9/6/2008

Parmaklıklar ardına doğru 2 a.inaler

h1

Sabah

Salı sabahı

Hergün ki gibi kalktım

Elimi yüzümü yıkadım

Hazırladım eşyalarımı, giysilerimi

Dostlarım bana veda edip, gittiler işlerine bir bir

Bir ben gitmedim..

Saat 08.00 kahvaltı ediyorum

Saat 08.15 son bir kez

Hüzün dolu bakışlarla seni seyrediyorum

Yeşil bir palto

Sarı bir atkı üzerinde, ellerinde kitaplar

Bir yokuşu tırmanıyorsun, başın önde

Her sabah ki gibi, ama nedense bugün yalnız.

 

 

Saat 08.30

 

Eskişehire hareket ediyorum

 

Seninle dolu bir yolculuk

 

Otobüs seninle dolu,

 

Yollarlar seninle dolu

 

Havada uçan kuşlar, gökteki bulutlar

 

Otobüsün camlarına vuran

 

Yağmur tanecikleri, hep seninle dolu

 

Ve göz bebeklerim

Hep seninle dolu, hep seninle dolu.

Bursa kentinde dolaşıyorum seninle

Uludağa, yeşile, çekirgeye çıkıyoruz el ele

Ve nazımın yitirdiği seneleri anımsıyoruz

görünce Bursa cezaevini

Çınlıyor onun şiirleri kulaklarımızda

Kavgamızı daha çok seviyoruz onu anladıkça

Birbirimizi daha çok seviyoruz

Onu içimizde duydukça..

 

Yine yollara düşüyoruz seninle

Beş ve altı nolu koltukta

 Büyük bir güvenceyle

Yüksek karlı dağlara veda ediyoruz

Bazen kaçıveriyorsun yanımdan,

Küçük, yıkık dökük çamurlar içinde bir köyün

Çeşmesinin başında, elinde kovayla

Sıra bekleyen çarşaflı bir kız,

Elindeki baltayla ağacı kesmeğe çalışan bir köylü,

Kara yollarında

Karları temizlemeğe çalışan

Bir işçi oluveriyorsun.

Ve kollarımınarasında

Canımdan çok sevdiğim sevgili,

Bir sevgili oluveriyorsun....

 

                                                              Devamı var..

4/2/2008

Yolcu 4 a.inaler

h1



Hah diyorsun sen

hah....

bak işte bizim çocukta orda

Ellerin ellerimde, gözlerin gözlerimde

sıkıyorum avuçlarını büyük bir istemle

ve bakıyorum esmer çilli çocuğumuza

çilleri ayni senin çillerin

bakışları ayni benim bakışlarım

bakıyor mutluluk, özğürlük saçan bakışlarıyla

mutluluktan kızıla çalan gözlerimize

sıkı sımsıkı tutmuş elinden

kızıl saçlı güzel bir kızın

sımsıkı sarılmış kaçmasın diye

birlikte bakıyorlar,

onlar için yaratacağımız

özğür mutlu günlere..


Saat on bir

herkes yerini aldı

Otobüs kalkıyor..

cama yaslanmış oturuyorum

ve Bursadaki sevgiliye el sallıyorum

ne değin ıslak yerler

ne değin yağmur gözler

ne değin nemli çiller

ve gökyüzü patlıyor

Gözbebeklerimde...



Gidiyor...

otobüs gidiyor

Yolcular gidiyor

ve biz gidiyoruz....

dört duvar arasına

parmaklıklar ardına doğru.



Yanımda

Yani yan koltukta

Yepyeni bir yolcu

saçları sakalları kırlaşmış

Ellibeş altmış yaşlarında

sevecen görünümlü bir baba

Elimdeki gazeteye bakmağa çalışıyor

kuşkusuz yazıları seçemiyor

Ve anlıyorum  onu okumak istiyor.

belki bende çekiniyor

uzatıyorum ona gazeteyi

- Buyur baba okumak istermiydin

alıyor elimde gazeteyi

daldırıyor bakışlarını sayfalara

ve mırıldanmağa başlıyor....



Yol ve zaman

Hızla kayıp gidiyor altımızdan

Uludağın karlı tepeleri

Bizi seyrediyor uzaktan bembeyaz bir bakışla

Sonsuz sevgimizden bahsediyor

Türküler söylüyor üzerindeki kümülüsler

Özğürlük ve mutluluk dolu

Yarının türkülerini...



