15/11/2009

5 vakit yaşam - a.inaler

h1

Her dönüşümde bir uyumsuzluk yaşarım bu kent'te, bu tür  uzun ayrılıklar bazı dostlardan, arkadaşlardan da uzak bırakır oldu beni..ne oraya sığıyorum, ne buraya..koskoca bir kente paylaşılamayan, anlatılamayan düşünceler yük oluyor kafamda, acaba ben mi uzak düşüyorum yaşama, ne Fener, ne Galata ne de Beşiktaş ilgilendiriyor beni, hele bunların yenildiğini duyunca daha da mutlu oluyorum sanki..Güçlüye sırtını dayamak güzelde,kanını emdiğini farkededemek kötü..
Düşünüyorumda acaba ben nerede yaşıyorum..ben mi yanlışım, mekan mı..
Bu dünyaya sığmıyan bir çok arkadaşımda  bakıyorum ki öbür dünyaya sığma çabası içinde..öyle olunca yaşam şeklimizde uymuyor birbirine, onlar 5 vakit yaşıyorlar..Bütün proğramları buna göre düzenlenmiş..inanıyorum ki onların bedenlerine yararlı bu yaşam. kimininde kuşkusuz cebine.
Oysa benim o kadar yapacak işim var ki içimden gelmiyor 5 vakit el pençe yakarışlar..
Dinüst(dinler üstü) düşünceler sarıp sarmalamış beni..bilemiyorum ama içim bu
Yok be..yok yok.. arkadaşım yaşamak güzel..yaşarken ruhumu teslim edemem ben..



Valentino clup

Pastırma sıcakları derler ya..Bandırma pek hissetmez bunu..ancak kuytu bir köşeye sığınırsan güneşin içini ısıttığını hissedersin, kapıdağdan öyle bir rüzgar gelir ki..buz gibi doldurur insanı içini..yapış yapış olan bedenin iki nefes sonra anlayamazsın olur nezle, grip...
 Bazen bu rüzgar bizlerin içini titretir, yoksulu üşütür ama, bazılarında ceplerini  ısıtır, Bandırma'ya her dönüşümde bir tepe daha işgal edilmiş oluyor rüzgar santralleriyle..birileri dağ tepe demiyor çalışıyor..taa Ankaralardan ,Amerikalarda uzanır eller buraya, gözümüz yok ama..işçi-memur asgari ücrete endekslendi..Hani adil paylaşım..hani emeğin hakkı..
Benim arkadaşlarımsa şöyle bir deniz kenarında denize bakar,deniz ona bakar.Gemilere bakar..gemilerse alır götürür ondan birşeyler..
sonra bana müsade..5 vakit el pençe..
Ey ya kulum bu kadar el pençe el tayyip'e dursaydın.. o yel santrallarinden biri de fıldır fıldır sana döner, gemiciklerde sana bir şeyler getirirdi..

Her susurluk dönüşü..Yolun sol tarafındaki el unakıtanın AB gıda fabrikaları gözüme çarpar, her geçişimde hakkımı helal etmem..eminim ki benim ödediğim vergiler var bunun temelinde..ve sütünü emmemiş yetimlerin..
3 gün önce Manyas yolundaydık, kaynanamın kolu çıktı ..torunu kovalamağa kalkmış, düşmüş..ne uğraşıyorsun bebelerle..bak allah baba sana müsade etmedi..dedik takıldık.
Manyasa Çıkıkçıya götürdük..o ne... yolda yine unakıtanın fabrikaları..ne olmuş diyeceksiniz..
tabi.ya ...el tayyip verdi..ve daha nerelerde bilemediğimiz neler var..
gözünü açsaydın sana da verirdi..

İkindi vakti arkadaşlarla yürüyoruz..
üçü birden bize müsade bı gidip gelelim.. kahvede buluşuruz dediler..
5 vakit yaşam.. tayyip kabul etsin..

Malum memlekette satılmadık devlet sektörü kalmadı. şimdi toptan satışlar başladı..
hadi hayırlısı..Vatandaşın gözüne el feneri de dayasan, Deniz feneride dayasan  bu göz açılmıyacak, görülüyor..  öy bir üflüyorlar ki..
Şey pardon ..ben beş dakka kaldı ben bi gidip geleyim..

