Parmaklıklar ardına doğru 3 a.inaler
Günlük , güneşlik bir hava
''Hoş geldiniz'' diyor bize Eskişehir kenti
İniyoruz otobüsten, yürüyoruz elele
Küçük bir köprünün üzerinde durup,
Aşağıda gürül gürül akan,
Kar ve çamur kokan
Porsuk çayını seyrediyoruz
Birde gürül gürül akıyor ki
Son bir kez bakıyoruz ona
Son bir kez faşişt gözlerine
Ve o an
Açlığım geliyor usuma
Son bir kez dilediğimce
Bir şeyler yiyeyim diyorum
Oturuyorum karşına
Bir porsiyon gözbebeği yiyiyorum,
Bir porsiyon dudak,
Bir porsiyonda sen yiyiyorum
Tüm açlığımla
Bir porsiyon N...
İyice doyuyorum açlığa,
İyice doyuyorum sensizliğe
Yürüyoruz biz....
Gidiyor otobüs..
Yol bitiyor
Ama umutlar bitmiyor
Esk..hava üssü kapısındayız, yani nizamiye
Korkunç bir gürültüyle uçaklar inip kalkıyor
Sağımız solumuz silahlı asker
Sen ve ben yalnız ve silahsız..
- Bandırma'dan geldim diyorum nöbetçiye
- O gelmeyen senmisin diyor
- bilmem o gelmeyen herhalde benim diyorum
Ve bakıyorum gözlerine...
Çeviriyor telefonu,bir sürü karşılıklı konuşmalar
Havada fantomlar uçuyor, duyulmuyor bazen konuştukları
Bekliyoruz, sıkıyorsun ellerimi sevgiyle
Askerler dolaşıyor elleri tetikte..
- bekleyin diyor nöbetçi, araba bulursak göndereceğiz.
Belki bir saat sürüyor bu bekleyiş, sıkınyı basıyor,
Bir an önce içeri girmek istiyoruz,
Dostlarımıza ,arkadaşlarımıza kavuşmak istiyoruz
öff be ne zormuş tutuklanmayı beklemek..
9
Emin ol sevdiceğim.
Belki içersi dışardanda rahat
Dostların sevdiklerin arasında
Onlarla birlikte olmak
Ne güven verici bir şey,
ne onur verici sıkıldığımı anlıyor görevli..
- Acelen ne be kardeşim,
Hiç merak etme içerdende bıkarsın
Öyle ya biz yeniyiz
Ama içersini çok iyi biliriz
Çünkü biz Nazımın çocuklarıyız
İçerde çok yatmışlığımız var
Dile kolay, tam 35 yıl Özğürlükten yoksun
Ve tüm işkencelerle koyun koyuna..
Rastlantımı ne, bir avukat geliyor nizamiyeye
Altında pırıl pırıl bir otomobil.
Askeri savcılığa gidiyor..
- Alırmısın savcılığa gidiyor diyor, beni gösterip
Alıyor beni yanına ,kurtarıyor daha fazla beklemekten
- Ne için gidiyorsun diyor orta yaşlı, kıvırcık saçlı avukat
- Astsubayım , tutuklanmağa gidiyorum..
- Eminmisin tutuklanacağına..
- Elbette giden dönmedi, hepsi içerde..
Susuyor bakışlar, bir an sessizlik
Ve hüzün kablıyor içersin
i - Bende bir asteğmenin dosyasını incelemeğe gidiyorum diyor..
Sormuyorum nedenini..
Hava üssünün tertemiz bakımlı yollarında ,
Çam ağaçlarını arasında bir süre gidiyoruz
İki katlı eski bir binanın önünde susuyor motor sesi.
-Savcılık burası diyor.
İndiriyorum bavulları, tutuyorum ellerini,
Hissediyorum sıcaklığını,bakıyorum gözlerine
- Bekle beni dışarda ,sakin girme içeri, sakın girme
Seni çam ağaçları arasında bırakıyorum
Özğürlük çiçekleininm açacağı
Bir bahar sabahı tekrar bulmak umuduyla..
10
Saat 14.30
Savcılığa doğru adımlıyorum adımlarımı
Sivil giysilerle geniş bir salonda
Tıklıyorım kapıyı..tak tak.