                                                     Devamı var

1/2/2008

Yolcu 3 a.inaler

h1

 

Doğayı ve zamanı yırtıyor hızımız

Bir ışık gibi Bursa'ya giriyoruz

Ve başlıyoruz

bu yemyeşil beldeyi,

yeşili, çekirgeyi seyretmeğe

Bursa deyince belki usa

Yeşilliği, şeftalisi, bıçakları,

            yatırları  gelir ama...

Benim usum her nedense çok uzak bunlara

Yeşil yeşil Bursa ipeklisi gelir

kapalı ceza evi gelir

Nazım gelir usuma

Ve nazımın yitirdiği seneler gelir

çektiği eziyetler, işkenceler gelir

Yazdığı en güzel dizeler gelir

    Halkı için,

        Vatanı için, tüm sevdikleri için

               Ve masmavi gözleri gelir

                     Her nedense benim

                          Bunlar gelir usuma




Otobüs duruyor, insanlar iniyor

Bursa garajı insan kaynıyor

Otobüs geliyor, otobüs duruyor,

insanlar iniyor, köylüsü, kentlisi

işçisi esnafı

genç kız iniyor

ve sende benimlesin

ellerin ellerimde

Geziniyor ayaklarımız garajda

bir sürü insanlar bir sürü dükkanlar arasında

birden..

bir gürültü kopuyor kapalı çarşıda,

cıvıl cıvıl ilk okul öğrencileri

ve yanlarında öğretmenleri

dolduruyorlar vitrin önlerini

bozuyorlar görkemli görünümlerini

eski yırtık giysileriyle

bilmem hangi köyün garipleri...

Ve güzel bir kadın öğretmen incecik tatlı sesiyle

Çocuklara sıraya girmesini söylüyor

Ve bir soru yöneltiyor..

-  çocuklar Bursanın neyi meşhur.?

Ama bu soruyu birkaç çocuk duyuyor,

diğerleri itişip kakışıp oynaşıyor..

- a.. diyor birisi
bir havluyu gösterip..

-Pempe panter..pempe panter

hepsi o yana bakıyor...


sonra afacan cıvıl cıvıl bir çocuk

bilmişlik görünümünde çar çabuk..

- Şeftali öğretmenim..

- Camileri öğretmenim..

- Aferin diyor öğretmen büyük bir gururla

övünücü bakışlarla süzüyor bizi.

ve tekrar bir soru yöneltiyor çocuklara

- başka diyor, başka neyi meşhur.

Çocuklarda ses yok..!

Bakıyorlar suskun bakışlar öğretmene

düşünüyorlar içlerinden,

acaba başka neyi meşhur, neyi meşhur..

- çocuklar diyor öğretmen

unuttunuz herhalde,,

Bursanın garajı meşhur..

peki diyor bu kez

 - biz buradan neler satın alırız.

yine çocuklardan ses yok.

bakıyorlar öğretmene sorucu bakışlarla

Bu kez ben bağırıyorum içimden.....

yırtılırcasına gırtlağım.

- hiç birşey satın alamayız öğretmenim,

  hiç birşey satın alamayız.

Biz  işçi, köylü, memur çocuklarıyız,

hiç bir şey satın alamayız..

                               Hiç birşey...hiç birşey.


                                                   devamı var..



Son bir hafta yine koşturmacalar..İst ve ben alt üst olduk. bir şeyler yazmak, bir şeyler paylaşmak istemiyorum..içimden gelmiyor sanki..geçen tem.da Cundanı yerlilerinden giritli bacanağı toprağa vermiştik, 3 gün öncede  şehremininin tatarlarından olan bacanağı toprağa verdik.. kanserdi kurtuldu..

.Şubat 1975  de yazdığım Yolcu isimli şiir'imle geçiştiriyorum günleri..kimseye uğramıyor, kimsenin bloğunu tıklamıyorum..

her yerim türban oldu, tv. gazeteler..her yer türban.bende sarıp sarmaladım her bir tarafımı, iyice karattım kendimi, ülkemin geleceği gibi...

Din afyon gibidir derler doğruymuş...uyuyorum..

Halkım uyuyor,

işçim uyuyor...

köylüm uyuyor

Üniversite gençliğim uyuyor,

Esnafım  uyuyor..emeklim uyuyor

askerimizide gönderdik, o da cudi dağlarını dövüyor..

bir engerekler,çıyanlar aşımıza ekmeğimize,

aydınlık günlerimize, ülkemize  göz koyanlar uyumuyor...