Not: Nasıl bu halkın ülkede olup bitenle ilgisi yoksa,bu resminde yazıyla hiç bir ilgisi yoktur..



15/1/2009

Çocuklar Öldürülmesin. a.inaler

h1

  Yıl 1979  kızımın doğduğu yıl...yoğun tempoyla acımasız baskıyla çalıştığımız yıllar, Kızımın nasıl büyüdüğünü, ne zaman yürüdüğünü farkedemediğim yıllar,
Ortadoğu, uzakdoğu, afrikada çocukların bombalar altında ve açlıktan hastalıktan öldüğü yıllar, sahnede yine Amerika...ülkemde baskı ve terörün halkın üzerinde estiği yıllar,
1 mayıs meydanlarında  o günün karanlık güçlerinin gençleri makinelilerle, polis tanklarıyla ezip öldürdüğü yıllar. banyo kazanlarında onlarca kitap yaktığımız yıllar, birbirimizden
korktuğumuz yıllar..vatanseverlerin ülkesinin bağımsızlığını isteyenlerin köminizmle damgalanıp yok edilmek istendiği yıllar..



Diyarbakır sokaklarında ayakları çıplak, sineklerle dolu çöp bidonları karıştırarak  yiyecek arayarak yaşama şansı arayan binlerce çocuğun olduğu yıllar...
Yıl 2009  aradan geçen 30 yıl..ne değiştiki, yaşanan bol bölmeli yıllar, önce devlet bölündü, adalet bölündü, insanlar bölündü ve ordu bölünmek üzere..ve sonrada ülkemiz,
Demokrasiyi, üretimizi, milli gelirimizi adilce paylaşamayan, sevgiden hoşgörüden biribirinden nefret eden bir toplum yaratıldı, araplaşan bir Türkiye, çağın gerisinde ipleri Amerikanın elinde olan bir ülke..  sahnede yine Amerika... ve arap yarım adasında ellerindeki petrolu amerikaya peşkeş çeken bir arap alemi..filistindeki çocukların katillerini hiç uzaklarda aramayalım, gazzede dincilerin kendilerini kalkan olarak kullandığı ve İsralinde acımasızca katlettiği talihsiz çocuklar...yaşamadan ölen zavallı çocuklar..kahrolsun İsrail demekle İsrail kahrolmuyor..esas suçlu kim biliyormusunuz suçlu karşınızda değil.. içinizde, bilime kapalı düşüncelerinizde, insanlığa değer vermeyen yanlış inaçlarınızda, ayni benim ülkem gibi..
sizde kendi kendinizi yok ediyorsunuz.

O yıllardan, arşivde kalan bir şiirim ne bakalım diyor...


              Yaşamak istiyoruz

Bu küçük çocuklardan, bir şarkıdır sizlere
Dinleyin ey büyükler, bir kere de bizleri
Bize armağanınız, bu güzel çocuk yılı
Dileriz ki hep sürsün, unutulmasın yarın

Şöyle bir başınızı kaldırıp bakın bize
Gözlerimizde ki yaş ne anlatacak size
Bak hala binlercemiz, ölüyor savaşlarda
Oysa sizlerin gözü, hala hep silahlarda

Yaşamak istiyoruz açlıktan çok uzakta
Oynamak istiyoruz karnımız tok ve özgürce

Dinleyin bak amcalar, siz sevgili başkanlar
Artık savaş olmasın, bombalar atılmasın
Bırakın nutukları, fırlatın silahları
Hastalıktan açlıktan , kırmayın çocukları

Kimimiz Afrikada, kimimizse Asyada
Hala ölüp gidiyor, gözünüz hiç görmüyor
Afrikalı Asyalı, tüm dünyalı çocuklar
Dileğimizdir bizim, artık savaş olmasın
                                        Bombalar atılmasın.
                               
Yaşamak istiyoruz, açlıktan çok uzakta
Oynamak istiyoruz, karnımız tok ve özgürce


                                              a.inaler
                                          1979. D.bakır

9/6/2008

Altınova. a.inaler

h1

Mart ayından bu yana  buralardayım.. o kadar yoğunum ki bu satırlara ancak bu resimleri koyabildim..