- Gir.... diyor tok bir ses
- Ne bu hal hem geç geliyorsun hemde sivil...
- Şimdi senin için bir daha mahkeme kurulacak
- İşlerim bitti anca gelebildim diyorum. hiddetten titreyen dudaklarımla
İnanmıyor kuşkusuz ..
- Bekle dışarda seni çağıracağız diyor.
Bir şeyler söylüyor yanındakine..
Pencere dibinde bir koltuğa otıruyorum.
Çam ağaçları arasındaki binaları seyrediyorum..
- Burası ne diyorum. yanımda dikilen askere
- Misafirhane idi şimdi
Tutukevi diyor , yani hapishane
- Sağdaki 3 nolu ilerdeki 2 nolu...
- Ya bir nolu diyorum çok merak eder gibi..
- O pistin karşısında diyor esas hapishane..
Beyaz saray derler oraya, ama sizi oraya vermezler..
Baktımda bizimki oldukça güzel bir yerde
Çamlar arasında ,önünde boş bir havuz,
Tel örgülere yakın bir voleybol sahası
Arkada upuzun bir demir yolu..
Yeşermeğa başlayan çimlerse
Adeta baharın müjdecisi
Binaysa eski osmanlı konağı gibi
Yalnız..gözlerimiz..
Eli silahlı nöbetçileri görmezse
11
Biraz sonra açılan kapıdan
Tutukluların dışarıya çıktığını görüyorum
Güneşlesin onları güneş diye
Mis gibi bahar kokusu girsin ciğerlerine diye
Bir anda doluyor bahçe
Çamlar arasında yürüyen, konuşan tutuklularla
Bakıyorumda sevdiceğim, hepsi tanıdık, hepsi bizden
Emin ol sende tanırsın çoğunu
Ya Bandırma sokaklarından,
Ya lise yolunda bir bakış atmıştır genç olanları
Ya da dört yoldaki köşe başından..
Belkide bir benim gibi koşmuştur peşinden..
Bir şeyler anlatıyor anlatıyorlarla,
Yürürken hızlı adımlarla
Hava açık ve berrak ...ama serin
Nöbetçi askerler seyrediyor onları,
Kimbilir gönülleri hangi yerde..
Memleketi, karısı, çocuğu..
ve de ana baba özlemi.
Ya da bırakıp geldiği sözlü, ya da sevgili...
İçim burkulyor bir an bunlar geçince aklımdan
Bir hüzün kaplıyor her yanımı..
Ama yinede mutlu olmam gerek diyorum
Arkadaşlarıma kavuştuğum için..
Onları yalnız bırakmadığım için..
12
Saat 15.30
Yanımda bir görevli
Giriyorum mahkeme salonuna
Üç yargıç karşımda, birde yanda savcı
Dikiliyorum sanık kürsüsünde
-Oturun diyor.ortadaki başyargıç
Oturuyorum sanık sandalyesine
Ve karşımda ürpererek okuduğum bir yazı
''Adalet mülkün temelidir'' diye
Bir an gülmek geliyor içimden.
Daktilo katibide geçince yerine
Hazır oluyor devletin yargılama organı
İlk an, yalnızlığımı hissediyorum
Üzülüyorum dışarıda bıraktığıma seni
Seni görmek umuduyla gözlerim kaçıyor pencereye
Çam ağaçları arasında gülümsüyor bakışların
Koşup geliyorsun yanıma, tutuyorsun ellerimi
Sıkıyorsun büyük bir sevgiyle
Anlıyorum ki artık yalnız değilim ben
Gözlerin var gözlerimde, sıcaklığın var ellerimde
Korku,endişe defolup gidiyor yanımızdan
Sen ve ben..
Öff.. be ne çok seviyormuşum seni ben..
Bir de kavgamı..
13
-Adın.. diyor yargıç
-Abdullah...
Tak tak deyip yazıyor daktilo
-Soyadın
- İnaler
- İnanır.!
- Heceliyorum soyadımı..
yaşamım boyunca başkalarına defalarca hecelediğim soyadımı
- Ana adın
- Hayriye..
- Baba adın
- Abdullah mı ..!
- Evet abdullah oğlu abdullah
Abdullah oğlu Abdullah bu cevabın ardından her soranın kafasında hemen bir soru işareti, merak duygusu uyanıyor.