17/2/2007

İşte ben böyle... a.inaler

h1

İşte ben böyle

Hani bir bakış arar ya
Bulutlar arasında günışığı,
Hani gökyüzünde dolaşır ya
Bulut bulut su damlacıkları,
Hani ezmek istersin ya !
Ayaklar altında İstanbul'u
Hani galata köprüsünde atarsın ya
Heyacan dolu bekleyişlere oltanı
İşte ben böyle sevmeklerdeyim.

Uzaklarda da olsam,
Bakamasamda gözlerine

İşte ben böyle sevmeklerdeyim...
İşte bunun içindir be gülüm
İşte bunun için...

Her anışımda titremesi içimin

Elimin ayağımın dolanışı..

......

 

Hani uzanır elin, tutamazsın ya

Maviliklere sevişen kızkulesini,
Hani bir vapur düdüğü ayırır  ya,
Kıpır kıpır oynaşan dalgaları,

Sonra köpük köpük buluşur ya,

Öpüşmeler  mavi sularda

Hani  peşini bırakmaz gelir ya

Havada  umuda uçuşan martılar
İşte ben böyle sevmeklerdeyim

İşte bunu içindir be gülüm.

Sıkışıp kalmam bir avuç zamana

İşte bunun için..

İşte ben öyle sevmeklerdeyim

Uzansada elin,  uzanmasada

Olsada zaman, olmasada

İşte ben böyle sevmeklerdeyim..

İşte bunun için be nar tanem

Sevdamın sevdana dolanışı

İşte bunun için,

Sevdalarımın zamana direnişi.

......

 

                                                            a.inaler

                                                         ocak.2007
Öylesine karaladım bir şeyler işte...
Yorum yaz! :: Arkadaşa gönder!

• 31/1/2007 - bravoo

Yazan: isimsiz
kim olduğunu bilmiyorum ama bence müthiş bir karalamışsın tabii buna karalama denirse tebrik ederim seni...
Bağlantı Düzenle Sil





• 16/2/2007 - selam

Yazan: neslinursema3
Cok guzel bir siir eline yuregine saglik siir koseme eklemde bir sakinca varmi varsa silerim geri selamlar


Mutlu olurum, teşekkürler,
selam ve sevgiler

Düzenleyen ainaler gün: 17/2/2007 saat: 00:02
Bağlantı Düzenle Sil

• 17/2/2007 - Merhaba

Yazan: belginguven
Nasıl öylesine,nefis olmuş nefis:)
Bağlantı Düzenle Sil

• 21/2/2007 - merhabalar

Yazan: evkedisi
harika bir şiir olmuş, yüreğinize sağlık.
bütün güzellikler sizlerle olsun.
eşinize sevgiler.
hoşçakalın.

Düzenleyen ainaler gün: 17/2/2007 saat: 00:02
Bağlantı Düzenle Sil

 

3/12/2006

Sevgiyse hayaller. a.inaler

h1


Bugün pazar güneşli sakin bir hava..ama gölgeler ısırıyor, söz verdim bir arkadaşa, İzmir'de ki oğlu internette bir araba görmüş 2000 mod.full Mitsubishi carizma 1.8, ona bakıver dedi, tesadüfen arabayı oto pazarında gördüm, o da tanıdık kayseri'den bir arkadaşımın damadı..neyse bildik araba, kızkardeşimin kızı ayşende de var aynisi, taş gibi araba ama piyasası dar, gelsin görsün kararı kendi versin dedim.
 Biraz dolaştım sahil çok kalabalık, herkes yazdan kalan bu  son güneşli saatlerin peşinde..salı günüde Ayvalık tarafına, körfeze gidelim diyoruz..bir kaç zaman yokum gibi...
bir de şiir gibi bir şeyler...

 Sevgiyse hayaller

Su üzerinde yüzen

Yapraklar gibiydi hayaller

Alır götürür gece rüzgarları

İçin için yanan sevdaya doğru,

Gözler okşar, öper, koklar

Siner içine sevmeli geceler

Ama bilki sevdalım

Yasak.. yasaktı dokunmak ona 

Hele... sevgiyse  hayaller

 

Sayfalar dolusuydu aşk

İçerdeki sıcak duygular

Onları  sevgiyle okur yürek

Dalardı hayallerine gecenin,

Sarıp sarmalardı düşünceler

Öpücüklere boğardı sevmeler

Ama....bilki tutkunum

Yasak.. yasaktı  dokunmak ona

Hele... sevgiyse hayaller

 

Hayallerde ki sevdamıydı

Parmak ucunda ki  tuşlar

Yoksa bakışların tutsaklandığı

Yalnızlığın çıkışımıydı bu anlar,

Sıcak gecelerin sarmaladığı

Yoksa sevmekmiydi  onun adı

Ama..bilki sevdiğim

Yasak.. yasaktı dokunmak ona.