Burada sesiz sakin huzurlu bir yaşamın kucağındayız.. masmavi bir deniz, sıcak kumlar pırıl pırıl gökyüzüz ve bol oksijen...(: bir de bol sivrisinek..


 iskelede selam.


Domatesler avuca gelmeğe başladı.. ilk salatayı dün ki kahvaltıda dalından koparıp yedik...çevredeki ağaçlar kayısı, şeftali, erik dolu, gözümüz gönlümüz doydu..sırık fasulyelerin sırıklarını yaptık, bamyalar boy göstermeye başladı..  işte böyle..




   önce bu gemiler geldi




böyle bir doğamız vardı  6 nisan  2008






  kepçeler vuruldu



jjj

ve bu hale geldi..8..haziran  2008


Yat limanı, Marina olacak diyorlar..

kimi doğa diyor..kimi ekmek..kimi rant..

bir şeyler kaybedilecek..bir şeyler kazanılacak
 kuşkusuz  en doğruyu  zaman gösterecek...




9/4/2008

Susurluk parkı.a.inaler

h1









Kuruyan asırlık meşe ağaçları


    


  Susurluk parkı


Anne baba elinde ilk yürüyüp, koşturduğumuz,

Koşup düşerek, çimeniyle koklaştığımız, Toprağıyla, havasıyla mis gibi baharı yaşadığımız,

O güzel yemyeşil Susurluk parkı yok artık.


Çamlarla, asırlık meşe ağaçlarıyla gökyüzünü seyrettiğimiz,

Çiçekli toprak yollarında elele yürüdüğümüz,
Rengarenk güller arasında sevgilileri gözlediğimiz,
O yemyeşil Susurluk parkı yok artık

Yudum yudum koklayarak çayını içtiğimiz,
Birbirimizin gözlerine bakarak sevdayı paylaştığımız,
Her kadehte geçmişi yad ettiğimiz.
Anılarla dolu Susurluk parkı yok artık.


                                                  a.inaler
















AKP iktidarının geçmişi yok edici zihniyetinden Susurluk belediye başkanı vasıtasıyla payını alan Susurluk parkıda diğer yerlerdeki parklar gibi  yerle bir edildi, içindeki o tarihi ahşap restoranlar, çay bahçeleri tek tek yıkıldı, o güzelim el emeği sanat eserleri, gençlerin spor sahaları yok edildi, park toprakla dolduruldu, toprak parke taş ve betonla kapatıldı, buna ilk tepki, parktaki asırlı meşe ağaçları ve çamlardan geldi, kökleri ve gövdeleri dolguyla dolan önce çamlar, sonra meşeler kurudu, onlarca çam ağacı kesildi, bir zamanların ismi insan hakları olan bu yemyeşil park adeta çırılçıplak kaldı, Susurluk halkı kendi elleriyle oy verdiği bu belediyenin bunları yapacağını nerden bilecekti ama.. bir kere oldu..şimdi tüm ülke gibi bin pişman.

Halkın tepkisi ve önerisiyle kuruyan meşe ağaçlarının kökleri tekrar açıldı, dolgu kaldırıldı belki bu tarihi meşelerden birkaçı kurtulur.
ya kesilen onlarca çam ağaçlarının hesabını kim verecek...
yazık yazık oldu.. bu güzelim parka..
ve gün gelir bu halk bunun   hesabını sorar...














Kesilen çamlar nedeniyle boş bir çayıra benzeyen Susurluk parkının son hali.
 Nisan 2008

19/2/2008

Yolcu 7 a.inaler

h1


Off....
Kollarım öyle ağrıyor ki
Nerden doldurdum bu valizi böyle,
                            nerden doldurdum bilmem.
Sanki içerden hiç çıkmayacağım.
                            nerden doldurdum..
Öyle ya suçum büyük..
Öyle ya çok büyük şuç işledim
Adam mı öldürdüm...!  Hayır
Kaçakçılık mı,dolandırıcılık mı yaptım...! hayır
Öyleyse ne yaptım..
Ne mi mi yaptım..
Uyandım arkadaşım uyandım
Çok değil sadece hakkımı istedim,
Emeğimin hakkını istedim.
Adaletsizliğin eşitsizliğin bitmesini istedim....