Neden başka isim mi yokmuş...da baba oğluna kendi ismini koymuş..
Bende hemen açıklarım...
Bende evvel doğan 3 kardeşim yaşamamış..bana yaşasın, onlar gibi ölmeyeyim diye babamın ismini koymuşlar,
Ve birde bebekken köyün birine götürüp,
bir hocaya kızgın şişle göbeğimi 3 yerinden dağlatmışlar
Hala bu 3 şişin izi karnımda duruyor.
14
Ve devam ediyor künye sorgum..
-Bak ..diyor yargıç övgü dolu mana içeren bir ses tonuyla..
- Buradaki ifadende dürüst konuşmussun,
- Buradaki tüm bildiklerini söylersin - ...
Evet diyorum içimden dürüst konuşurum dürüstlere karşı.
- 14-15 ocak 1975 tarihinde 2 gün mesaiye gitmemişsin,
- Niçin gitmedin.?
-Bize verilen yan ödemeler ve iş riski tazminatlarında yaratılan haksızlıklar nedeniyle moralim çok bozuldu ...
- Onun içinmesaiye gitmedim
- Bandırma Astb. gazinosunda 13 0cak 1975 tarihinde toplantı yapılmış
- Haberin varmı, ordamıydın.?
- Hayır haberim yoktu.
- Hiç duymadın mı..
- Hayır şimdi sizden duyuyorum..
- Yalan söylüyorsun..
-Evde kaldığın arkadaşlarınla mesaiye gitmeme konusunda karar almışsınız.
- Arkadaşınızın ifadesi öyle..
- İçimden Ya Kotev (Mehmet) ya da kel Talat dedim acaba hangisi sattı bizi..
-Evdeki arkadaşlarla o gün görüşmedim, onları hiç görmedim..savcı
- Ama o konuşmuş o öyle diyor.
- Ben öyle bir konuşma hatırlamıyorum.
- Peki nasıl bir konuşma hatırlıyorsun
Ağzımda laf almağa çalışıyorlar, açık vermemem lazım diyorum içimden..
- Birkaç gün önce görüşmemizde maç hakkında konuşmuştuk..
- Konu dışına çıkma diyor savcı.
15
Buradaki vereceğimiz ifadeler yapılan boykotun ceza kapsamı için çok önemli,
Bireysel suç işlediğimizi kanıtlarsak disiplin cezası alacağız, 2 günlük mesaiye gitmemem toplumsal bir eyleme girerse sözleşerek firar, isyan, başkaldırı gibi suçlamaların cezası en az bir yıl hapis ve de ordudan ihraç.
Kısacası söylediklerime inanmıyorlar, zaten bu yargılamaya inanan kim. haklı olduğumuza biz ne kadar inansakta, verilen emir gereği,
Bir kaç suçlu bulunup, ipi çekilecek..
Toplumu bu duruma getiren bu yasaları hep kendi lehine yapan, insanların emeğini sömürenlerin hiç mi suçu yok...
Hak böyle aranmaz diyor askeri savcı herşeyin bir yasal yönü var..
Gözlerim sende Onların gözleride bende
Kimbilir nasıl, hangi gözle görüyorlar
Karşımdaki yargı heyeti beni
Öyle merak ediyorum ki...
Sağdaki hiç konuşmayan
Sarışın genç yargıça dikkatle bakıyorum
İzliyor bizi yabancı gözlerle
Suskunluğu bir yerlere götürmüş onu
Sanki başka dünyalarda
Hiç te yabancı gelmiyor
Acaba tanıyormuyum bir yerlerden
Acaba nereden..
Düşünüyorum düşüncelerimden çıkarıp seni
Ama olmuyor, bulamıyorum nereden
Kuşkusuz yeni mezunlardan bir Ast.tğmen..
O da bizim gibi iplari yukarıda olan
Düzenin bir kuklası
16
Saat 16.07
- çıkınız diyor yargıç sert bir sesle
Kuşkusuz çok kızmış
Çıkıyorum dışarı, bende kızgın
-Yak kardeşim diyor yanımdaki görevli, uzatıyor paketi..
Yakıyoruz karşılıklı bir sigara.
