Böyle ateşli günlerde
- ne bu yazı diyeceksiniz ama,
ne yapayım içiniz açılırmı,
kararırmı ona siz karar vereceksiniz...
Ülkemin zor mu zor yılları,
Bir ateş çuvalının içine sokmuşlar bizi,
Başımıza da geçirmişler kara bir türbanı,
Her tarafı sarmış kara, kapkara bulutlar,
Ara, arada dur ışıldayan güneşi..
Irak sınırında yapılıyor güneş harekatı
Her gün şehitler geliyor, tabutu al bayraklı
Muhtaç vekiliminse kafasına takılı cüzdanı ..
Dön mehmetim dön, dön artık
Anıttepe de batırma güneşi ..
Bunu da karaladım bu ara...yeter sanırım...
Kartepe
Çocukların haline tavrına bakılırsa bizim emektar İtalyan Uno'nun Burada, İst.da ki tarihi görevi bitti, okurken, çalışırken işlerini gördü, şimdi kız yeni araba aldı, oğlan harbiyede park yeri yok, hemde yeni iş yerinde kariyer gereği daha iyi araba olması gerek diyor..
- doğru söylüyor, ne diyeyim..o zaman yenisini alırsın demek kaldı bana..
Haftalardır yerinde kımıldamayan Unoyu, temizleyip, bakımını yapıp çalıştırmak bana düştü.
Yılın son günü, düştük dönüş yollarına, işimiz yok ya şöyle bir körfez gezisi yapalım dedik, akşama kadar işimiz ne, Tem'den Kocaeline ilk girişimdi, genelde aşağıdan E-5 den sahil yolundan gelir, kartal, Derince tanıdıklara uğrar hal hatır sorardık..yollar güzel Unoda iyi gidiyor..oğlan bununla 200 yaptığını söylüyor, kilometre kadranının resminide çekmiş.
- iyi yapmışsın dedim..kızarak..oğlum 15 senelik araba ne cesaret..o yaşlarda ben olsaydım, bende aynısını yapardım dedim içimden.
hanım biz dedi
- geçen bahar Yardım Severler Derneği ile Sabancaya gitmiştik, Maşrukiye, Sabanca çok güzel, hadi buraya kadar gelmişken sende gör..cennet gibi yemyeşil yer
- bu kış kıyamet, göl kenarı bilmem iyi olurmu..
huyum ya ilk önerilere hep muhalefet edip, karşı çıkarım..
-Valla sen bilirsin, orada bir pide ısmarlarım sana dedi..
Hiç gidesim yoktu. ama birden Kartepe geldi aklıma, oda buralarda bir yerlerde herhalde, bakışlarım dağlık tepelik, karla kaplı yerleri aramağa başlamıştı bile.
- tamam dedim değişiklik olur..belki kartepede yakındır.hem vaadedilen cenneti görme şansımız varmı yokmu, bilemiyorum hiç olmazsa bu dünyadakini görelim...

Sapanca gölü
- Biraz gidin ilerden sola dönün o yol sizi göle çıkarır.dedi kapının önünde oturan bakkal
Sora sora bağdat bulunur hesabı yazlıkların arasından sapanca göl kenarına kadar geldik, hava biraz rüzğarlı olduğu için, sahil biraz soğuktu, epeyde çarpıyordu,göl de çırpıntılı dalgalı, tabii ki aralığın sonu, yine de pazar tatil günü olduğu için gezinenler vardı, birde çicek satıcısı romenler,
- Abe yakışıklım şu yanındaki güzele bi çicek alasın deyip takılmaz mı peşimize, bende laf mı yok
- alayım gülüm..alayımda.. benim çiceğim bu çiceklerden daha güzel, ben zaten en güzel çiceği zamanında almışım.
- çay içecek bir yer gördük ama, kimseler yoktu, çayı bayattır..tat vermez gibi kendi kendimize bahaneler üretip, hadi dedik maşrukiyeye çıkalım, orada içeriz..
Bu güzel sahile yerleşmiş yazlıkların arasından ağır ağır ilerleyerek bu kadar güzel ,doğa harikası bir yeri seyretme zevkini son demlerine kadar hissetmek istiyordum, kış olmasına rahmen ağaçların yeşilini koruyanları çoğunluktaydı, kendi haline bırakılmış yazlıkların arasından geçerken, hafta sonu olduğu için yazlıklarında bahçe bakımını, temizliği yapan, köpeğinle oynaşan, güneşin son saatlerinden faydalanmağa çalışan emekliler vardı.