Hava kurumu kuru...
Soğuk mu soğuk...
Terliyorum.
Bakıyorum kar mı yağıyor ne...!
beyazlıklar uçuşuyor havada
Birde, bir güzel koku geliyor burnumun ucuna
kar kokusu mu..kadın kokusumu..
Ama anladım.. Açlık kokusu bu.
Oh be nihayet açlığımla başbaşayım..
Birden o kokuyla, açılığımla
Atıyorum kendimi porsuk kıyısında bir lokantaya.,
Bir porsiyon kuru fasulya, bir porsiyon pilavla
Tulumba tatlısıyla yok ediyorum onu..
Parça parça ediyorum açlığımı,
Dişlerimin arasında ezim ezim eziyorum,
Bir daha karşımız çıkmasın diye
Hergün binlerce yoksulu öldürmesin diye..

Çıkmak istemiyorum
Oturuyorum bir sigara içimi cam kenarında,
Porsuk sessizce akıyor, ben ona bakıyorum
Kimbilir ne sevdalar böyle sessizce akıp gitti yaşamdan
Bir sıkıntı basıyor, sığmaz oluyorum kendime
Dışardayım
ve yürüyorum
Bir dolmuş kornası, kalkan bir el
Pikaptan gelen bir ses...
- Dağlarına bahar gelmiş memleketimin..
Artık iyice yaklaştığımı hissediyorum nemli duvarlara
Gürültüsünü hissediyorum demir parmaklıkların
Ve son demleri özğürlüğümün.
Ve ben gidiyorum..

                                                            25.02.1975
                                                       Eskişehir. ask. cezaevi

Not : 1975 yılı ocak ayında Hv. kuv.tek.per..olarak görev yapan 3000 yakın Ast.subay. bazı haksızlıkları ve bundan doğan mağduriyetlerini duyurmak için 2 gün mesaiye gitmediler.bu nedenle ask.mahkemde yargılandılar  ve bazıları ordudan ihraç edildi, diğerleride en az bir sene hapis cezası aldı..tabiiki bende bir sene ceza aldım, 2 ay tutuklulukla beraber 4 ay hapis yattım..Bu uzun şiirimsi yazı o günlerden kalan bir karalama..

16/2/2008

Özğürlük.a.inaler

h1



Özğürlük nedir ki,
İnsanın doğumla birlikte, dünyaya gözlerini açmasıyla birlikte bu kavram beynini kurcalamağa başlar, bir bebeğin ana rahminden çıkıp dünyaya gelmesi, içerden kurtulmak için tepinmeleri  ve bu kaç dakikalık zafer şarhoşluğu çırpınmaları, bağırmaları..
 ve bir kundağa sarıp sarmalanmasıyla son bulması..

Özğürlük arayışı insanın her gelişim evresinde değişiktir, çocukluk yılları oyun oynama özğürlüğü, yemek yememe özğürlüğü, erken uyumama özğürlüğü ve büyüklerini isteklerini yapmama özğürlüğü..

Özğürlük... gençlik yıllarında daha gelişmiş daha serpilmiş olarak sarar genç beyinleri.. isyan günleridir ana babaya, kendine karşı olan herşeye..

Sözün kısası Özğürlüğümüzü kısıtlayan özğürlükler çektiklerimiz..



Koyu gri..

Bu sabah eskimiş yorgun bedenimi,
Şöyle bir kaldırıp pencere önüne götürdüm,
Buhulu da olsa, tam seçemese de gözlerimden birisi,
Dışarıda beyazlara bürünmüş bir pırıl pırıl  dünya gördü,
Herşey o kadar güzeldi ki,
Hele ağaç dallarına,
incecik çam yapraklarına tutunmağa çalışan
kar taneciklerinin oluşturduğu bu  dünya
büyük bir mutluluk verdi ona..

