Yıllar yıllar önceydi Diyarbakırın eylül ayının sıcak günleri ortalığı cayır cayır yakıyordu , bizde izinden dönmüş şehre ve işimize motive olmağa çalışıyorduk, her zaman izin dönüşleri zor olur, evde hiçbir şey yok, alışverişe çıkılacak, elde ki para son kuruşuna kadar harcanmış, iş yerinde geçmiş gelecek nöbetler seni bekliyor, personel izine çıkacak, eleman eksik, iş çok kısacı ortam berbat..
Hanımın öğrt.lik işi oldu olacak, stajını bitirdi. başvurularını yaptı,
Ankara'dan takibi gerekiyordu. izinden geleli on gün oldu, 2-3 gün izin lazım, yasal yollarla tüm başvurularımı yaptım, bağlı olduğum ilk birlik komutanı, o gün ki anılan ismiyle ceyar ilhan karşı çıkışıyor, her yerden önüm kesiliyordu . o intikale (Dış görev uçuşları) Adanaya gitmesi lazım, sıra onda diyordu, (halbuki gitmesi gereken başka biri vardı, işten anlamadığı için benim gitmemi istiyordu.)
Kendiseyle daha önce kavga etmiş birbirimizden davacı olmuş ve ben onu hakkında dilekçe vermiştim, geçmiş gün dengesiz bir kişiliği vardı ve astlarına zevk için hapis verip, sicillerinle oynuyordu, askerlikte bir kural vardı ilk amirin sizin vermezse, ondan sonraki üstlerde vermezdi.
Ve ben en büyük amirin önüne dilekçeyi koyup, ben gidiyorum dedim..ve gittim
nasıl işlem yaparlarsa yapsınlar hesabından. Ankara da tayin işlerini halledip üç gün sonra döndüm. artık eşimin öğretmenlik işi tamamdı.
10.eylül günü mesaiye gidip ben geldim, hangi görev olursa giderim dedim, kimse hiç bir şey demiyordu, ceyar ilhan sanki kaçacakmışım gibi başıma bir görevli verip, o gün ki ilk uçakla beni adana'ya gönderdi, görürsün sen der gibi kin ve nefret dolu bakışları üzerimdeydi, uçak o akşam verilen emir gereği Merzifonda kaldı, geceyi merzifonda geçirdik, Merzifon şarabı ve güzel bir akşam yemeği ve orada rastladığım arkadaşlarım o an herşeyi unutturdu bana.
11 eylül. Sabah rotamız Konya ve sonra Adana idi, Adana'nın havası çok rutubetli, sıcağıda pistin üzerinden alevler çıkarıyordu adeta, uçaktan indikten sonra görev yerim ve arkadaşlarımın yanına gittim, öğle yemeğine yetişemediğimin için kantinden tost gibi bir şeyler yedim, sonra yatacak yerimi ayarlarken bazı arkadaşlar valizlerini toplamağa çalışıyordu,
- Hayrola dedim sizin görev bittimi, ne bu hazırlık..
-Dönüyoruz dedi birisi mesaj geldi, hepimiz acil dönüyoruz.
-allah allah dedim, yeni geldik, onbaşılara gidip daha rakı içeceğiz.
Onbaşılar o zamanlar Adananın en meşhur kebabçısıydı ve biz buraya gelince genellikle eski saatin orada ki eski onbaşılara giderdik.
Ben onbaşılar kebab hayalleri kurarken, bizi alıp Diyarbakır'a götürecek nakliye uçakları kızgın piste tekerlerini koymağa başlamıştı bile.
O gece saat 23.00'e kadar tüm uçaklarımızı gönderip, bizde 02.00 cıvarında D.bakır pistine ayak bastık, üste yoğun bir faaliyet vardı ve komutan tüm birliği toplayıp
12.eylül..bugün TSK'nın ülke yönetimine el koyduğunu açıkladı.*
yani 12 darbesi,12 eylül cuntası..ne derseniz deyin..
Herkese sırayla silah dağıtmağa başladılar, sıra bana gelince, bizim ceyar ilhan
- ona silah vermeyin demez mi..
- silahımı verin dedim, eğer sakıncalıysam tutuklatın..
Ters bakışlar altında silahı aldım ve yürüdüm gittim.
o yıllarda askerde, subayda olsak herkesin bir görüşü vardı, nitelikler okuduğu kitap ve gazetelerle birbirine yansır, iletişim hemen kurulurdu, sağcı sağcıyla ,solcu solcuyla daha iyi bütünleşirdi, fikir ayrılıkları tartışmadan ileri gitmezdi, o anda güçlü mevkisi olan bunu kullanırdı, yani siciller düşük olur, istekler yokuşa sürülürdü, kendi adamları daha rahat yerde çalışırdı,hele bir grup vardı ki suya sabuna dokunmadan sessizce çalışırdı, kimseye bulaşmazlardı ve bugünlerde ki başarı grafiklerinin yüksekliği sanki o günlerde yapılan bu çalışmalardı, ama bu ordu içinde, şu anda ki ülkede ki durum gibi olamamıştı.
Ortalık normale döndükten sonra ceyar ilhan, öküz altında buzağı var misali, gibi sudan sebeblerle 14 gün yasal olarak üst limit verme hakkı olan hapis cezasını verdi bana, ve bende hiç itiraz etmeden, üst disiplin evinde paşalar gibi yattım.
o yıllarda rah.erk kardeşim İst.Üni.İşl.fak.okuyor ve olaylar nedeniyle sol dernek davalarından yargılanıyordu, tutuklandı, girdi, bereat etti çıktı, okulu bitirdikten sonra uzun müddet işsiz kaldı, hala internette dava dosyalarından ismi silinmedi.
ve 1992 yılında 3 ay evliyken bir kaza sonuçu kaybettik kendisini...
12 eylül'ün böyle anıları var bende işte..