aline'i ,Marc Aryan'ın Giorgina'sı tüylerimizi diken diken ediyordu.
Ayın plakları ise...
1- The Beatles ................................ Paperback writer
2- The mama's and Papa's................... Monday monday
3-The Rolling Stones............................paint it black
4-Dave,Dee,Dozy,Beaky... Hold tight
5-The animals................................ Don't bring me dawn
9- Clif Richard.................... . Blue turns to grey
11-Frank sinatra.......... Stranger in the night
Tanıdık seslerden bazıları...
Tom Jones, ağır ağır zirveye tırmandığı yıllar..
Son yıllarda sex lady ile gündeme gelen Tom jones o yıllar
it's not unusual ile zirve olmuştu, benim fovarim ise I'll never gonna fall in love again ve Delilah'dı, sonraki yıllar...
Shadows..enstrümantel müziğin ilahları...
Granada ve apache adlı parçaları yazlık sinema ve çay bahçelerinin en sevilenleriydi.
ve Rolling stones....
Angie..saticfaction ile hatırladığımız bu grup o yıllarda paint it black ile 45 likler listesinde 1 numaraydı..
İşte böyle... geride anlatılacak o kadar çok yıllar var ki..