Hele... sevgiyse hayaller
 

                                           a.inaler

                                     1.12.2006/Band.

 

25/11/2006

Eylül'ü yaşayamadım. a.inaler

h1

Ben ne hikmetse,
Eylül'ü yaşayamadım bu mevsim,
Hissedemedim yosun kokan dalgaların sesini
Duyamadım dalgalarda ki gizemli nağmeleri
Lodos vurdu desem, yalan,
Poyraz çarptı desem, kuyruklu yalan
Ne oldu bana be can dost, ne oldu
Sanki üzerimde yüzlerce domdom kurşunu
Sanki vurgun yemiş tüm düşüncelerim
Silkinip atamıyorum üzerimden kara yorganı
Hep gün batımı akşamlarım..
Yeter yeter, gün doğsun artık yüreğimde
Artık sonbaharsa yaşam eğer
Biraz daha direnebilmeli dalda ki sarı yaprak
Bunun içinde,
Bil ki dost sevda gerek
Ve de sevda dolu yürek.

 

                                              Eylül 2006/Band.



21/10/2006

BALYOZ..a.inaler

h1

Bu şiiri yıllar sonra bu satırlar arasına yazacağım hiç aklıma gelmemişti, ama gündem balyoz gündemi olunca gerekirmi gerekmezmi demeden oturdum yazmağa  73 yılları, gençliğin kaynadığı işçilerin meydanlardan devrim şarkıları söylediği yıllar, sol bin parça hizibe bölünmüş durumda bizim arkadaşlar halkın yolunda..öbürleri Tipli, kimi revizyonist, kimi sosyal faşist, kimi ülkücü kimi ümmetçi...

ve gün batıyor ...gün doğuyor

- Arkadaşlar grubumuz karar aldı biz Aydınlık grubuna geçiyoruz,

- hayır olmaz onlar revizyonist, bölün ikiye,onlar opurtonist bölün 3

 işte böyle bir ortam, gençlik bugün burda yarın orda ve hepimiz halkımızı , ülkemizi seviyoruz, ama gençler ölüyor, işkence var, öğretmen kıyımı var idamlar var..işçiler, öğrenciler, Töb-Der meydanlarda..bir İst.yürünüyor bir ank..yani ortam bu..sadece halkta ses yok..

 

Bir balyozun ülkemizin kaderinde bu kadar etkili olabileceğini nasıl düşünebiliriz..evet bir balyoz bir başbakanı kurtardı..başbakanda nicelerini..şimdi sıra halkımızda ve ülkemizde.. o da gün gelir inşallah  ülkeyi kurtarır ....bu balyoz ülkeyide kurtarır.

 

BALYOZ

 

Ağır ağır kaldırdı balyozu,

indirdi o yoz taşa olanca gücüyle

inim inim inler midesinin sesini dinlerken

o yorgun emekçi adam

vurdu yorgunca

vurdu bitmişçesine emeğine,

taşına kaderine vurdu.... vurdu..

 

Doluydu yorgun açlığa öyle doluydu ki

doluydu dopdolu gözlerle,

ve kaldırdı balyozu son bir güçle

vurmak istiyordu artık o yoz taşa, son bir ümitle,

vurmak istiyordu o yoz başa, son bir güçle

doğrulsun istedi beli, gülsün istedi bebeği,

                                             gülsün istedi dölü,

Vurmak istiyordu suyunu yolunu kesen,

Özğürlüğünü, benliğini ezen,

Artık uyandığını sezen

o koca koca öbekli, katmer katmer göbekli,

o büyük taşa vurmak istiyordu, o büyük başa..

Vurmuşlardı ona acımadan, yüzü gülmemiş aç yatan

çıplak yatan bebelerine bakmadan

vurmuşlardı ve nicelerine

acımadan hiç acımadan vurmuşlardı....

Vurmuşlardı

 

Bir parça ekmek dedi

yorgun emekçi adam, bunca emeğin karşılığı mı

bu eşitlik mi demek,

yokmuydu benim yaşamağa hakkım, 

karımın, çocuğumun yokmuydu,

ve bir parça ekmek,

özğür bir  hayat yaşamak  bize çokmuydu..