Sapanca gölüne şöyle bir sırtını verince karşı dağın karlı tepeleri tüm güzellikleriyle göze çarpıyordu, kanımca kartepe burası dedim..biraz daha gidince Kartepe, Maşrutiye levhası bu kanımı doğruladı.
Maşrutiye gürül gürül suların aktığı ağaçların binbir çeşidine hayat veren bir derenin oluşturduğu bir vadi, kır gazinoları, alabalık havuzları sağlı sollu bu vadiye yerleşmiş,harika bir doğal güzellik mümkün olduğu kadar korunmaya çalışılmış bir iki açık yer vardı ama yemek yiyecek kadar aç olmadığıımız için burada fazla oyalanmadık.benim aklım dağların karlı zirvelerindeydi.

Kartepe
Ağır ağır Kartepeye doğru tırmanmağa başladık, tırmandıkça Sapanca gölünün muhteşem görüntüsü insanın içini titretiyordu, tırmandıkça çevremiz yavaş yavaş beyaza bürünmeğe başladı, yolun güneş görmeyen kesimleri karla kaplıydı ama buzlanma yoktu, yukarıdan inen araçlarda zincirsiz iniyordu, çıkarmıyız, çıkamazmıyız endişeşi içinde yukarı bizim için bilinmeyene doğru çıkıyorduk, yol kenarında çamlar arasında, karlar üstünde mangal yapan bir grubu görünce durduk.. o ara yukarıdan gelen bir araçta durunca.
- yolun durumu nasıl, zincir gerekirmi dedim..
- yok dedi rahat çıkarsınız..
- yukarsı nasıl..
- valla çok kalabalık, çay içecek yer yok..
Beyaz ve yeşille bezenmiş bir doğa cennetinin içinde ağır ağır tırmanmağa devam ettik
Biraz daha çıkınca yol kenarına park eden araçları görünce yolun sonuna geldik.dedim.

Kartepe-günübirlik kayakçılar
Yukarıda ki park yerleri dolu olduğu için bizde yol kenarında uygun bir yere park ettik. sağ tarafımızda sapanca gölü ve ovası gökyüzü yukarıda ne kadar mavi olursa olsun puslu bir görünümdeydi, çam ağaçları arasından bu güzel manzarayı seyrede seyrede otellerin bulunduğu alan doğru yürüdük, sol tarafımızda ki düzlükte ufak bir futbol sahası vardı, otel ve kayak sahasına giriş kapısında hala çalışmalar vardı, araçları park ettiği sahayı geçince önümüze ufak bir meydan ve yol ayrımı geldi, sağ taraf otele sol taraf ise kayak pistinin olduğu yere doğru çıkıyordu. meydanda yörük çadırlarında çay , sucuk ekmek satanlar, vardı..hele pamuk helvacının helvalarının pespempe görünümü bırak çocukları, bizi bile kendine doğru çekiyordu.

Kayak yapan kayakçıları bembeyaz karlar içinde görünce içim gitti.renkarenk kayak giysili kayakçılar karların üzerindeydi, kayanlar, düşenle bizim kaymak için zamanımız yoktu.kıtır kıtır karlar üstünde gezinti yaptıktan sonra, otelin kafeteryasında kağıt bardaklarda verilen sıcak bir çay içip bu güzel doğayı seyrederek biraz keyif yaptık.
Telesesijle yukarı zirveyekadar çıkılıyorlardu, zirvenin aşağıdan bir kaç resmini çekeyim dedim ama güneş tam karşıdan, zirveden geliyordu, çektiklerimde iyi çıkmadı.
Bir an bizde teleseyijle zirveye çıkalım dedik ama çok sıra vardı, durduk kaldık teleseyijin yanında..
kimdi bilemiyorum ama..bir şiirde.
'' sevdanı erteleme kadınım'' demiş..fakat biz şu andaki zirve sevdamızı ertelemiştik..
Garcia Lorca'nın bir şiiride
'' Sevdanı ertele kadınım, kan gülleri yasındayım'' demişti. umarım karıştırmadım.
Hanımın pide ısmarlama işimi ne oldu..! ha onu Bursa Özdilek'te İskendere çevirdik.