Öteki gözüm mü..!
O da evlerin bacalarından çıkan
simsiyah dumanın gökyüzünde
ve doğada oluşturduğu kirliliği,
bembeyaz karlar üstüne düşen
kurumlarının karları nasıl kirlettiğini,
her gün çöp bidonunu karıştırıp,
 kağıt toplayan çocuğu gördü..
böyle bir dünya  büyük bir hüzün verdi ona..
Derler ki..
Yaşam zıtların mücadelesidir.. 

koyu gri, 
iyi - kötü,
soğuk sıcak, siyah- beyaz gibi..
sende bu yaşam dilimlerinden koyu griyi seçmişsin,
çoğu gri şiirler,
 insanın umutsuzluğa karamsarlığa düştüğü anda
tüm yüklerini yükleyip
onu bir yerlere götürmesini istediği
bir gemi gibidir,
 sığınacak bir liman arayışında olur insan..
ama bırak be kardeşim bu dünyayı..
İstersen şöyle bir dışarı çıkta,
biraz kar yağsın üzerine...
                                    

5/2/2008

Doğalgazcı..a.inaler

h1

Soğukların insanın içini titrettiği günler..İstanbuldayız, çocukların evine hırsız girip sadece 102 ekran plazmayı çaldıktan sonra önlemler alındı, evde alarm sistemi kuruldu, tanıdık ses duyulmadan kapı açılmıyor, gerçi olan oldu ya..taksit maksit yeni bir plazma aldılar, normal bir şey alın dediysek, ille de plazma olsun..valla bizde alıştık hiçte fena olmuyor hani..digitürkün flimleri, hele maçlar..
Günlerden cuma ,saat 13.00 cıvarı, ben alışverişe çıktım..hanım evde yalnız..

Zil. ısrarla çalıyor, bizimki telaşla..
- kim o..
- ben  doğalgaz görevlisi..
- ev sahibi yok açamam..zil tekrar çalıyor ..
- önemli hanfendi..
- öylemi..bir dakka...bizim ki cepten kızı arıyor..Doğalgaz geldi çok önemli dedi..çok ısrar etti , bizim kız.
- doğalgazla işimiz yok açma ..ben yöneticiyi arıyayım..
Bu arada her nasılsa apartmanın dış kapısı açılıyor ve doğalgaz görevlisi daire kapısını zilini tekrar çalıyor.zırrr
bizim hanımda bir korku..diyafona gidiyor 
- kim oooo... bu kez kapını dibinden bir ses
- ben doğalgazdan..lütfen çok önemli..Bizimkinin eli ayağı titriyor
- açamam ..ben temizlikçiyim..telefon ettim doğalgazla falan işimiz yokmuş......
kapını önünde takur tukur, haşur huşur sesler..asansör kapısını açılışı ve aşağı inişi ve sessizilik
Onbeş dakika sonra  tekrar zil sesi..zırr..
Yine daire kapısını önünden bir ses..
- kim ooo
-  ben yönetici.. h.. hanım aradı doğalgazcı gelmiş...ilgileniver dedi..
Bizim hanım heyecanlı bir şekilde kapıyı açıyor.. yönetiçi..
- Doğalgazcı gelmiş..kapıya bu faturayı bırakmış...ve gitmiş..hanım yöneticiye teşekkür edip faturayı alıyor..
- çocuklar gelince ilgilenir diyor..

10 dakka sonra evdeyim..
- aman diyor sen bir gittin zil susmak bilmedi..vallahi çok korktum.. hırsızlar evi basacak sandım.. doğalgaz gelmiş.. faturayı bırakmış gitmiş..neyse..bir kahve içelimde sakinleşelim..
- ver bakayım şu faturaya..
faturayı elime aldım..buhulu bakışlar bir şey ifade etmeyince, gözlüklerimi takıp şöyle bir bakınca.. gözlerim faltaşı gibi açıldı..
Toplam borç 4.750 ytl amanin bu ne...  olamaz.. hanım..
- bu ocak yanmıyor bakarmısın...bırak ocağı faturaya bak...elektrik varmı  !..
- çakıyor..  bir dakka..aman allahım doğalgaz yok ..yoksa..hızla kapıyı açıp dışarı baktığımda..doğalgaz vanasında kırmızı bir kilit klepesi....
- Doğalgazı kesmışler...
-Eyvah şimdi ne olacak..