 

Ve bir yudumcuk ekmek dedi

o yorgun güçlü emekçi adam

vermek gerek bir sürü emek, gerisi onlara ödenek

emeğimiz ,ekmeğimiz hepsi ödenek

Sonra..

o yine ayni, ayni şarkı

açlık, özğürlükten yoksunluk

ve mahzenlenmiş bir kinle başbaşa

biliyordu

o yorgun emekçi adam artık korkmamayı

gereksiniyordu tok ve özğür yaşamayı

ve biliyordu artık

o yorgun, güçlü, bilinçlenmiş emekçi adam

son bir kez kaldırıp balyozu

indireceği büyük öbekli

katmer katmer göbekli

ezmiş, sömürmüş çok gelişmiş,

o büyük taşı.

Biliyordu artık

son bir güçle kaldırıp balyozu.

indireceği  büyük başı,

biliyordu...biliyordu

O güçlü, emekçi adam..

 

                                          30 11 1973/band.

 

O gün  bunları sıralamışım şimdi yaprakları solmuş bir deftere...

5/9/2006

KARMAŞIK DUYGULAR.a.inaler

h1

               

 

Yürürken gün batımı sessizce sahilde

Çıplak ayakla adım adım bastığım her  yerde

Eziyordu ayaklarım binlerce kum taneciklerini

Gelmiyordu kulaklarıma, çok hafif bir hışırtı bile,

 

Dinliyordum sadece gelip giden dalgaları

Ben bu muydum.! ne olmuştu bana

Kör, sağır duyarsız bir beden

Taşımamalıyım bu kadar yükle bunu artık,

Yeter kanımca  bu kadar neden. 

68 ruhunun duygularımı avutacaktı bizi hep

Sadece duvarda asılı mı kalacaktı Che guera.

 

Bakıyorum çicekler bile açmıyor artık daha gür

Sarmış etrafını bin bir türlü böcekler

Ağlarını örüyor beyinlerde örümcekler

Nerdeydi bu kadar hatalar, yanlışlar nerede

Sorguladım kendimi, sorguladım geçmişi

Hala kalmışık anlaşılan

Paylaşılanla, vaadedilen  bir dünya arasında.

 

Ve çok uzaklarda olsa, kalkıyordu bir toz duman

Duman duman uçuyordu, havalara çığlıklar

Atılan bombalar, yok edilen umutlar

Balıkçı ağındaki balıklar gibi çırpınan insanlar

Girmişti ta evimin içine kadar bunlar

O kadar alıştırılmıştık ki tüm bunlara

Sıkılınca geçiyorduk başka bir kanala

 

Bu sadece Irak,Lübnan, Filistin, afganistan şarkısı değil artık

uzaklardan söylediğimiz..

Bizimde portemizde oluşuyor kızıl notacıklar

Bak sardı çevremizi kendi şarkılarımız,

Gün geçtikçe çınlıyor kulaklarda. 

 

Bitip tükenmeyen nutuklar, vaadedilen umutlar

Dindirmiyor bu hüzün dolu ayrılık dolu şarkıları

Kalıyor geride hep gözü yaşlı babalar ve analar.

Yeter sen bekle doğma bebeğim demek geliyor içimden

Eğer açarsan gözünü bir gün  bu dünyaya, 

Aç ama artık, gözünü iyice aç, çünkü

Bol bol umutlarla, nutuklarla

Kaşıkla verilip, kepçeyle götürülüyor yarınlarımız.

 

                                                                           a.inaler

 

                                                                    05.09.06/Bandırma

 

Bu karmaşık duyguları sıraladıktan bir gün sonra sevgili yeğenim  ayşen' den bir email geldi, 

Nazım Hikmet'in bir şiiri, yıllar önce  Kore'ye asker gönderilmişti, o günlerde dönemin Başbakanı

Adnan Menderese yazdığı bir şiir.

 

 

 

                                                 DİYET

 

Gözlerinizin ikisi de yerinde, Adnan Bey,
iki gözünüzle bakarsınız,
iki kurnaz,
iki hayin,
ve zeytini yağlı iki gözünüzle
bakarsınız kürsüden Meclis’e kibirli kibirli
ve topraklarına çiftliklerinizin
ve çek defterinize.

 
Ellerinizin ikisi de yerinde, Adnan Bey,
iki elinizle okşarsınız,
iki tombul,
iki ak,
vıcık vıcık terli iki elinizle
okşarsınız pomadlı saçlarınızı,
dövizlerinizi,
ve memelerini metreslerinizin.