Haklı görüyorum bir an onları
Onlarında koruması gerek içinde yaşadığı sınıfı
Yasaları öyle yapmışlar
Onlarada uygulamak kalıyor
Yüzümde hafif bir tebessüm beliriyor
Sonra havaya üflediğim sigara dumanlarıyla birlikte
O tebessümde, umutlarım gibi kaybolup gidiyor..
17
Oh be.. ne kadarda bunaltıcıymış içersi..
Diyorum bir ana dışarı atınca kendimi,
Yanımdan ayrılmayan bekçimle
Vakitte epey geç olmuş..
Ne kadarda güzel geliyor mis gibi çam kokan hava
ne güzel dolduruyor insanın ziftlenmiş ciğerlerini
Bir an seninle hissediyorum kendimi
Bir an bandırmanın yokuşlu sokakları geliyor aklıma
Caddeler ne kadarda hareketli
Bak bak..köşe başları yine aşıklarca tutulmuş
Öyle ya lise dağılıyor
Ve bir öğrenci selidir akıyor
Kentin sokakları cıvıl cıvıl
Dalıyorum sokaklar arasına dalgın bakışlarla
Birazda üşümek geliyor içime..
Isıt beni...
Sokakta bakıyorum herkes tanıdık
İşte kürt müjdat..elinde kitaplar
- Merhaba diyor..
işte sarı Engin elinde kitaplar..
Dalmış görmüyor bile.
Tüm tanıdık dostları görüyorum..
Selamm.selam diyorum..
Tatar sevgiyi görüyorum..
Kasıntı Burjuva sevimi...
içinde erkek özlemi alev alev yanan
Tombişim Reyoşu görüyorum.
Ve seni görüyorum...
Gözlerini arıyor gözbebeklerim.
Elinde kitaplar
Yanında sempatizan gencecik çocuklar.
İçin için yana özlemi,sevgiyi görüyorum.
Bakışların kurşunluyor yüreğimi
Obüsten fırlayan alev gibi
Yakıyorsun her yanımı.
- Merhaba netya diyorum, gülüceklerin içime işliyor..
- Merhaba diyorsun
Bir bakış, bir bakış daha yürüyüp
Kaybolup gidiyorsun her gün ki gibi...
Sallana sallana çıktığın yokuşlu sokağın ardında..
Son bir kez bakmadan ardına
O eski binanın alt katındaki evine.
18
Mahkeme salonunun kapısı üstündeki zil..
Zırr zırr diye çalıyor..
Duyuyorum ta Bandırmalarda...
Saat 16.15
- Gel diyor görevli çağırıyorlar. tak takk.. açıyoruz kapıyı giriyoruz içeri..
- Otur diyor .. baş yargıç.. oturuyorum.. ....... .......
- Karar diyor yargıç..
Dürtüyor,
- Ayağa kalk diyor görevli
Ayağa kalkıyorum..gözlerim kısılmış
Su verilmiş çelik gibi bedenim
Ortadaki yargıç namaz selamı gibi Bir sağa bir sola fısıldadıktan sonra
-Yaz diyor hakim katibe...
- Sanık a. inaler..
Türk ceza kanunun... maddesi... fıkrasına göre sözleşerek toplu firar suçundan, aleyhinizdeki yeterli kanıtların bulunmasına kadar tutuklanmanıza mahkememizce oy birliğiyle kara verildi. - Götürün.. İyi ki kalem kırılmadı diyorum içimde.
Bir mayıs sabahında kırıldığı gibi.
19
Artık yasal yönden resmen tutukluyum
Koptum artı yüm dış dünyadan
Ve tüm sevdiklerimden.
- Gidelim diyor yanımdaki görevli üzgün bir sesle
- Geçmiş olsun..
-Sağol, teşekkürler sözcükleri çıkyor dudaklarımdan
- 2 ve 3 de yer yok diye sesleniyor savcı..1 noluya götürün..
Çıkıyoruz bahçeye ağır adımlarla
Çam ağaçları arasında
Yeni yeşermeğe başlamış çimleri çiğneyerek
Sessizce yürüyoruz,
Gökteki bulutların telaşı yok bizde
Bir ana seni görüyorum
Kıpır kıpır oynaşan çam ağacı dalları arasında
El sallıyorsun Seninleyim der gibi..