Seri bir telefon trafiği ve sonunda iş anlaşılıyor..
Bizimkiler temmuz ayında evi tutunca  ev sahibi doğalgaz benim üzerimde ben bir ara kapattırırım, siz üzerinize alırsınız diyor.. ve kış gelmeden kapattırıyor..ama hat kapanmıyor..
Gel zaman git zaman bu unutuluyor, doğalgazcı eve uğramasına rağmen hafta içi kimseye ulaşamıyor ve doğalgaz 3 aydır kaçak kullanılıyor..ve bugün tekrar geliyor evde insan var ama kapı açılmıyor,
diyoloğ eksikliği ..o da yüklü bir ceza faturası ve de gazı kesip gidiyor..siz beni arayın misali..
Saat 14.30..günlerde cuma hafta sonu  açtırmak için ne lazım nereye başvurulcak...kim yapacak yine bir telefon trafiği..muhtar ikametğah, fotokopi, kontrat , damadın izin alıp gelmesi...taksi...Okmeydanı  trafik..saat 4.30 doğal başvuru, numaralar bitmiş.....P.tesiye kalırsa bir haftayı bulur konuşmaları..Damat..
- Hadi baba gidelim sıra gelmez..
- telaşa kapılma bekle dedim.. umutsuzca
20 dakika sonra önümüzdeki sıra birden azaldı.. görevliye ek sıra fişi talep ettik bakayım dedi..içerde konuştu ve 5 fiş daha kesti.. ilk fişi bize verdi..
içerde türbanlı bir kızın oturduğu bir masa da sıra bize geldi...
-  selamun aleküümm dedi damat..  evrakları verdik..
- bunlar eksik dedi..ikametgah yok..ama başvuruyu kabul edelim, siz şuradan açma sırası alın..
- peki bu fatura..çok fazla.  inceledi..
- bu hatalı yazılmış dedi.. 2 bin yerine 3 yazmış..  yenisi gelince düzelir..
Açma sırası  salı saat.14.00  yani 4 gün soğuktayız..tabii ki gününde gelirse..






25/12/2007

İstanbul günleri..a.inaler

h1

Öyle böyle bayram derken biz  İst'a geleli yirmigün olmuş, bayramın ilk günü dünürlerde bayramlaşma yaptık, öğleden sonrada 3 gün önce Bandırmadan acil olarak gelip samatyada ki hastaneye yatan bacanağı ziyaret ettik, durumu iyiye gidiyor, neyseki odaları nefis deniz manzaralı pek canları sıkılmıyor..tahminim bugün çıkacaklar.

Geldiğimiz gün sonrası Bursadan bir banka sınavı için gelen kızımızı gezdirdik..tabiiki doğru taksim  ve Beyoğlu..iyi ki de gitmişiz bu 25 günlük ist. günlerinde bir daha fısat bulup gidemedik kızımız da sınavı kazanmış sonradan müjdesi geldi.. hemde Bursa  osmangazi şübesi..


Bayramın 3.günü Sarıyerin ilersindeki  Garipçe köyüne kahvaltıya gittik, tipik bir karadeniz balıkçı köyü havasında, erken gelenler yerleri kapmış, bize zorda olsa  içerden bir 10 kişilik yer ayarladılar.

kahvaltı nefisti, tıka basa patlayacasına yedik içtik, kahvaltı sonu yukarı tepelere çıkıp karadenizin ve boğazın nefis manzaralarını doyasıya seyredip, mis gibi temiz havasıyla ciğerlerimizi doldurduk.


Garipce. Sariyer 127.JPG
Garipçe köyü. sarıyer.


Bu bayram biz kurban bağışımızı Mehmetçik vakfına yaptık, hanımı tuttırdu çocuklar için keselim diye, eh..emekli oldu, düğün yapıldı..çocuklar yeni araba aldı.ve bu ara 102 ekran plazmanın evden çalınması olayı... ille kan akıtalım diyor..

Garipçeden dönerken  yolda kurban kesilen bir yeri görmemiz, güzel bir Erzurum koçunu beğenip, kısa bir pazarlık ve koçunu kesimi , parçalanıp bize teslimi yarım saati bulmadı, arabaya ve alınlarına birer parmak kan sürüldü,  fiyatıda oldukça uygundu. hayatımda en kolay, zahmetsiz kurban kesimini yaşamış oldum.