 İki bacağınızın ikisi de yerinde, Adnan Bey,
iki bacağınız taşır geniş kalçalarınızı,
iki bacağınızla çıkarsınız huzuruna Eisenhower’in,
ve bütün kaygınız
iki bacağınızın arkadan birleştiği yeri
halkın tekmesinden korumaktır.

Benim gözlerimin ikisi de yok.
Benim ellerimin ikisi de yok.
Benim bacaklarımın ikisi de yok.
Ben yokum.

 Beni, üniversiteli yedek subayı,
Kore’de harcadınız, Adnan Bey.


Elleriniz itti beni ölüme,
vıcık vıcık terli, tombul elleriniz.

Gözleriniz şöyle bir baktı arkamdan
ve ben al kan içinde ölürken
çığlığımı duymamanız için
kaçırdı bacaklarınız sizi arabanıza bindirip.

 Ama ben peşinizdeyim, Adnan Bey,
ölüler otomobilden hızlı gider, kör gözlerim,
kopuk ellerim,
kesik bacaklarımla peşinizdeyim.

Diyetimi istiyorum Adnan Bey,
göze göz,
ele el,
bacağa bacak,
diyetimi istiyorum,
alacağım da.

 

                                 Nazım Hikmet

 

10/4/2006

BEN SEVMEYİ BİLEMEDİM. a.inaler

h1

 

      BEN SEVMEYİ  BİLEMEDİM

 

 

Ben sevmeyi, bilemedim bir tanem

Tutamadım, kor gibi yanan ellerini

Bir çocuğun, tuttuğu gibi anne elini.

Bakamadım gözlerinin içine, bir tanem

Sanki gün ışığından kaçar gibi

Sarmayı ,koklamayı bilemedim bir tanem

Bir annenin bir bebeği koklayıp sardığı gibi

Bilemedim, bilemedim bir tanem

Benbı sevmeyi bilemedim.

 

Sana tuttuğum şarkılarda bile

Ayrılık,veda ve hüzün vardı.

Adieu jolie candy diyordu şarkımız

İhanet başlıklıydı ilk şiirimiz

Hep kaçaktı  bakışlarımız

Bu ne biçim sevmekti be bir tanem

Ellerini, ellerime alıpta,

Ben bu sevmeyi, bilemedim

Bilemedim be bir tanem.

 

                                              a.inaler

                                            Bandırma

 

6/4/2006

SUSURLUK. a.inaler

h1

         Susurluk'ta kamyon mersedese çarptıktan sonra ,susurluk isminden, ülke basınında o kadar  bahsedilmeye başlandı ki, ülkede  herşeyin değişeceğini sandık, oysa olan sadece susurluk ismine ve kamyona oldu, Susurluk ismi hep yolsuzluk ve  karanlık işlerde anıldı, ama mersedesler hala gezmeğe devam ediyor.

Bende o günlerde bu güzel ve yeşil ilçem susurluk için yazıp, bestelediğim bir şiiri, ancak bugün paylaşabiliyorum sizlerle.

 

 

                                           SUSURLUK                                        

               

 

                     SUSURLUK SUSURLUK, ŞİRİN BELDEMİZ

                     SEVGİNLE DOLUYUZ, SENLE HEPİMİZ

                     SUSURLUK SUSURLUK, YEŞİL BELDEMİZ

                     YAŞAMAK GÜZELDİR, SENLE HERŞEYİ

 

 

                      YEMYEŞİL KIRLARIN DAĞLARIN SERİN

                      SEVGİYLE YOĞRULMUŞ, İNSANIN SENİN

                      SONSUZ BİR MUTLULUK, SENİ YAŞAMAK

                      SARINCA YÜREKTEN, İNSANI SEVGİN.

 

                   

                                                                                        söz ve müzik

                                                                                    A.İnaler.1997.Band.

           

 

 

 o günler de  yazılmış güncel bir şiirde,    şöyle diyor.     

 

 

 

       SUSURLUK

 

susurlukda kamyon çarptı,

bu pisliği kimler yaptı

Bu pastada kim pay kaptı

Söyle benim ak Türkiyem

Kimi şikayet eyliyem,

 

Caniler,eroinciler

tarikatçılar cinciler

nerde arsız rüşvetçiler

Söyle benim ak Türkiyem

Kimi şakayet eyliyem

 

Devletten güçlü çeteler

Vitrinlik oldu keteler

Kalınlaşan o enseler

Söyle benim ak Türkiyem

Ah türkiyem,vah Türkiyem

Kimi şikayet eyliyem.

 

                                 sabit İnce