Önce 2 nolu tutukevine gidiyoruz
Bir vasıta bulup buradan tam karşıdaki bir noluya gideceğiz
Elimde valiz bekliyoruz '2 nolunun kapısında Fikreti görüyorum
- Oo.. hoş geldin arkadaşım..geçmiş olsun
- Hoş bulduk Fikret, sağol..sarılıp öpüşüyoruz..
- Nasılsın iyisin ya..
- İyilik bende anca gelebldim..sanada geçmiş olsun..
- ha diyorum unutmadan, bandırmadan sana bir paket var..
Valizi açıp içinde kitapların bol olduğu bir paketi çıkarıp veriyorum.
- Beni 1 noluya gönderiyorlar diyor..oraya gideceğim..
- Beni de diyorum..
- Yok yok diyor kanımca sen burada benim yerimde kalacaksın
- Sürgüne gidiyorum anlaşılan..
- Sen 2 noludami kalıyorsun..
- Hayır 3 .de, 1 nolu hakiki hapishane, beyaz saray derler oraya.
- Yani beyaz saraya Az sonra gelen bir araçla Dz. asb.Fikret Yuğaç beyaz saraya doğru yola çıkıyor.
- Hadi tekrar geçmiş olsun görüşmek üzere..diyor. - hoşçakal...
- hadi güle güle...
20
Saat 16.40
25 şubat 1975 3.nolu tutuk evinin önündeyim
. Eski 2 katlı askeri bir bina
Ve ben ömrümde ilk defa hapishaneye giriyorum
İlk defa içimde tarifsiz duygular
Ama zerre kadar üzüntü yok
Yepyeni bir yaşam şekli hoş geldin diyor bana.
Önce dış kapı, eli silahlı bir asker..
Ardından bir kapı daha
Sonra demir parmaklı bir kapı daha, görevli
- Giden arkadaşın yatağında yatacaksın diyor..
- Seni o odaya verdiler
Bir kapı daha
Ve ardında onlarca tanıdık sima ve hoş geldin sesleri..
Defalarca geçmiş olsunlar..
Bir dost kapıyor elimdeki valizi,
Ben şaşkın ördek gibi
Nere çekerlerse oraya gidiyorum,
Sarılmalar öpüşmeler..
- Gel diyor bizim odada kalacaksın..
Yürüyorum ardı sıra, tırmanıyoruz 2.kat merdivenleri
Önce on metrelik bir koridordayız
Sağda sol eski boş dolaplar.
Yöneliyoruz soldaki koğuşa
İkili ranzalarla dolu
İçerde ağır bir hava ve bir de koku..
Dışardaki havadan asırlar boyu uzak sanki
Belki bir ben duyuyorum bu ağır havayı
Arkadaşların tutsaklık kokusunu
21
Duvarlar
Özğürlüğü tutsaklayan, boğan duvarlar
Maviliği kirlere bürünmüş
Gökyüzünü yaşatıyor yatanlara..
Ve o duvarlarda
Elbiseler, gömlekler, şapkalar asılı
Birde kadınlar
Birbirinden güzel kadınlar
Kimi çıplak ,kimi şehvetli ve şuh
Kadına Bir çift kadın bacağına özlem duyan
Bu tutsaklara alay edercesine
Kahredici, baştan çıkarıcı bakışlarla bakıyorlar.
Ve belki bu bakışlar
Bu anda belki bir sifonun çekilmesiyle
Rahatlatıyor gergin bedenleri..
22
-Bandırmadan haber diyorlar, anlat ne var ne yok..
Önce oturaklı Asb. Mehmete dönüyorum,koğuş arkadaşım
-Bol bol selam var diyorum, hepsi iyiler
- Uçaklar uçuyor göreve devam..merak etmeyin
Sevdiklerini , özlediklerini soruyorlar.
Bense selamları var diyorum, ziyarete gelecekler diyorum
- İyi haberlerinizi bekliyorlar.
Ve gecelerimi, gündüzlerimi
Umutlarımı paylaşacağım
Yatağımı gösteryorlar bana 2 nolu tutuk evinin 2 nolu odasının 10. tutuklusu oluyorum, Yeri ranzanın üstü, bakıyorum yastık yok, Güvenle başımı yaslıyacağım
Dertlerimi dökeceğim...
Eee geç gelirsen öyle olur..
- Zaten çoğunda da yok..