Dünde şöyle bir nişantaşına yürüyelim dedik, bomba olayında yarım saat sonra meydandaydık ama hiç bir şey farketmedik akşam duyduk olayı, allah korusun metroda büyük bir felaket olabilirdi, bayramlık vitrinler hemen yılbaşı vitrinine dönüşmüştü, nişantaşı ışıl ışıldı, her taraf süslenmeğe başlamıştı..Bu ara hanm yine beni gaza getirip yılbaşı hediyesini aldırdı, beyaz güzel bir paltomu, ince  anorak mı derler neyse.. yakıştı da..yani ben beğendim..

Yılbaşından önce dönmeyi planlıyoruz, hemen hemen kapalı tüm alışveriş merkezlerini gezdik, Olivieyum, kanyon, istinye park, Ümraniye İkea' nı yanındaki yeni alışveriş merkezleri bayramda gezdiğimiz yerleyeni açılanlar çok güzel..Eminönü, Karaköye, Beşiktaşa ve birde Beyoğluna  bir uğradık mı İstanbul turu tamam  bu kış günü , soğuk havalarda ancak bu kadar oluyor.



Bayram bitti..şimdi vitrinleri yılbaşı kampanyaları süslüyor..evdede yapılacak işlerin çoğu bitti, yeni plazma tekrar yerine kondu ve evde sıkılmağa başladık.. dönelim dedik..artık fazla bile kalmıştık..yeni yılı da evimizde karşılayalım..kara yolundan uno ile geze geze gidelim dedik..

ve pazar sabahı 10.30 da nefis güneşli bir günde veda ettik İstanbul'a..

yol prağramı  Kocaeli, Sapanca.. Maşrutiye..Kartepe, Bursa . Bandırma..



Kartepe. sapanca

kartepe.30.12.2007



 


Erciyes.


Tüm dost ve arkadaşların yeni yılı kutlu olsun.. nice sağlık, huzur ve mutluluk dolu yıllar.



Lütfen  tıklayın.


http://www.jacquielawson.com/viewcard.asp?code=1399755993596&source=jl999ce=jl999

6/12/2007

Bayramınız kutlu olsun. a.inaler

h1

Fırtınalar, yağmurlar.. kış geliyor telaşı içinde marmara denizinin, kıpırdamadığı sakin bir gecede attık kendimizi yenikapı iskelesine, 3 valiz tıkabasa dolu, bütün bir yaz hazırlığı, sarfedilen emeklerin ürünleri valizlerin her bir yerine sıkışmıştı, Ayvalık, Altınova pazarlarından alınan sebzeler, meyveler şekil ve isim değiştirmiş, kimi domates -  biber salça olmuş, kimi kayısı - ayva reçel olmuş, kimileriyse tarhana...turşu.. her biri, bir kavonazın içinde İstanbul yolculuğuna çıkmıştı.

Feribot yolculuğu rahat olduğu için son zamanlarda, arabayla gitmiyorduk, bereket feribot iskelelerinde bulunan taşıma arabaları işimizi kolaylaştırmıştı, yoksa bu ağır valizleri taşımak özellikle beni yoracaktı.

Ön ve yan bahçemiz...

 

Balkonda  midilli üzerinde gün batımı...

 

 

Ertesi gün  biraz dinledikten sonra, sabah Bursadan Bir banka sınavı için gelen misafir kızımızıda yanımıza alıp özlemişliğin verdiği özlemle attık kendimizi  İstanbul sokaklarına..

Hava lodos, sonbahardan bir gün, çocukların 2 aydır vakit bulup alamadıkları düğün resimlerini almak için, taksimde harbiye yoluna biraz yürüdük, sokaklar cıvıl cıvıl, her bir taraf insan, neyseki aksilik falan olmadan resim ve videoları aldık.

Niyetimiz taksimden tünele kadar yürümek ve hava kararmadan eve dönmekti.

Beyoğluna adımını atıp bu kalabalığın arasına katılmak değişik duygular uyandırıyor bende, bizim gibi orta yaşlı kesim yavaş yavaş gençlere bırakmağa başlamıştı bu kaldırımları..

Hint giysileri satan bir mağazaya girdi bizimkiler, her taraf renkarenk parlak giysilerle doluydu,ben girmedim..şöyle bir çevreme bakınırken bir kalabalık dikkatimi çekti.

Orta çağın gizemli şatolarındaki büyücüleri andıran, siyahlar giymiş,siyah şapkalı bir adam, yüzü gözükmüyor esrarlı bir havası var..elinde ipleri elinde olan bir kukla...öyle güzel oynatıyor ki kalabalık pür dikkat can kulağıyla dinliyor onu...konusu güzel bir hikaye dökülüyor kuklanın ağzından..ama kuklanın ipi onun elinde.


Beyoglu. kukla.ist 176.JPG
Beyoğlunda bir kukla gösterisi.


tünel ve asmalımescit gezisinden sonra ara sokaklardan gecerek odakuleden aşağıya bıraktık kendimizi, metroya kadar yürümek zor gelmişti, ilk otobüsle doğru mecidiyeköye..

 

Bizim misafir kızımızdan bugün gelen telefon, banka sınavını kazandığı müjdesini veriyordu, hemde Bursada ki şübede çalışacak, şansı varmış. hadi hayırlısı..

 

Teleseyijde...

Uludag

 Kayma öncesi..

Bu ara yani geçen salı bizim oğlanın isteği üzere uludağa açtığımız telefondan da  olumlu cevap alınca extra 5 günlük kayak yapma olanağı bulduk..hanım, oğlum ve ben... nefis bir tatil oldu. bu ara kayağıda epey ilerlettim.

Bugün arife..  bu bayram İstanbuldayız, çocuklarla beraber olalım dedik, onların gelmesi biraz zor olacaktı.


uludag


Kar adamlar. uludag
   Kar adamlar dediğim ufak çam görüntüleri..14 Aralık 2007


Tüm dost ve arkadaşlarımın kurban bayramını kutlar, sağlık ve mutluluk dolu günler dilerim.

 

24/11/2007

Farklı şeyler..

h1

O kadar can sıkılacak, kafa yoracak şeyler varken, öyle alıştık ki, her şeyi öyle bir akışına bıraktık ki, herşey iktidara emanet, nasıl olsa herşey onlar için yolunda gidiyor, gazete köşe yazarları bile artık konu sıkıntısına girdi, gerçi çoğu patronun sesi.. Cumhuriyet, laiklik bitti, iktidar tınmıyor bile bugün ellerinde kepçe yandaşlarına parayı dağıtıyorlar, tabii ki sermaye, bankalarda bundan payını alıyor, ülkemde herkes mutlu...
Vatandaş.!  ohh.. en mutlusu o,   ramazanda  iftar sofralarında karınlarını doyuruyorlar, poşet poşet gıdalarınıda alıyorlar, kömürde kapılara çuval çuval geliyor, kurbanda da etler gelecek.ohh ne güzel..
Eeee.. tabii bu durumda emekliye %5 zam çok bile, herşeyi allah, pardon allah adına hükümet veriyor.
ülkemde yaşadığım olayları şöyle bir gözlemlediğimde, sokaktaki halk ne istiyorsa, ne için bağırıyorsa tam tersi oluyor..
Yıllarca sokaklarda ''Bağımsız Türkiye dedik..Küçük Amerika olduk
Yaşasın sosyalızm dedik.. kapitalizmin kölesi, kuklası olduk
Kahrolsun faşizm dedik... Paldur küldür bir gecede kendimizi  faşizm kucağında bulduk..
Kahrolsun Amerika dedik.. biz kahrolduk..
Sendika hakkımız söke söke alırız dedik..işçinin yanındaki sendikaları yok ettik
Demokratik, laik Türkiye dedik  tarikatları iktidara taşıdık,
Vatanın bir karış toprağı satılamaz dedik, parsel parsel, dönüm dönüm yabancıya peşkeş çektik
Halkın ulusal ekonomik, stratejik değerleri olan kamu kurumları satılamaz dedik, onları da bedavaya  eşe dosta, yabancıya verdik...
Türkiye İran olamaz dedik...Devletin başına türbanı taktılar, sıra bizde....cuma gününde resmen  tatil istiyorlar.. ona da az kaldı..
Ve şimdi hep beraber  şehitler ölmez, vatan bölünmez diye bağırıyoruz..