- Getirecekler diyor arkadaş..
Bende insanı kaşım kaşım kaşındıran
O yün battaniyeyi katlayıp yastık yapıyorum..
- Atıyorum valizi üzerine..
Salonda eski püskü dolapları en iyisini gösterip..
- Buraya da elbiselerini koyarsın diyor arkadaş.
Yürüyoruz salonda yanimda mehmet asb.
Burası gazino diyor, yemek vaktide yemekhane
Ortada eski birkaç masa,sandalye..
İkide penceresi var üzeri tahtayla çivilenmiş
Gün ışığı süzülüyor aralardan gıdım gıdım
Acaba burası daha önce neydi buralarda katırda yook ki ahır olsun.
Tam karşıda üstüste iki masa üstüne bir televizyon
Hiç yakışmıyor buraya, biraz lüks.
Ve hiç yakışmıyoruz buraya
Yakıştıranlar utansın.
23
Salon kalabalık
Volta vakti..
Denizci Mahmutu görüyorum voltalıyor,
Yogi Atillayı görüyorum,
Elinde tespih Birde bıyık bırakmış..
Gülmek geliyor içimden her nedense
Ayni filimlerdeki gibi.
Hızlı adımlarla voltalamalar
On beş metrelik salonda 50-60 kişi İleri geri gidip geliyorlar.
Bu adımlar zamandan mı yoksa
Onlardan mı bir şeyler götürüyor..
Düşünüyorum..
Karıştıkça aralarına
Kimi pencereden dışarsını syrediyor,
Kimi elindekitap, kimi bir şeyler yazıyor
Kimide bir masanın etrafında al papazı ver kızı...
Bir sıkıntıdır basıyor içimi..
Yaklaşıyorum pencere dibine
Ellerimi dayıyorum kalorifer sıcaklığına
Bir an buz gibi odamdaki
Isıtmağa çalıştığım yatağım geliyor aklıma..
Nihayet sıcak bir yer diyorum.. hemde sıcacık Artık üşümüyeceğim..
Abdullah İnaler
Mart.1975 2.nolu ask.tutukevi
Eskişehir
Askeri 2.nolu Tutukevinin 10 kişilik odasının
üst kattaki yatağımda karaladığım bir şiirlerden ikisi....
DAĞLAR TAŞLAR..
Aramızda
Dağlar taşlar değil sevdiğim
İnsanlar var insanlar
O iyi insanlar O kötü insanlar
Tanıdığın, sevdiğin Uğruna savaştığın,
Hakkını aradığın
İnsanlar vari İnsanlar..
a.inaler
ÖZLEM
Senin ismin
Gecenin karanlığına
Yalnızlığımla kulaklarımda çınlıyor
hafiften horlama sesleri kaplamış koğuşu
Birde insan kokusu, sigara kokusu
Bir tutuklu oturmuş masa başına
Elinde kalem karalıyor bir şeyler
Düşünüyor dakikalarca..
Rengi soluk düşüncelerin boyunduruğunda.
Bize gün ışığı saçan pencere simsiyah şimdi
Uçak sesleri yırtmıyor artık günün sessiliğini
Salt devriye gezen askerin postal sesleri
Tırmalıyor kulakları.
Sağa dönüyorum,sola dönüyorum
Bir türlü uyku tutmuyor düşüncelerim
Seni düşünüyorum..
Okuyorum yazmış olduğun mektubu..
Bu belki kaçıncı bilmem
İsmin mühürleniyor dudaklarıma
Duvardaki bir resme bakıyorum..
Bakışları senin bakışların,
Gülüşü senin
Özlem gideriyorn gecenin 3.de
Ben..
Seni ne çok seviyormuşum..
Bir bilsen...
Abdullah İnaler
05.04.1975 E.A.T.E
ESMAR DEVRİMCİ KIZIM
Esmer devrimci kızım Ezikliğini duydum bu akşam Seni yitirmişliğimin, Yüceliğine eriştim bu mevsim Sende sevmişliğimin Sevdim seni En kızılıyla sevilerimin Özğürlüğüm, açlığım, yarınım Herşeyim benim Seviyorum seni Esmer devrimci kızım benim. a.inaler 19.12.1977 Devamı var..
devamı var.

0 yorum yazılmıştır